'Melek yüzlü' Kanada ve Latin Amerika'daki sömürü çarkı

Şu anki Kanada Başbakanı olan Justin Trudeau kendini feminist ve LGBTQ+ hakları destekçisi olarak tanımlasa da, konu doğal kaynaklar endüstrisine geldiğinde, işler aynen devam etmekte. Örneğin 2016 yılında, Batı Kanada’daki yeni iki petrol boru hattına Trudeau onay verdi.
Çeviri: Erdem Akyol
Cumartesi, 16 Eylül 2017 08:51

soL'un notu: The Canary'den Tamara Micner'in yazdığı bu makale, dünya çapında bazı solcuları yumuşak yüzü, yakışıklılığı ve kimlik politikaları nedeniyle etkileyen Kanada'nın liberal lideri Justin Trudeau'nun, aslında Kanadalı tekellerin bir temsilcisi olduğunu gözler önüne seriyor. "Hoşgörülü" Kanada ve lideri, söz konusu olan şey Latin Amerika'nın maden zenginlikleriyse, gerçek yüzünü göstermeye başlıyor.


Kibarlık ve hoşgörü konusunda güzel bir üne sahip olan Kanada, konu Latin Amerika olduğunda bu stereotipin oldukça dışında hareket ediyor. Çünkü Kanada’nın madencilik endüstrisi, kar hırsıyla hem yerli halkların haklarını ihlal ediyor, hem de Latin Amerika’da çevreyi mahvediyor ve bu konuda Kanada hükümeti neredeyse hiçbir şey yapmıyor.

Yerli halk ise bu istismarcı maden şirketlerine karşı ayağa kalkıyor ve büyük bir zafer kazanmaya çok yakın.

KANADA'NIN 'BÜYÜYEN' MADENCİLİK ENDÜSTRİSİ

Madencilik Kanada için önemli bir sektör. Dünyadaki petrol, gaz ve madencilik sektörlerinin %50’sinin merkezi bu ülkede bulunmaktadır. Hükümetin ifade ettiği şekliyle, Kanada’nın “büyüyen madencilik sektörü” ülkenin ihracatının beşte birini oluşturuyor. Madenciliğin Kanı: Latin Amerika’da Kanada Emperyalizmi adlı kitabın yazarı, Kanadalı siyasal iktisatçı Jeffery Webber, The Canary’e verdiği demeçte Kanada’nın dünyada açık arayla en büyük madencilik sektörüne sahip ülke olduğunu söyledi.

Hata olmasın: Kanada güçlü ve zengin bir ülke. G7’nin bir parçası ve 1.5 trilyon dolar tutarında bir ekonomiye sahip. Ayrıca dünyada yaşam standardı sıralamasında 24. konumda. Kanada’da yıllık ortalama ücret (veya kişi başına düşen GSYİH) £37,726 – Peru için bu tutar £4,623 ve Guatemala için de  £3,171.

Bu veri ortalama bir Kanadalının, ortalama bir Guatemalalıya göre on kat daha zengin olduğunu göstermekte. Ve konu Latin Amerika’ya geldiğinde diyor Webber:

Buna direnç var. Kanada’nın ülkede maden çıkartmasına karşı oluşmuş yüzlerce hareket bulunuyor.

KONTROLÜN GERİ ALINMASI

Örneğin, 23 Ağustos tarihinde, Peru’da yerli halk, yağ bidonlarının ve Ekvator sınırındaki büyük bir petrol sahasındaki diğer tesislerin kontrolünü ele geçirdi ve hükümetten Kanadalı Frontere Energy Corp ile topraklarında petrol arama anlaşması imzalamadan önce yerli halkın hakları konusunda harekete geçmesini talep etti.

Block 192 adındaki petrol sahası, Amazon’a akan Maranon nehri boyunca uzanıyor. Peru kanunları uyarınca, hükümetin yerli halkı etkileyebilecek doğal kaynak projelerini onaylamadan önce yerli halkın görüşünü alması gerekiyor.

Peru’nun başkenti Lima’da yabancı basın kuruluşlarına konuşan yerli lider Aurelio Chino şunları söyledi:

Biz topraklarımızda petrol aranmasına karşı değiliz. Biz sadece topraklarımızda arama haklarını 30 yıllığına Blok 192’ye satmadan önce bize danışılmasını istiyoruz. Eğer yapmazlarsa, kardeşlerimiz ayağa kalkacak ve isyan mızraklarını çıkartacak.

BÜYÜK HAKSIZLIKLAR VE DÖNÜM NOKTASI BİR DAVA

Dünyanın her yerinde, hükümet politikaları ve doğal kaynak endüstrileri insanları kaynakları zengin olan bölgelerden tahliye ederek “kalkınma” projelerine izin veriyor. Şu anda, yılda yaklaşık 15 milyon insan topraklarından ediliyor.

