Güncel Siyaset ve Sosyal Demokrasi: CHP (Can Semercioğlu)

Perşembe, 30 Eylül 2010 21:53

Türkiye’de sosyal demokrasiye bakıldığında bunun Rusya’daki sosyal demokrasi ile çok bağlantılı olmadığı görülür. Lenin’in yapıtlarında sözü geçen Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (RSDİP) kullandığı sosyal demokrasi işçi sınıfının çıkarlarını gözeten, Marksist bir yapıdadır. Oysa günümüzde sosyal demokrasi burjuvazinin çıkarlarını kollayan, sözde işçileri sahiplenmeye çalışan bir pratiktedir. Ayrıca kapitalist sistem üzerinden herhangi bir teorik altyapıya da sahip oldukları söylenemez.

Zira tarihsel süreç incelendiğinde görülecektir ki Türkiye’deki sosyal demokrat anlayış önceleri Kemalist rejimle birlikte daha keskin sınırlara sahipken, gerek toplumun post-modernizasyonu, gerekse bu yapının iktidardan düşmesi ile birlikte iktidar karşıtı politikalara yönelmesi ile birlikte zaten biçimsellikle oluşturulmuşluğunun bir tezahürü iken, bunun da tezahürü haline gelmiştir.

* * *

Ancak bunun için öncelikle Türkiye’de günümüzdeki AKP’nin sosyolojik yapısına ve politikalarına göz atmak gerekir.

AKP, eski Demokrat Parti’den (DP) almış olduğu “toplumu kucaklama” geleneğini devam ettirme çabası güdüyor. Bu yüzden her türlü kesime biraz daha ılımlı yaklaşması gerekiyor. Bunun yanında CHP tipi Kemalist ve sosyal demokrat kesime keskin bir karşıtlıkla politikasını sürdürüyor. Asker karşıtlığı, milliyetçilik karşıtlığı ve sivillik söylemleriyle ise dillendirmekten çekindiği liberal (hatta İslâmi liberal) yapısını bu şekilde teyit etmiş oluyor.

Ekonomik olarak da devlet teşebbüslerinin kısırlaştırılması, özel sektöre yoğun bir ilgi gösteriliyor ve bunun teşvik ediliyor oluşu AKP’nin ekonomide de liberal bir çizgiyi kabullendiğinin göstergesidir.

Kısacası AKP ilk günden bu yana burjuva liberalizmi ile İslâmcı fikirlerin bir sentezi konumundadır ve bunu daha da aşırılaştırarak devam ettirmektedir.

* * *

Şimdi ise sosyal demokrasiyi günümüzde tekrardan düşünelim.

Sosyal demokrasinin RSDİP’ten sonraki versiyonu olan kapitalist sistemde işçi sınıfı savunuculuğu tezi –Türkiye için düşünülecek olursa-ekonomik anlamda CHP ile AKP’nin benzer normlara sahip olduğunu, yani liberal bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Aynı şekilde AKP’nin kuvvetli yükselişi ve kısa sürede halk kitlelerini kendine şu ya da bu şekilde bağlı duruma getirmesi ve CHP’nin Kemalist söylemlerine karşı tabanına din içerikli söylemleri ile yaklaşıyor olması, CHP’yi liberal tedbirler almaya zorlamıştır. (Bunlara örnek olarak CHP’nin geçmişteki çarşaf açılımı, günümüzdeki türban konusundaki AKP ile uzlaşmacı yaklaşımı, hatta ve hatta AKP’nin anayasasını destekleyecek söylemler geliştiriyor olması gösterilebilir.)

Ancak AKP’den CHP’ye zorunlu sağ atımın olduğu bir zincirde AKP’nin beslendiği sol kaynağı da unutmamak gerekir. AKP, liberalizmini kuvvetlendirmek ve “toplumu kucaklama” ilkesini daha geniş bir açıyla uygulayabilmek için sol/sosyalist argümanları da kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Buna göre şöyle bir soru sorulabilir: Eğer AKP, CHP’yi dolayımlı olarak etkiliyorsa ve sol öğelerden besliyorsa, bu CHP’nin sosyalist çizgiye daha çok yaklaştığını belirtmez mi? Aslına bakılırsa hayır. Nitekim AKP kendi süzgecinden geçen bir solu pragmatik olarak kullanmak isteyeceğinden CHP’ye atmak istemeyecektir. Kendi iktidarını sağlamlaştırmak için CHP’yi kendi aldığı liberal tedbirlerle birlikte daha çok sağa çekmektedir.

* * *

Dolayısıyla düşünüldüğünde referandum süreci sonunda ortaya çıkan %42’lik hayır kesimi ve propaganda süresince AKP’nin temkinli tavırları ve sosyalistlerin hayır kampanyaları AKP’nin karşısında bir odak konumundadır. Ancak aynı şekilde CHP’nin de AKP’leşme sürecine girmesi (CHP bu sürece girmemiş olsa dahi sığ liberal politikalarından, sınıf perspektifi yoksunluğundan ve sınıfsallığa aykırı olan halkçılık ilkesinden ötürü yerini sosyalistlere bırakmaya mahkûmdur.) MHP’nin birçok durumda AKP’yi desteklemesi-AKP’yi referandumda kısmen desteklemesi, Kürt hareketinin AKP’den hem ayrı hem de tümleşik bir hareket oluşu siyasi özne olarak AKP’nin karşıtına sosyalistleri koyuyor.

Bu yüzden sosyalistlerin görevi çok büyüktür ve bu görev son derece önemlidir. Sosyalistler böyle bir tarihsel süreci iyi yorumlamalı ve artık kesinlikle iktidara oynamalıdırlar. Bunu yaparken de daha radikal davranmalı, kitlelerin tepkisine göre daha da jakoben olabilmelidir.

[email protected]