Aydınlar AKP dayatmasına karşı

12 Eylül referandumuna yönelik ortak bir 'hayır deklarasyonu' kaleme alan EMEP, Halkevleri, ÖDP ve TKP temsilcileri ile deklarasyona imzalarıyla destek veren aydın ve sanatçılar Beyoğlu SES tiyatrosunda bir araya geldi.
Pazartesi, 16 Ağustos 2010 10:49

SES tiyatrosundaki buluşmaya katılan çok sayıda aydın, sanatçı, sendikacı, imza verdikleri deklarasyon metninin kamuoyuna duyurulduğu etkinlikte 12 Eylül referandumuna neden ‘hayır’ dediklerini bir kez daha anlattılar.

Nejat Yavaşoğulları – Müzisyen
Günümüzde şöyle bir şey oldu. Oy vermek adeta sırçadan saray haline geldi ya da oyla seçilmek. Örneğin, “eşcinselleri Marmara’da ıssız bir adaya terkedelim mi” diye bir referandum yapılsa bunun neticesi “evet” çıkar. Ancak bu durum, kararın doğru ve demokratik olduğu anlamına gelmez. Tıpkı, İsviçre’ye cami yapılıp yapılmaması oylandığında “hayır” çıkması gibi. Bilimsel aklın ulaşmış olduğu aşamayı kaderci bir felsefenin elinde olan büyük bir kitlenin değerlendirmesi o kadar kolay değil. O yüzden düşüncem şu bu konuların referandumla gündeme gelmemesi gerekir. Şeriat gelsin diye sonuçlanan bir referandumun ardından, şeriatın uygulanması savunulamaz.

Şu anki referanduma gelirsek, 26 maddenin “evet” mi “hayır” mı diye oylatılması bana göre hiç demokratik değil. Yargı kurumlarında öngörülen değişiklik Türkiye’de iktidara gelecek olan partileri denetimsiz bırakabilir faşizme daha müsait bir yapı oluşturabilir. Çünkü yargı yasama ve yürütmenin birbirini kontrol ederek ve dengeleyerek demokratik bir yapı oluşturmasını beklemek daha doğru bir durum. Bu iktidar 12 Eylül’e karşıyız diyor. Bu iktidarın mensuplarının 12 Eylül Anayasası’na “evet” diyen yüzde 92 içinde olduğuna eminim. “Komünistler Moskova”ya diyen bunlardı. Bütün bunlar 12 Eylül’ün mahsulü zaten. Böylesi bir yapıdan 12 Eylül’le hesaplaşma beklemek anlamsızdır.
AKP’nin peşinden koşanların tarihte AKP’nin gittiği konuma, tarihin AKP’ye verdiği konuma beraber gideceklerini bilmeleri gerekiyor.

Erhan Karaçay – Elektrik Mühendisleri Odası
Anayasa değişikliği hakkında, oda olarak hazırladığımız bir broşür var. Bugüne kadar enerji alanında gerçekleşen özelleştirmelerin bazılarını iptal ettirdik, yürüttüğümüz hukuk mücadelesi ile.

Referandumda “evet” çıkması ile beraber bizim açımızdan yargıya başvurma, oradan sonuç alma olasılığı ortadan kalkacak. Değişiklik paketinde yer alan birden fazla sendikaya üye olunması yetkili sendikaların işlevsiz hale gelmesine yol açacağı gibi güdümlü sendikacılığın da yerleşmesine yol açacak. 125. maddede yapılması planlanan değişiklik çevre katliamının önünü açacak.

Demokratikleşme adı altında gösterilen değişikliklere kanmamak gerekir. Yaşam alanının, çalışma alanının daraltılması anlamına gelecek düzenlemeler söz konusudur. Örneğin grevsiz “toplu sözleşme” maddesi, uluslararası sözleşmelere dayanılarak gerçekleştirilen grevlerin önünü kapayacak. Bu da grevli toplu sözleşmeli sendikal hakkın önünün kapatılması anlamına geliyor.

