Sol, ‘açılım’ı ve ‘dönüş’ü nasıl değerlendiriyor?

Sol, “dönüş” değerlendirmelerinde, sürecin bundan sonrasına odaklanıyor. Konuya farklı yaklaşımlar görülürken, “Devletin operasyonları durdurması” ve “Kürt halkının taleplerinin karşılanması”nda ortaklaşılıyor.

Türkiye solu, “demokratik açılım”ın büyük yankı uyandıran “dönüş” ayağındaki gelişmelere yönelik değerlendirmelerinde, sürecin bundan sonrasındaki olasılıklara ağırlık veriyor.

Devletin bütün operasyonları durdurması, DTP’ye dönük baskılara son verilmesi ve Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerinin derhal karşılanması gerektiği üzerinde ortaklaşıldığı görülüyor. Ancak, sol parti ve örgütlerin yaklaşımlarında önemli faklılıklar da mevcut.

Sol parti ve örgütler, yurda dönen PKK temsilcilerinin tutuklanmamasını önemli ve olumlu bir gelişme olarak karşılarken, devletin sınır içi ve ötesinde yürüttüğü tüm operasyonların ve DTP yöneticilerine karşı uygulanan baskıların sonlandırılması gerektiğini ifade ediyorlar. Kürt halkının ana dilde eğitim, Kürt dili üzerindeki kısıtlamaların kalkması, Anayasa ve yasaların şoven hükümlerden temizlenmesi gibi taleplerinin karşılanması noktasında buluşuluyor.

Ancak, “açılım” sürecinin “Kürt sorununun çözümü” açısından ne anlama geldiği ile, ABD, AKP ve PKK’nın süreçteki rolüne dair değerlendirmelerdeki vurgu farklılıkları, temel ayrışma noktalarını oluşturuyor.

TKP: “ABD planları ile Kürt’lerin özgürlük talepleri ayrılmalı”
Türkiye Komünist Partisi (TKP) tarafından dün yapılan değerlendirmede, “dönüş”ü de içine alan “açılımın” ABD’nin bölgeyi yeniden yapılandırma planları çerçevesinde gerçekleştirildiğine dikkat çekilerek, emperyalist çıkarlar doğrultusunda Kürt sorunundan “yararlanıldığı” vurgulanıyor. AKP’nin rolünün “icracı” olmakla sınırlı bulunduğu ifade edilirken, “açılım” sürecine, Kürt sorununun çözümüne dair anlam yüklemenin imkansızlığına değiniliyor.

“Kürt sorununun Amerikan icadı olduğu” yönündeki tezi “Türk milliyetçiliğinin büyük bir yalanı” olarak niteleyen TKP, Kürt halkının eşitlik ve özgürlük sorununa ilişkin taleplerinin derhal yerine getirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kürt sorununun ulusal boyutunun yanında sınıfsal temellerine dikkat çeken TKP, özellikle “Kürt sorununda çözüm yolunun açıldığına ilişkin düşünceyi kesinlikle paylaşmadığının” altını çizerken, bu değerlendirmesiyle kimi sol unsurlardan da ayrılmakta.

“Hangi planın yürürlükte olduğuna ilişkin uyarı yapma ve bu plana karşı her ulustan emekçileri örgütleme görevini neredeyse tek başına yerine getirme” kararlılığının altını çizen TKP, “Kürtlerin eşitlik ve özgürlük talebinin ancak Türk ve Kürt emekçilerinin emperyalizm ve gericiliğe karşı mücadelesi içinde gerçek değerini bulacağına” işaret ediyor.
Son olarak, “yıllarca ezilen, dışlanan, katledilen, sürülen Kürt yoksullarının bugün muhatap alınmanın, bazı taleplerinin karşılanabilir olmasının heyecanını yaşadığına” değinilen TKP açıklamasında, bu heyecanın Türk milliyetçiliğinin tırmanışı ile kesintiye uğrama riskine dikkat çekilerek, bunu önlemek için mücadelenin mutlaka sınıfsal bir eksene çekilmesi gerektiği ifade ediliyor.

ÖDP: “Demokratik açılım sürecinin önünü açması bakımından önemsiyoruz”
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş, PKK örgütünün Abdullah Öcalan‘ın kararıyla Türkiye‘ye barış grubu göndermesini, “demokratik açılım sürecinin önünü açması bakımından önemsediklerini” belirtiyor.

“Son dönemde demokratik açılım denilen sürecin tıkanarak terör sorununa hapsedildiğine” değinen Taş, “bu umutsuzluk ortamında Abdullah Öcalan’dan gelen yeni hamle sürecin önünü açtı, yeniden barış umutlarını yükseltti. Bu açıdan olumlu” diyor.