Bu sırada Kanada’da, dönüm noktası oluşturacak bir dava sonuçlanmak üzere. Bu davada yurtdışında insanları topraklarından etmek ve diğer suiistimaller hakkında tarihte ilk kez  Kanadalı bir maden şirketinin yasal olarak sorumlu tutulacak.

Guatemala’da bir grup yerli Hudbay Minerals şirketini ihmal dolayısıyla dava ediyor. 2007 yılında, arazisi şirkete ait olan bir köyden orada yaşamakta olan yerli halk tahliye edilmişti ve 11 kadın toplu tecavüze maruz kalmıştı.

O dönemin Kanada başbakanı Stephan Harperdı. Webber, The Canary’e verdiği demeçte, Harper yönetimi altında Kanada’nın, Latin Amerika’daki çıkarlarını korumak için bütün bir devlet olarak, elçilikler, yabancı yardımlar ve bakanlık ağlarıyla hareket ettiğini belirtti.

KANADA'NIN YURT DIŞINDAKİ SABIKALI FAALİYETLERİ

Kanadalı dergi The Walrus hükümetin müdahaleleri konusunda benzer bulgulara ulaşmıştı:

Bilgiye Erişim Yasası kapsamında yapılan talepler sonucunda ulaşılan belgeler (Kanada) elçiliğinin Kanadalı şirketlerin faaliyetleri için tercih edilebilir bir ortam yaratılması konusunda aktif faaliyet yürüttüğünü göstermektedir… Maya toplulukları ile Kanadalı şirketler arasında toprak konusundaki karşı karşıya gelişlerde, elçilik, kendi iç yazışmalarında yerli halktan “işgalciler” olarak bahsedecek seviyeye gelmiştir.

Yarım Küre İlişkileri Konseyi (ABD'li bir thinktank kuruluşu) de 2014 yılında şöyle yazmıştı:

Kanada hükümeti, Kanadalı şirketlerin çevre ve insan haklarına saygı duymasını talep etmeksizin madencilik endüstrisini aktif olarak desteklemektedir.

Aynı sırada, Guatemala Çevresel, Sosyal ve Hukuki Eylem Merkezi, Guatemala’daki Kanada elçiliğinin eylemlerini yasadışı olarak nitelemişti. 2017 Temmuz ayında, Guatemala mahkemeleri Escobal gümüş madeninin faaliyetlerini, ayrımcılık yapıldığı ve faaliyetlerden etkilenen topraklarda yaşayan yerli topluluklarına danışılmadığı suçlamasıyla durdurmuştu.

Bugüne kadar, Kanada hükümeti yurtdışında faaliyet gösteren şirketlerin kendi belirledikleri “şirket sosyal sorumluluk” şartlarına uyarak faaliyet yürütmesine izin vermekteydi. Webber The Canary’e şunları söyledi:

Kanadalı şirketleri yurtdışındaki faaliyetleri sırasında işledikleri suçlar dolayısıyla sorumlu tutacak bir yasal altyapı bulunmamaktadır.

BAŞKA BAŞBAKAN, AYNI UYGULAMALAR

Şu anki Kanada Başbakanı olan Justin Trudeau kendini feminist ve LGBTQ+ hakları destekçisi olarak tanımlasa da, konu doğal kaynaklar endüstrisine geldiğinde, işler aynen devam etmekte. Örneğin 2016 yılında, Batı Kanada’daki yeni iki petrol boru hattına Trudeau onay verdi.

Webber, The Canary’e, Trudeau’nun hükümetinin, Kanadalı şirketlerin Latin Amerika’daki faaliyetlerini desteklemek konusunda “Harper dönemindeki politikaların sürdürücüsü” olduğunu hatta bu desteğin Trudeau’nun Liberal Partisinin iktidarda olduğu 1990’lı yıllarda da artmış olduğunu belirtti. Webber:

“Değişik hükümetler döneminde kimlerin ve kimlerin çıkarlarının korunduğu konusunda her zaman sürekliliğini koruyan yapısal bir karakter vardır. Trudeau bu konuda Stephan Harper’a göre çok daha karizmatik ve ideolojik olarak uluslararası kamuoyunu çok daha iyi ikna ediyor ve birçok noktada Harper yönetimiyle olan benzerliklerinin üzerini çok iyi örtüyor.”

Ve Kanada’nın Latin Amerika’da koruduğu en temel çıkar kardır.

Ancak eğer Kanada’daki dönüm noktası dava başarıya ulaşırsa, bu sektörlerin ülke dışında insanları ve çevreyi istismar etmesi konusunda hesap verebilir olması sağlanabilir. Ve bu büyük bir zafer anlamına gelecektir.