Sayfa yolu
Suriye meselesi (Kıvanç Yakut)
Yayın Tarihi: 17.05.2013 , 11:25 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56
Suriye meselesi oldukça karışık ve zor bir mesele taraflaşma adına da çok rahat olunabilecek bir konu değil. Baas partisi çok köklü bir devlet geleneğinden geliyor yani Kaddafi ve Mübarek gibi birkaç ayda iktidardan düşecek kadar güçsüz değil.
Suriye meselesini sadece bir sebebe bağlamak doğru olmaz bu sorunun siyasal, ekonomik, toplumsal ve belirlenmiş emperyalist planlar çerçevesinde birden fazla nedeni var. ABD'nin büyük Ortadoğu projesinin bir ürünü de diyebiliriz. Ortadoğu'da kapitalizmin daha büyük ve güçlü hegemonya kurmak istemesi de diyebiliriz ya da Ortadoğu halklarının daha da gericileştirilmesinin bir projesi olarak da görebiliriz ama ne dersek diyelim BOP diye bilinen bu proje dünya kapitalizminin tıkandığı ve öngördüğüm kadarıyla da sağlam tokat yiyeceği bir proje olacak...
Öncelikle bu konuda asıl tebrik ve takdir edilmesi gereken ve muazzam bir direniş gösteren Suriye halkı var, böyle direnişleri daha önce kitaplarda, belgesellerde falan görmüştüm ama canlı canlı buna tanık olmak çok daha farklı etkiler uyandırıyor.
11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı'da art arda patlamalar meydana geldi ve bu patlamalar halkta AKP'nin beklemediği ölçüde refleks göstermesine sebep oldu. Reyhanlı'da olan patlama toplumun birçok kesiminin de bildiği gibi dış müdahaleyi gerçekleştirmek için planlanmış bir oyun. Patlama görüntülerinde dikkat çeken olaylar da olmadı değil, mesela amatör kamerayla çekilen görüntüler patlamadan önce başlıyor ve nedense tam da patlama olan yeri çekiyor, zaten Suriye sınırının ötesinden ÖSO'nun çektiği video tam bir skandal hele de AKP'nin yayın yasağı kararı büyük bir sıkışmışlığın ifadesi...
SANA'nın haberine göre Suriye, Rusya ve İran arabulucuğuyla, ABD, Ürdün gibi ülkelerle belli konularda mutabakat sağladı... Tabii bu durum dış politikasını ABD'nin hegemonyasını güçlendirmek üzerine kuran AKP hükümetinin pek de işine gelen bir şey değil çünkü AKP, Suriye meselesinde geri dönüşü olmayan politikalar izledi. Suriye'nin bu barbarca saldırılar karşısında bu denli direnebileceğini tahmin etmemişti sanırım.
Sovyetler Birliği'nin çözülmesinden sonra ABD önderliğinde çok demokratik, özgürlükçü ve liberal dünya düzeni büyük çoğunlukla Ortadoğu bölgesinde
şekillendirilmeye çalışıldı. Irak, Afganistan işgalleri son 2-3 yıldır "arap baharı" meselesi derken şu yeni dünya düzeninde liberalizm dışında ne demokrasi ne de özgürlük geldi. Ortadoğu tarih çağlarının hatta ilk Mezopotamya, Mısır uygarlıklarının kurulmasından bu yana yeraltı ve yer üstü kaynaklarından ötürü hep savaşlara ve katliamlara sahne olmuştur. Daha önce okuduğum bir veriye göre bu bölgelerde hayatında kredi kartı kullanmamış ve alışveriş merkezi görmemiş 300 milyon insandan bahsediliyordu bence "arap baharı" bu durum için bulunmaz bir nimet aynı zamanda yıllar içinde toplumun din olgusuyla sürekli gericileştirilmeye çalışılması ve bu durumdan faydalanarak sermayeye alan açılması da bu büyük meselenin ekonomik,toplumsal ve siyasi sebeplerini bize gösteriyor.
Neyse değerlendirmelerin, siyasi çözümlemelerin sonu yok. Bence bu duruma biraz da duygusal bakılmalı biz, yolda ölmüş bir kuş görsek, arabadan inip de onu birileri ezmesin diye alıp o kuşu bir yere itinayla gömen insanlar değil miydik? Sahi ne oldu herkese? Ne oldu da, Hatay Reyhanlı'da bir hiç uğruna bombalı saldırılarda hayatını kaybeden 46 suçsuz ve sivil "insan"ımızın, 29’u ağır 100’ü aşkın yaralı "insan"ımızın yasını -hiç değilse- 1 gün tutabilmek yerine, gün boyunca futbol fanatizmi yapar olduk? Bu saldırılarda paramparça olan 735 işyeri, 121 konut ve 62 araçtan biri de bizlerin değil diye mi? O bombalar, anneler gününde annemizi bizden almadığı için mi? O bombalar, gelip de derbi maçın oynandığı stadyumun en kalabalık yerinde patlamadı ve örneğin sevgilimizi, örneğin kardeşimizi, örneğin bir kolumuzu olay yerinde kaybetmedik diye mi? Bugünümüzü kırık cam parçalarını temizlemek, hastanelerde dolaşmak, polislere ifade vermek için geçirmediğimiz için mi? Hani gitmesek de görmesek de oralar da bizimdi? O bombalardan biri bize isabet etmedi diye mi 1 gün bile dayanamıyoruz bu halkın yasını tutmaya, acısını paylaşmaya, hep birlikte bir duruş sergilemeye? Sadece bir saat boyunca bile, maç sevinci yerine şu bombalı saldırılara dair, bunun sorumlularının acilen hesap verip özeleştiri yapmaları için, yetkilileri halk olarak uyarmak için sokakları niçin kapatamıyor, meydanları niçin dolduramıyoruz biz? Ya da hiç değilse, klavyenin birkaç tuşuna dahi basamaz olduk? Sahi biz ne ara bu kadar zalim, bu kadar vurdumduymaz, bu kadar boş beyinli olduk? Bombalar değil ama, bu durum paramparça eder bu ülkeyi. Galiba zaten paramparça olmuşuz çoktan, her yerde her an, paramparça, bölünmüş, ayrışmış, tek yürek olamamış, tepki verememiş, soru soramamış, şüphesini ve üzüntüsünü dile getirememiş, dağılmış... Bu gece tuttuğumuz takım, dünyanın en güzel golünü atsa, dünyanın en önemli kupasını kaldırsa, en önemli futbolcusunu transfer etse bile, bu gece her yer Hatay Reyhanlı olmalıydı. Hiç değilse bir gün, bir dakika, dilimizin ucunda, aklımızın bir köşesinde, kalbimizin ortasında acı olmalıydı ... evet ne ara böyle olduk, daha kaç insanın vahşice katledilmesi gerekiyor emperyalizme karşı tek yürek olmamız için,insanların kardeşçe sömürüsüz bir dünyada yaşaması için..
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.