Taş ayrıca, “PKK’nin bu hamlelerinin bir tür teslimiyet ve pişmanlık olarak algılanmamasının, tersine, yeni bir sürecin önünü açacak girişimler olarak değerlendirilmesinin, önümüzdeki dönem bu sorunun kalıcı çözümü açısından olumlu olacağını” savunuyor.

“Kürt hareketinin öne sürdüğü taleplerin silahlı mücadeleyi gerektirecek talepler olmaktan çıktığını, bunu PKK‘nin de gördüğünü” belirten Taş, “PKK, bağımsız Kürt devleti taleplerinden vazgeçti artık. Anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kimliğe dayalı olmayan anayasal yurttaşlık gibi bizim açımızdan da kabul edilebilir talepleri var. Devletin, 1999’da olduğu gibi Öcalan‘ın yakalandığı süreçte, yendik-ezdik yaklaşımını tekrarlamaması lazım” diyor.

“Ölümlerin eşliğinde, çatışmaların gölgesinde barış ve çözüm mümkün olmaz. Bu gelişlere paralel gelişler de söz konusu olacaktır. Devletin artık operasyonlara son vermesi, DTP‘lileri tutuklamaya son vermesi önemli” diyen Taş, şunları söylüyor:

“Pişmanlık Yasası bu heyete dayatılmamalı. Bir politik gerekçeyle dağdalar. Esasen bu gerekçelere neden olan koşulların değişmesi gerekli. Heyetin serbest bırakılması, toplumsal yaşama katılması ve mesajlarının da iletilmesinin sağlanması bundan sonraki süreç açısından önemli. Bu, ana muhalefet partisi ve MHP‘nin ‘silahları bıraksınlar’ yaklaşımını ve milliyetçi şoven atmosferi de kıracak sonuçları da yaratacaktır.”

Genel Başkan Alper Taş’ın değerlendirmeleri çerçevesinde ÖDP’nin Kürt sorununu ağırlıklı olarak bir kimlik sorunu olarak tanımlama eğiliminde olduğu ve süreçte belli adımların atılmasıyla çözüme yaklaşılabileceğine dair umut taşıdığı gözleniyor.

EMEP: “Barış girişimleri karşılıksız kalmasın”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel imzasıyla yapılan açıklamada, “barış girişimleri karşılıksız kalmasın” denilerek, hükümet “açılım” konusunda adım atmaya çağrılıyor.

Kandil Dağı ve Mahmur Mülteci Kampı’ndan gelen “Barış ve Demokratik Çözüm Grubu”nun “açılım tartışmalarındaki kısır döngüyü yeni bir aşamaya taşıdığı” savunulurken, Kürt halkının bu adıma verdiği güçlü desteğin önemine değiniliyor.

“AKP hükümetinin oyalama, CHP’nin şoven ve statükocu tutumuna, MHP’nın ırkçı yaklaşımına rağmen, Türkiye halkı barış ve demokratikleşme yönünde adımların atılmasını istemektedir” görüşü dile getirilerek, “Kürt halkının attığı bu barışçı adım, 1999’daki gibi heba edilmemelidir. Çatışmalara son vermek üzere hükümet zaman yitirmeden ‘açılım’ yönünde adım atmalıdır” deniliyor.

“Kürt halkının dil, kültür ve kimlik taleplerinin karşılanması için birleşik mücadeleyi büyütmek görevi”nin işçi ve emekçilerde olduğu vurgulanarak, “Kürt sorunun barış ve demokratik yola girmesini sağlayacak olan, tüm işçi ve emekçiler için daha yaşanır bir Türkiye'nin yolunu açmak, Türk ve Kürt halkının, tüm işçi ve emekçilerin ortak mücadelesinden geçmektedir” görüşüne yer veriliyor.

Ortak basın açıklaması
Önceki gün Ankara’da çeşitli parti ve örgütlerin katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Aralarında İHD Ankara Şubesi, 78’liler Girişimi, Devrimci 78’liler Federasyonu, Barış Meclisi, Kürt-Der, EMEP, SDP ve DTP Ankara İl örgütlerinin de bulunduğu kitle örgütleri ve siyasi partiler, “Türkiye’ye gelen barış grubunun önemli bir fırsat olduğunu” ve “bu kez fırsatın kaçırılmaması gerektiğini” ifade ettiler. Hükümete, “Habur’dan uzanan barış elini tutun” çağrısında bulundular.

