TKP Genel Sekreteri Okuyan: Birkaç saat bile çok değerli...

Türkiye siyasetinin artık tamamen tarikatların, aşiretlerin, faşizmin değişik renklerinin, imamların elinde olduğunu; onların hepsini kontrol edenin de sermaye sınıfı olduğunu söyleyen Okuyan, 'TKP bunu kabullenmeyenlerin desteğine, gücüne, isyanına, oyuna taliptir' diye konuştu.
soL - Haber Merkezi
Cumartesi, 30 Mart 2019 12:21

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, seçime bir gün kala soL'un sorularını yanıtladı. 

TKP'nin seçim yokken demediği sözleri, seçimlerde de demeyeceğini vurgulayan Okuyan, "Bizim için seçim çalışması partimizin genel mücadelesinin bir uzantısı. Partinin toplumdaki etkisi arttı, daha önce girmediğimiz yerleşimlere girdik, bazılarında kök saldık, örgütlülüğümüz artı" dedi. 

Türkiye siyasetinin artık tamamen tarikatların, aşiretlerin, faşizmin değişik renklerinin, imamların elinde olduğunu; onların hepsini kontrol edenin de sermaye sınıfı olduğunu söyleyen Okuyan, "TKP bunu kabullenmeyenlerin desteğine, gücüne, isyanına, oyuna taliptir" diye konuştu. 

'BİZİM İÇİN SEÇİM ÇALIŞMASI, PARTİLİ MÜCADELENİN BİR UZANTISI'

Artık 31 Mart’a tek bir gün kaldı. Diğer partiler gibi TKP de sözünü söyledi, çok sayıda toplantı yaptı, bildiriler çıkardı. Siz TKP’nin çalışmalarından memnun musunuz?

Bizim açımızdan seçim çalışması, TKP’nin genel mücadelesinin bir uzantısıdır. Seçim yokken demediğimizi, seçimlerde demeyiz. Seçimlerde farklı şeyler duyamazsınız, TKP’nin adaylarından ya da üyelerinden. Bu anlamda TKP’nin seçim çalışmalarından memnun olmamızın nedeni, son yıllarda partinin çalışma tarzından yaptığımız değişikliklerin doğrulanmış olmasıdır. Memnunuz, partinin toplumdaki etkisi arttı, memnunuz daha önce girmediğimiz yerleşimlere girdik, bazılarında kök saldık. Memnunuz işçiler, emekçiler, köylüler arasındaki örgütlülüğümüz artıyor. Ancak ülkenin hâli içler acısı. Bu nedenle kendimizi kandıracak değiliz. TKP ülkeyi bu karanlıktan çıkarmak için çok daha güçlü olmalı. Zaten yurttaşlarımıza bunu söylüyor, bunun çağrısını yapıyoruz.

TKP’nin bu seçimlerde daha görünür olduğuna dair genel bir görüş var. Bu doğru mu?

Bugün Türkiye’de görünür olmanın birkaç yolu var. Bunlardan ne yazık ki hâlâ daha etkili olan televizyonlar. Bu seçimlerde TKP’ye televizyonlar neredeyse tamamen kapandı. Yandaş medyayı geçtim, onun dışında yayıncılık yapan kanallarda da çok az yer bulduk, bulduğumuzda da problem oldu! İlgi çekeceğini düşündükleri adaylarımızı kişiselleştirmek için uğraştılar, “partiden sakın söz etme” diye uyardıklarına bile tanık olduk. TRT malumunuz, zaten açıklama da yaptık, adımızı o çirkefe bulaştırmasınlar diye… Basılı gazetelerde durum farklı değil. Bizim gazeteci dostlarımızın sayısı çok ama “tepesi” genel bir kararlılıkla hareket ediliyor. Bunu şikayet olsun diye söylemiyorum, gerçeğe işaret ediyorum. Ben en son CNN’e çıktığımda, düşündükleri senaryoyu bozan şeyler söylediğim için benim önümde kendi aralarında sorun yaşadılar. Patron kanallarında, patron düzenini yıkacağız diyen bir parti! Bu zaten normal değil. Bize dost olduğunu söyleyen kanalların ise şu anda gözü CHP dışında bir şey görmüyor. Bir de parayla program filan yapılıyor, geçiniz. Anket şirketleri bile sansür uyguluyor. Bir komünist partisi bunları bilerek hareket edecek, kendi seslenme araçlarını geliştirecek. Ancak en değerlisi toplumdaki iletişim ağlarıdır, yüz yüze temastır. TKP son bir yıldır bu anlamda büyük bir dönüşüm yaşadı. Daha fazla emekçi mahallesine yerleştik, örgütsüz olduğumuz bazı ilçelere girdik. Ancak her şeyden önemlisi TKP’nin siyasal çizgisi bir kez daha ve bu kez tartışılamayacak şekilde doğrulandı.

