Sayfa yolu
Taraftar! (Vedat Altun)
Yayın Tarihi: 19.06.2013 , 11:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:57
Onların sihirli cümleleri, kelimeleri bizimkilere benzemez. Onlar çapulcuyu en çok kendilerine yakıştırırlar. Gocunmazlar da böbürlenmezler de. Basittir hayat. Karmaşık denklemlere gerek yoktur. Arkanı döndüğünde yaslanabileceğin bir arkadaş buluyorsan yeter, gerisi boştur.
İçkiyi iş olsun diye içmez onlar, bir anlamı vardır. Eskilerde kalan ama anlatıldıkça yenilenen. Yok o kadar da arabesk değillerdir, yeri geldiği zaman en enteli de onlardır en yaratıcısı da. İçki şişesini kırıp karşıdakinin kanının akıtmazlar ama vücudunun kanını ihtiyacı olanlara vermek için sırada beklerler.
Onların evi sokaklardır, tribün merdivenleridir, semt meyhaneleridir, plazanın üst katlarında bir ofistir, denize nazır bir ev ya da bodrum katında küflenmiş bir odadır. Onlar aslında çoktan birbirini buluşmuştur da bizim haberimiz yoktur. Dil, din, sınıf, ırk gözetmeksizin onlar bir ekmeği bölüşmesini öğrenmişlerdir de bilenimiz yoktur.
Mayısın 31 i, senenin 2013 ü, tabelalara kocaman bir 1 yazmıştır. Dakika 90 dır, uzatmalar oynanırken, herkes umudunu kesmişken, bu insanlardan bir şey olmaz diye kahredip köşesine çekilmişken, gol atmıştır onlar, dakika 90 da tam da 90 a.
Onlar hak aramayı bilet kuyruklarında sıra bekleyip bir bilet parası olmayan sokak çocuklarının yüzlerine baka baka öğrendiler. Onlar hak aramayı deplasmana giderken bir ekmeği paylaşırken öğrendiler. Onlar hak aramayı el emeği göz nuru koltuklarını localara terkederken öğrendiler.
Onlar zengin kıza aşık olan fakir oğlandı. Deli gibi seven ama mahallesinin kızına aşkını haykırmayı utanan masumluktu.
Mayıs’ın 31 i, senenin 2013 ü, tabelalara kocaman bir 1 yazmıştır. Bu cezaevinde duvara atılan son çentiktir. Ne silebilirsin ne de geriye dönebilirsin. Oysa ne çok isterlerdi onların tribünde hapsolup kaybolmalarını, ne çok isterlerdi sadece kendi renklerini görüp ‘hayatın renginden banane’ demelerini.
Onlar barikat olup biz de varız demediler, biz varız dediler. ‘Gelecekse ölüm senden, hoş gelmiş sefa gelmiş’ derken boşuna söylemedik dercesine, siper ettiler vücutlarını gerercesine.
Onlar Ahmed Arif’iz, Yılmaz Güney’iz halkız biz dediler. Haykırdılar. Alışıktılar bağırmaya, susmadan göğüslerini delercesine.
Mayıs’ın 31 i, senenin 2013 ü, tabelalara kocaman bir 1 yazmıştır. Bu içinde yıllarca biriktirdiği aşkın haykırışıdır sevgiliye. Çıkmıştır ağızdan bir kere. Ne pişmanlığın vardır, ne de dönebilirsin geriye. Artık gör beni demişsindir ve görmemek mümkün değildir.
Onlar yuhalananlardır, bir temizlenseler de rahatlasak denilenlerdir. 90 dakika sonunda ayakları stadın dışına çıkmayanlar, koltuğuna yapışıp kalanlar, formasına bakıp gözyaşı dökenlerdir. Onlar çoktan birleşmiştir gözyaşlarında da biz görememişizdir.
Onlar soğuğun altında birbirlerine sarılarak ısınanlar, tek bir dal cigarayı paylaşanlar, ölümden öte ne var deyip hayata kafa tutanlardır. Merttir onlar, asidir. Yumruklarını birlikte sıkar, eyvallahı yürekten çekerler.
Nasırlıdır elleri, farklıdır hepsinin hikayesi kimi işçi olduğundan kimisi de soğuktan. Hiç korkmadılar gazdan, sudan, TOMA dan.
Mayıs’ın 31 i, senenin 2013 ü, tabelalara kocaman bir 1 yazmıştır. Bu artık tarihe yazılmış bir rakamdır. İstesen de silemezsin, geriye dönemezsin. Tarih sahnesinde artık renkler kardeştir. Giyilen formaların her biri halkın bayrağıdır artık. Ölümle yaşamın siyah beyazı, haklının ve halkın sesi olmuştur. Formanın kutsallığı kavganın neferi olmuştur.
Mayıs’ın 31 i, senenin 2013 ü, tabelalara kocaman bir 1 yazmıştır. Maç bitmiştir, önümüzdeki maçlar puan için değil zafer için olacaktır. Defansı bıraktık artık, sıra hücumdadır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.