Halkevleri ve Halk Cephesi’nden henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), “Maxmur ve Kandil’den gelen barış elçilerini selamladığını” duyurdu. “Kürt halkının temsilcilerine Türkiye’den destek vereceklerini” bildiren ESP, "Türkiyeli işçi ve emekçilere, barış elçilerini coğrafyanın dört bir yanında layıkıyla karşılama" çağrısı yaptı.
(soL - Haber Merkezi)

İlgili haberler: 
Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

Yorumlar - Bu habere 24 yorum yapıldı

SOL'un Devrimci Görevleri ve Komünist Tutum

Bu andan itibaren daha şiddetli biçimde, bu sürecin evrildiği ve sonuçlandığı noktada olacaklar ile ilgili özellikle kürt yoksulları ve ilericilerine ısrarla anlatılması gerekenler var.
Ortaya çıkacak gerçekleri anlatmanın devrimci bir görev, komünist bir tutum olacağını unutmadan sormak gerekir;
*Sürecin sonunda, hatta şu anda bile sakarya da bir yerlerde kürt olduğu için, linç edilebilme olasılığı yüksek olan emekçi kürt, ''Biz özgürleşmemişmiydik?'' diye sormayacakmıdır?
*Bir kamyon kasasında Adana da pamuk toplamaya, Ordu da fındık toplamaya giderken, yaşamını yitiren mevsimlik kürt emekçilerinin aileleri ''bize düşen ne oldu?'' demeyecek midir?
*Dönüş'ün olduğu gün ve sonraki günlerde uygulanan onlarca gözaltının ne anlama geldiği sorgulanmayacakmıdır?
*Bir aşiret ağasının topraklarında karın tokluğuna çalışan kürt tarım işçisi için değişen ne olacaktır?
*Ülkenin batısındaki emekçilere reva görülen asgari ücret yerine, bölgede sermayenin yerleşmesi ile batıdaki sınıf kardeşinden daha düşük bir ücret (bölgesel asgari ücret)ile sefaletin kat be kat arttığını gören kürt işçisi ''Hani benim ekmeğim nerde?'' diye sormayacakmıdır? Sonuçlar çoğaltılabilir...
Sınıfsal tutum ve devrimci görevlerimizden bir milim geri basmadan ısrarla bunları anlatmak gerekiyor.TKP'nin altını çizdiği ''ABD'nin emperyalist planları ile Kürtlerin özgürlük talepleri birbirinden ayrılmalı''gerçeğini merkeze koyarak mücadele edilmeden Kürtler ve emekçi halklarımız özgür olamayacaktır.

Sınıf, Barış Çubuğu ve Açık Yazılar..

TKP dışındaki partilerin açıklamasında Emperyalizmden bahsedilmiyor; doğru ama ÖDP'nin açıklamasında sınıftan da bahsedilmiyor. Yine en yakın açıklama EMEP'inki olmuş.
Açılımcılara bir soru: Soluk benizliler yok edene kadar Kızılderilerle kaç kez barış çubuğu tüttürdü?
Okuyan ve Güler'in son yazılarını okuyun her şey açık...

ergenekon ....

evet mustafa balbay ,haberal darbeci .7 köyün ağaları 2 eşli başkanlar ilerici .ne zaman kuyruk olmaktan kurtulunacak .bu gidişle zor .

Ayrımları Yapamayan Siyaset

TKP,öncelikle bir ayrım yapmalı:Devrimcilikle Liberalizm arasında ayrım.Emperyalizmle Türkiye arasında ayrım.
Bu ayrımları yapamayan bir siyasal önderlik,bunun yerine ikircimli politikalar izlerse siyasal öncülük yapmış olmaz.

evet haklısın beyin takımı

evet haklısın beyin takımı dedigin ergenekoncular suyun basını tutmaya devam etselerdi(çunku bugune kadar suyun basını tutuyorlardı)bu surec elbette baslamazdı..ergenekon operasyonunun ülkenın demokrasiye kavusması ıcın yapılmadıgını elbette bılıyoruz çunku o yetmez 12eylulculer ve zıhnıyetıde yargılanmalıydı.sonkullanma tarıhı gecmıs cetelerın atılması yetmıyecegını bılırız vede bu demokrası mucadelesını bu ergenekon ve statukonun darbenın cocugu olan akp yapamayacagınıda bılırız ama bıseyı de ıyıbılırız bu ulkede solcuyum dıyen hıc kımse bugun tutuklanan ıcerde olan ınsanların avukatlıgını yada onların yurtsever vatan sever oldugunu anlatmaya kalkmasın bunlar degıl mı yıllardır bu ulkede solcuları ezen darbelerı savunan askerı vesayetcıler..en az yargılayanlar kadar ellerı kanlılardır (özellıkle bır cogu)...onlar olsa olsa nazımın ben vatanhayınıyım dedıgı sıırındekı vatan severlerdir....