Bu Çarşamba, EMO’da BEDAŞ’ın özelleştirilme süreci ile ilgili bir basın açıklaması yapacağımızı duyurmak istiyorum.

Şadi Ozansu – Türkiye Birleşik İşçi Partisi (TBİP)

Bu birlikteliği anti-emperyalist bir cephenin inşasında temel adımlardan biri olarak görüyorum. Tabii ortak metinde bundan hiç söz edilmemiş olmasını da bir zaaf olarak görüyorum. Anayasa değişiklik paketinin tamamını emperyalizmin ihtiyaçları doğrultusunda bir paket olarak görüyorum. Eğer “evet” kazanırsa bunun devamı gelecektir. Ve seçimlerden sonra muhtemelen AKP ile CHP’nin bir arada gerici, liberal bir Avrupa Birliği anayasasını gündeme getireceklerini düşünüyorum. “Hayır”ın kazanması bu planın darbe yemesi demektir.

Gülsen Tuncer – Sinema ve tiyatro sanatçısı, Öğretim görevlisi

Bu birlikteliği büyük bir coşku ile alkışlıyorum. Tarihi okuduğumuz zaman da birleşik cephe uygulamasının ne kadar doğru bir şey olduğunu görüyoruz. Bugün burada ortak müşterek, emperyalizmin işbirlikçi iktidar eliyle bize dayattığı ülke olarak geriye düşüş projesine karşı mücadeledir.

Tabii ki bu anayasa maddelerini teker teker irdeleyip değerlendirecek güçteyiz. Ama basit bir formülle niçin “hayır” dediğimizin bir göstergesi şu olmalıdır eğer bu taslağa işverenler, Fethullah Gülen, 12 Eylül’ü alkışlayanlar, Sorosçular “evet” diyorsa “hayır” demeliyiz bu çok açık.
Gün, yurtseverliğimizi ülke yararları için değerlendireceğimiz gündür. Bütün emekçiler, bütün yurtsever emekçiler aynı cephede buluşmalıdır. Yaşamdan yana olanları kucaklıyorum.

Engin Ayça – Yönetmen

Benim son belgesel filmimin adı “birleştik tek el olduk.” Bu birleştirme olayının oluşturduğu güç bir işe yaradı. AKP’nin dayattığı esnek çalışma sistemi şimdilik durdurulabildi. Bu bize birleşmenin oluşturduğu gücün sonuca ulaşabileceğini kanıtladı. Dün nasıl TEKEL işçilerinin davasında birleştiysek AKP’ye karşı bugün de yine birleşip “hayır” diyeceğiz AKP’ye karşı.

Ender Yiğit – Tiyatro oyuncusu
Ey yalnız ve geri bırakılmış Türkiye’nin emekçi halkı bugün üzerinde yaşadığımız güzel ülkemiz içerden ve dışarıdan kuşatılmış durumda. 85 yıl önce dünyanın ilk anti-emperyalist kurtuluş savaşını vererek kovaladığımız emperyalist güçler yine içimizden yeni işbirlikçiler bulup bizi teslim almaya çalışıyorlar. Şu anda ülkemiz AB ve ABD emperyalistlerinin hizmetkarı olan islamcı faşizmin tehdidi altındadır. 12 Eylül Anayasa oylaması bir yutturmacadır. Aslında oylanacak olan Türkiye’nin geleceğidir ya var olacağız ya yok olacağız. Ülkenin bölünmesini istemiyorsan, yer üstü ve yer altı kaynaklarının dünya süper güçlerine peşkeş çekilmesini istemiyorsan bu gerici girişime “hayır” de.

Ey kendini bu oylamada “boykotçu” ilan edenler emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçisi islamcı faşistlerin değirmenine su taşımayın. Gerçek demokrasi, gerçek özgürlük, gerçek yurtseverlik için hayır, hayır, hayır!

700'ün üzerinde aydın ve sanatçının imza verdiği deklarasyon metnine ilişkin habere şu linkten ulaşabilirsiniz: http://haber.sol.org.tr/soldakiler/soldan-onemli-hamle-ortak-hayir-dekla...

(soL-Haber Merkezi)