Sayfa yolu
Medya başarılarını övdüğü orkestranın uğradığı haksızlığı ne zaman görecek? (Metin Yavuz)
Yayın Tarihi: 08.01.2012 , 11:41 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29
“TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası”, 1982 yılında kuruldu. Ülkemizin başarılı ve seçkin müzisyenlerini bir araya getiren ve adeta bir “Yıldızlar” topluluğu olan Orkestra, tüm dünyanın da gıpta ile baktığı bir Orkestra’ydı. Kurulduğu yıllardan bu yana, türünün ilk ve tek örneği olan Orkestra, caz klasiklerinin sadece TRT yayınlarının aracılığı ile geniş kitlelere ulaşmasını ve yaygınlaşmasını sağladığı gibi, yaylı sazlarla takviye edilerek oluşturulan yapısıyla da ulusal ve evrensel hafif müzik örneklerini başarıyla icra etmiştir. Aranjör niteliği de taşıyan Orkestra üyelerinin yaptıkları beste ve düzenlemeler, bu türde yapılacak yeni yaratılar için öncü nitelikler taşımaktaydı. Orkestra, TRT'nin de kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Radyo Televizyon Birliği’nin (EBU) caz müziği alanındaki iki önemli etkinliğinde, aktif olarak görev almasının yanı sıra Orkestra’nın band kayıtları EBU’ya bağlı
yayın kuruluşları arasındaki program değişimlerinde de kullanılmaktaydı. Son olarak 2003 yılında, İstanbul’da, EBU Caz Orkestrası etkinliğine ve EBU Caz Prodüktörleri toplantısına ev sahipliği yapmıştı. Orkestra, periyodik olarak yaptığı radyo-televizyon programları dışında, ulusal ve uluslararası kültür ve sanat etkinliklerinde, ülkemizi başarı ile temsil etmekte ve hatta yakın bir tarihte, uluslararası mecrada saygın bir dergi olarak bilinen “Downbeat”e “Emerging Turks” başlığıyla konu olmuştur.
Ancak, tüm bunlar, otuz yıllık bu topluluğu, işlevsizleştirip çalışamaz hale getirmeyi engelleyemedi. Bu yapının devamı için gönlünü ve aklını bu işe veren müzisyenlerin emekleri, görmezden gelindi. Yıllarını, bu işe gönül vererek, işten de öte bir yaşam biçimi sayan uluslararası niteliklere sahip sanatçılarını bir kalemde silip atmaktan çekinmedi TRT. Yıllarca sigortasız çalıştırıp, taşeronlaştırmayı layıkıyla uygulamakta epey başarılı oldu. Hatta, TRT için yapılan kayıt ve konserlerin karşılığı bile ancak aylar sonra alınabiliyordu. TRT, Orkestra üyelerinin sözleşmelerinin getirdiği yükümlülüklerin karşılığını alırken ve uluslararası festivallerde onların sırtından saygınlık kazanırken, sanatçıların özlük haklarını vermekten kaçmakta, parça başı iş mantığı ile emeklerini sömürmekten geri durmamıştır. TRT bu tavrından taviz vermezken, ana akım medya da yaşanan hak ihlallerini görmezden gelmeyi seçti. Cazkolik medya, büyük emeklerle ortaya çıkan bu üretimi keyifle sayfalarına ve ekranlarına taşımakta gecikmezken, iş bu üretimi gerçekleştirenlerin yaşadıkları haksızlığı ifşa etmeye geldiğinde köşe bucak kaçmaktadır.
Şimdi, soruyoruz: Orkestra üyeleri sözleşmeli statüden ne zaman kurtulacak? Çağdaş sanat müziği kadrosunda tanımlanan yıldızlar topluluğunun yaptıkları işin mahiyeti hakkında acaba yöneticilerinin bilgisi var mıdır? Caz sanat dalı adı altında yer alması gereken kadroların yeniden tanımlanması gerekmiyor mu? Ana akım medya, bu mecrada emek veren müzisyenlerin yaşadığı hak ihlallerini ne zaman sayfalarını taşımayı düşünüyor?
Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar, diğer tüm emek biçimleri gibi müzisyenlerin emeklerini de hiçe sayan, göz ardı eden sistemlere karşı nasıl bir tavır içinde olduğumuzu da gösterecektir. İhtiyacımız olan şey, TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası müzisyenleri gibi emekleriyle yaşamlarını sürdüren pek çok emek biçiminin uğradığı haksızlıkları ortadan kaldırmak için birlikte mücadele etmeye çağırmaktadır bizleri. Evet, diyoruz ki, “çok seslilik”in hak ettiği yere gelmek istiyorsa, haksızlıkları ifşa etmeyi ve haksızlıkların üzerine gitmeyi bilmelidir. Yoksa nasıl gerçekleşir, birlikte uygarca yaşama hayallerimiz. Dizzy Gillespie’in de dediği gibi, “Men have died for this music. You can't get more serious than that”.
Metin Yavuz
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.