İlerici hereketleri sınıflar yapar

Tarihsel uygunluk yasası sosyalistler eliyle işletilmeyince, emperyalist odaklarca yönlendirilir.Kürt kardeşlerimizin, yaşadıkları bu toprakların Milli Mücadele ile kurtarılmasında büyük payı var ama onlar kurtuluşuna katıldıkları bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı olmaktan kurtulamadılar. Kürtler için ‘Onlar bizim Kızılderililerimizdi’ diyerek, eziyetlerini itiraf edenler olmuştur.Türkiye’de emek sınıfı yıllardır sömürülürken, Kürtler kültürel olarak da sömürüldüler;iki kez ezildiler. Öte yandan, süreçte odak olan PKK’nın geçmişine de bakmalı. Bu örgütün,1994'teki kongrede, bayrağındaki orak-çekiç simgesini çıkarıp yerine özgürlük meşalesi koyduğunu biliyoruz. Liberalizmin simgesi olan bir obje. Bu değişimin ardından PKK yöneticileri,orak-çekiç’i arkaik bulduklarını söylemişlerdi. Maddenin ruhundan bahsedenler olmuştu. Anti-materyalist ve liberal vurgularla AB ve ABD’ye göz kırpılıyordu. Orak-çekiç’le simgelenen bir düşünce ve eylemin, özellikle 1989 sonrasında,dünyadan destek almayacağı kesindi.Merkezinde liberal anlayışın olduğu süreç iyi olabilir mi? Bence kuşkulu. Türkiye’nin bir emek cumhuriyeti olmamasından kaynaklanan bu sorunun çözümünde,emperyalist amaçlı sapmalara taviz vermeden sürece destek olmak gerekir.Kürt grupların homojen bir yapıya sahip olmadığını da düşünüyorum. Bir kısmı emperyalizme açık ama o kesim sosyalist bir dinamikle elenirse, süreç ileri olabilir.

aynı hata

80 öncesi duygusal davranan, sosyalizme giden yolda işçi sınıfı mücadelesinin yanına kürt meselesenide koyan türk solu kazık yemiştir.sosyalistim diyen bölge "aydın"ları feodal yapılarını kıramamış, yani sosyalist olamamış, sonradan oluşturulan kimlik bilinci ile milliyetçi olmuşlardır.o zamanlar düşülen hataya bir kısım kendini sol sayan yurttaşlar yine düşmekte yada bilerek böyle davranmaktalar.o adamların işçi sınıfı, insan hakları, sömürü,birlikte yaşam gibi dertleri yok, neden böyle davranılır anlamam.ayrıca ergenekonun ilk dalgalarında bu operasyonun kürt meselesi ile ilgili olduğunu söyeleyenler komplocu olmakla yaftalanmıştı, gerçek dağ gibi göz önünde.solcuyum diyen adamın ağzından anti-emperyalizm düşmüyor ancak kürt meselesinde çözümün emperyalist olduğunu daha nasıl anlamaları gerekiyor, bilmiyorum.

bu gün yaşananlar abd nin bop

bu gün yaşananlar abd nin bop politikasının sahneye konmasından başka bir şey değildir.bunlar mı kürtlere özgürlük getirecek kürtlerin aç karnını doyuracak.ne barışı hangi barış.başkentimize hoşgeldiniz pankartıyla karşılananların ipleride onların gelmesini olumlu gelişme olarak yorumlayanlarında ipleri abd nin elinde.kimse özgürlükmüş ezilen ulusmuş gibi beylik laflarla çıkmasın ortaya.giden vatandır beyler kanla kazandık böyle mi kaybedeceğiz.yazıklar olsun.bir şehit yakını olarak tüm bu maskaralığı reddediyor ve lanetliyorum.

değişen ne

TİP'in "Kürt halkı vardır" dediği için kapatıldığını bugün kim hatırlıyor?Hatta kendine solcu diyenler de dahil!Behice Boran'ın Urfa milletvekili olarak meclise seçildiğini kim hatırlıyor!Kürt Sorunu konusunda takındığı tavır yüzünden kaç tane sol parti kapatıldı?Lütfen Türkiye sosyalistlerine haksızlık yapmayalım.Ne demek "...Sol kürt meselesinde aldığı duruştan dolayı halk olamamıştır"...Her zaman Kürt halkının yanında olduk!Sol nasıl bu kadar emperyalizm körü oldu? Asıl tartışılması gereken bu!

bu açılım amnerikan emriyle

bu açılım amnerikan emriyle yapılmıştır.Amerika BOP projesi kapsamında türkiye hiamyesinde bir kürdistan(2. israil)yaratma peşindedir.Yapılan açılımların hepsinin tek tek ABDullah gül ile Colin Powell arasında imzalanan sözleşmenin maddeleri olması bunun yeterli kanıtıdır.Açılımlar bu ülkeyi etnik kökende bölmek amacıyla yapılmakta,asıl sorun olan ağalarla emperyalistlerin işbirliğinde yurtseverleri içeri atarak gerçekleşmektedir.Fakat unuttukları bu ülkenin devrimle kurulduğu ve ukranya gürcistan gibi bir yer olmadığı.