Ne Yazayım Başsavcım? (Ayhan Karahan)

Perşembe, 16 Ağustos 2012 10:25

Sayın Bodrum “Cumhuriyet” Başsavcısı tebliğ göndermiş. Adaletin ilçemizdeki güvencesi, daha doğrusu en başı buyurmuş ki “Bodrum Belediye Başkanı ve diğerleri hakkında dava kesinleşip, sonuçlanıncaya kadar yapılan haberlerin önlenmesi ve durdurulmasına...” Emriniz olur efendim… Biz de yazmayız olur, biter… Beter bir durum yaşanmaz memlekette. Yasaklamaya gerekçe olan Basın Kanunu'nun, özgürlüklerle ilgili maddeleri özetle şöyle der “Basın özgürdür. Kıl, tüy, ıvır, zıvır için bu özgürlük sınırlanır.” Allah’ın hakkı üçtürden hareketle pek çok sayın Başsavcı 3. Maddeyi keşfetmiş. Adalet mülkün ve mülkiyetin temeli olalı beri, böyle bir hizaya çekilmeye tanık olmamıştır. Adalet Bakanı Sadullah Ergin 3. Yargı Paketi’nin “Basın özgürlüğünü perçinleyeceğini, yayın durdurma yasağının” artık sonlanacağını belirtmişti. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın elimize imza karşılığı verdiği tebliğde “Tedbiren durdurma” yazıyor.

Tedbirli olmakta her anlamda fayda var. Trafikte tedbirsizlik yaşamsal, dramatik sonuçlar doğurur. Ülkede halen emniyet kemeri takmayan “Kopenhag Kriterleri” ile uyumsuz sürücüler seyrediyor karayollarında. Kırmızı ışıkta geçmese bile geçmeyi kafasından geçiren ayaklarını debriyajla, gaz pedalı üzerinde raks ettiren şoförlerin sayısı da azımsanmayacak miktarda. İbreti alem için bunları trafik ışıklarına asamayız belki, ama en azından tedbiren kırmızıda geçmiş muamelesi yapılabilir. Maazallah bugün aklından geçiren… Yatakta tedbirsizlik ise, hesapta olmayan çocuk doğurur. Hele de son dönemdeki “Kürtaj açılımı”, yatakta tedbirin önemini daha bir mahiyetlendirmiştir. Kısa süre önce üzerine “İmamın Olimpiyatı” başlıklı yazı yazdığım, kamuoyuna “Türkçe Olimpiyatları” olarak yutturulan sirk oyununu izlemeye gitmiştik. İskender Doğer yoldaşım, oğlu ve ben etkinliğin düzenlendiği Antik Tiyatro’ya alınmadık ama tedbiren gözaltına alındık. Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı kitlesel bir ekip tarafından, eylem yapma potansiyelini damarlarımızda taşıdığımız için tedbiren bu uygulama gerçekleştirilmişti. Tedbir alınmasaydı, üstüne bir de Antik Tiyatro’ya girebilseydik izah etmeye Türkçe’nin yetmeyeceği sonuçlar doğabilirdi.

Tedbir alındı dil kurtarıldı. Elden gitmedi. Peki ya din? Dinin elden gitmemesi için, genel olarak tedbiren değil, tekbiren yöntemler daha etkili oluyor. Malatya’da bir grup sahurda sürüler halinde dolaşan, dini hassasiyeti yüksek vatandaş bir Alevi evini taşladı. Bu tamamen tekbiren bir önlemdi. Bu Alevi evi tekbir getirilerek taşlanmasaydı oruç tutmamayı aklından geçirenler artabilirdi. Tedbir ve tekbir arasında kutsal bağ kurularak, yoldan çıkmanın önüne geçilmiş oldu.

KCK, Ergenekon dava dosyaları Ümraniye çöplüklerinde dolanırken efeciğimin davası üzerindeki, devlet yüksek hassasiyetini anlamak zorlu bir meşgale olmasa gerek. Yargı paketi de, biraz Ramazan kolisine benziyor gibi. İçinden ne çıkacağı belirsiz. Her ikisi de ihtiyaç sahiplerini gözetir. Paketlerin de, kolilerin de iktidarın mübarek ellerinde dolaştığı şu günlerde, yargıda karmaşa duraksız hallerde. Bir mahkemenin kararını diğeri bozuyor. Bir savcının gözaltına aldırmaya çalıştığı MİT müşteşarını, diğeri kolluyor. Ekranlarda dahi “Hukukçular” yorum savaşlarına tam gaz devam ediyorlar. Buna şöyle çözüm üretilebilir. Yargıtay, Danıştay, anayasa-babayasa mahkemeleri STV’ye bağlanabilir. Anımsarsak STV’deki “Kollama” dizisinde özel yetkili savcı Zekeriya Öz’ün görevden alınacağı bir hafta öncesinden oynanmıştı. Yine aynı kanalın “Gereği düşünüldü” programında kurulan sanal mahkemelerin tamamı gerçekle kucaklaşıyor. STV’nin hukuk kararları bir süre sonra kalem memurları tarafından kağıda dökülüyor. Ne gerek var değil mi bürokrasiye?...

Ne yazayım sayın Başsavcım? Papua Yeni Gine’nin Delalet Ve Kaldırma Partisi varmış. O partinin genel başkanı ve Yeni Gine Başbakanı yerli Pigmeler’e “Hepinizden en az üç çocuk istiyorum”, “Benim görevim Yeni Gine’yi pazarlamak” demiş. Papua Yeni Gine’de “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?”. Son olarak Papua Yeni Gine’de halkın seçtiği bir Belediye Başkanı tutuklanmış. İçerideyken başkan görevden alınmış Yeni Gine İçişleri Bakanlığı tarafından. Sonra bölgenin Başsavcısı da, tedbiren konuyla ilgili yayın yasağı koymuş. Bunu yazarsam Papua Yeni Gine yasalarına göre mi, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre mi yargılanmam icap eder? Sayın Başsavcım halen ne yazacağım konusunda sizden ışık alabilmiş değilim. Ne yazmayacağıma karar verenden, ne yazacağım konusunda yardım talep etmek garip mi? O zaman, şu anda okuduğunuz gibi ortaya karışık yazı çıkıyor. Okura ayıp oluyor bu durumda. Kamuoyunun sizlerin bizleri yönlendirmesine ihtiyacı var sayın Başsavcım. Bu arada unutmadan iftarınızı nerede bozacağınızı merak etmeksizin, Ramazan’ınız Hayırlı Olsun Başsavcım.

[email protected]