Ömer’in Adaleti (Onur Tezel)

Pazartesi, 13 Aralık 2010 09:20

''Oğlum okuyup hepimizi kurtaracaktı. Geçen ay evimiz yıkıldı. Köy halkı bizi derme çatma bir eve yerleştirdi. Ömer'im çok gururluydu. Her fırsatta bana, ‘Anne merak etme az kaldı’ diyordu. Haklıymış oğlum. Az kalmış. Ama bizi kurtarmasına değil ölmesine.''

İşçi Ömer Çetin’in annesi Herdem Çetin

Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

Ataol Behramoğlu

Ömer Çetin… Muğla Üniversitesi öğrencisiydi ve paranın saltanatına ödemek zorunda kaldığı har(a)ç parasını çıkarmak için yazın çalıştığı inşaattan düşerek yaşamını yitirmişti. Emek Gençliği, Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Kolektifleri ve TKP'li Öğrenciler’in övgüye değer girişimleri yeniden anımsattı onu tüm Türkiye’ye. (1)

Gencecikti, okumak için alnının teriyle para kazanıyordu ve söylendiğine göre çevresinde “AKP’li” olarak biliniyordu. "Herkese parasız, eşit ve bilimsel eğitim'' mücadelesinde Ömer'in anısını yaşatmak için, Muğla Üniversitesi'nin ilerici öğrencileri olarak üniversitelerine Ömer'in heykelini dikeceklerini ilan eden gençlerimizin tam karşısında hoyratça duran parti… Hakkını arayanı polis copuyla, biber gazıyla susturmaya çalışan parti… “Güzel, canlı ne varsa” ona kast eden parti… Ömer’in sempati duyduğu parti…

Ağrı’nın Tutak ilçesinin Daldalık köyünde yıkılmaya yüz tutmuş bir evde yaşayan yoksul bir ailenin Kürt kökenli oğlu, ne diye AKP’ye sempati duyar! Ne işi vardır orada, servetine servet katanların, hababam yutanların yamacında! “Bunlar kopkoyu bir yabancılaşmanın sonuçlarıdır” diyeceklere “bu yürek, o dilden anlamaz pek” derim. Öyle ya da böyle, Ömer nefes alıp verirken kendine, yoksul köklerine gerçekten dost olanları tanıyamamış, tanıtamamışız kendimizi. Yıkıldı yıkılacak bir köy evinin umudu Ömer, “Saraylara savaş, kulübelere barış” diyen solcu gençlere değil de fırça bıyıklı demagoga destek vermiş. Sonuç: “Bir büyük boşlukta bozuldu büyü”

Biz sevdik Ömer’i. Biz emeğin kavgasını verenler, solcular, komünistler… Hani onun o hazin ölümünü aylar sonra anımsayan onurlu gençler… Celladına aşık oldu o ve biz sevdik yine de onu.

Onlar ise, Ömer’i hiç sevmedi. Örneğin, fırça bıyıklı zatın gözünde zaten ayak takımıydı, baş olursa kıyamet kopabilirdi! O zatın peşinde yürüyen z(erzev)at da niteliğini o “kaynak”tan alıyor. Ve o “kaynak” da, o “kaynak”tan kana kana içip midesini değil ama aklını ve vicdanını bozanlar da onu hiç sevmedi.

Ak pak gençler, Emine Erdoğan özentili gözü “yüksek”te kızlar, “nurjuvazi”nin badem bıyıklı züppelerinin dilinde onun adı “amele”ydi. 12 Eylül’de yapılan referandumda görevliyken iki AKP’li müşahidin “şakalaşma”sına tanık olmuştum. “Oğlum bu ne! Amele gibi giyinmişsin” diyordu biri. Öbür yeniyetme, büyük bir iştahla “kendisine bakmasını” salık veriyordu. Keyifleri yerindeydi.

Münferit değiller. Kirleniyorlar, kirletiyorlar, malum. Onların dilinde “amele” değil, yanı başımızda işçi kardeşimiz olmalıydı Ömer. Ömer’i öldüren paraya secde edenlerin düzenine karşı mücadele etmeliydi. Bir yaz günü “iş kazası” plakasıyla ona da çarpan o arabaya zamanında benzin taşımamalıydı. Devrimci gençlerin Kommer’in arabasına yaptığını yapmanın kavgasını vermeliydi.

Sorsalar, 22 yaşında bir Kürt gencinin ölümüne soğukça “iş kazası” ve dahi “takdir-i ilahi” diyecektir fırça bıyıklı. O, “kimse kusura bakmasın iş kazaları üzerinden siyaset yaptırmaz!” Biz komünist zihniyetli çevreler, yine olaylara ideolojik yaklaşıyoruzdur. Bilinsin, ideolojimiz, gurur madalyamızdır ve ekran başında bu adamın inlemelerini dinleyip “helal olsun” diyen yeni kapitalizm kurbanları istemediğimiz için kavga veriyoruz.

Ömer’e bunu yaşarken anlatamadık. “Adalet” ve “kalkınma” adlarını işgal eden partinin zarfına değil mazrufuna bakması gerektiğini anlatamadık.

Anlatacağız. Yeni Ömer’lerin katili olmaya aday bu düzeni, düzenin direksiyonundakilerin saltanatını, sömürüyü…

Uyaracağız, uyanacağız.

Ataletin yerini kalkışma alınca, dost düşman görecek kalkınmayı ve Ömer’in adaletini.

Heybesinde “Köroğlu'nun katışıksız öfkesi, Karaca'nın kırışıksız sevdası, Dadal'ın sazı, Yunus'un izi, Nâzım'ın sözü” saklı halkı gibi uyanacak Ömer.

“Gülünden güneşine, yeminden yemişine, talancının yalancının sözüne kanmış” “yaralı yurdu” gibi uyanacak.

Uyanacak, her şey bir yana adalet ve kalkınma için.

Bu kez, gerçekten onlar için…

(1) “AKP’li Ömer’i AKP öldürdü”, soL Haber Portalı, 10.12.2010, http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/akpli-omeri-akp-oldurdu-haberi-3...