Doğrulanan nedir örneğin?

Hangisini sayayım ki? Örneğin sosyal demokrasinin, düzen solunun hâli. Bakın TKP seçim propagandasını başka partilerin düştüğü durum üzerine kurmadı. Buna gerek duymuyoruz. Çünkü herkes görüyor. Türkiye’nin en büyük kentlerine faşistleri, İslamcıları layık gören, devrimcilere, Alevilere, Türkiye’nin ilerici birikimine hakaret eden adayları el üstünde tutan, eli kanlı aşiretçileri vitrine koyan bir parti için biz ne diyelim. Bu bir seçim. Bu kepazeliğe oy vermek isteyen versin. Biz yıllardır söylüyoruz, sahte soldan uzak durun diye. Doğrulanan budur. Başka ne doğrulanmıştır? Türkiye’de siyasetin topyekun AKP’lileştirildiğini yıllar önce ilk biz söyledik. Bugün iktidar ile muhalefetin ortak paydası inanılmaz çoğalmıştır ve burada AKP çizgisi hakimdir. Tek bir örnek laiklik bitmiştir. Bana TKP’nin yanlışlandığı tek bir değerlendirme, tek bir tutum gösteremezsiniz. Ama bu tek başına bir anlam ifade etmiyor. Doğrularınızı yayacaksınız, halka mâl edeceksiniz. İşte bu seçim bu doğrultuda çok mesafe aldık.

Bu seçimde halk adaya mı oy verecek, partiye mi?

Güzel soru bu. Çünkü bu seçimde bir açıdan bakarsanız, ortada bizim dışımızda parti yok. Adaylar öne çıkıyor. Bunu biz söylemiyoruz, Mansur Yavaş MHP’li, seçim sırasında da ısrarla diyor ki, “ben ülkücüyüm, milliyetçiyim.” Kendi tercihi, üstelik kendi kimliğini hiç gizlemiyor. Kendi ülkücü, milliyetçi olmayanlara parti kimliği dayatılıyor, ülkücü ve milliyetçi hissedenlere de aday kimliği. Şimdi sanılıyor ki, bu seçim taktiği! Bu seçim taktiği değil, Türkiye’de laik, sol, ilerici duyarlılığı olanlar parti kimlikleri üzerinden iyice sağa çekiliyor. Türkiye siyaseti artık tamamen tarikatların, aşiretlerin, faşizmin değişik renklerinin, imamların elindedir; onların hepsini kontrol eden de sermaye sınıfıdır. TKP bunu kabullenmeyenlerin desteğine, gücüne, isyanına, oyuna taliptir.

Peki buradan umut çıkar mı?

Hiç çıkmaz olur mu! Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Türkiye’nin her yerinde bu kirlenmenin dışında duran ve bu kirlenmeyle hesaplaşmak isteyen geniş bir kesim var. Bu geniş kesimi parayla, şantajla, korkuyla, mahalle baskısıyla sindirmek istiyorlar. Çünkü insanların uyanışı, bugünkü tablodan ekmek yiyen, bugünkü tabloda makam ya da etki sahibi olan herkesi ürkütüyor. Türkiye patronlara, yobazlara, emperyalistlere bırakılmayacağı gibi yalancılara, hilekarlara, ikiyüzlülere, rüzgar güllerine de bırakılmayacak. İnsanların sadece ve sadece umudun yeşerdiğini görmeye gereksinimi var. Ovacık’ta yaratılan örnek, Türkiye’yi bırakın dünyanın başka ülkelerinde yaşayan emekçilerde heyecan yarattı. Şimdi bu örnekleri artıracağız. Bu düzenin değişmesi gerektiğini düşünenlerin sayısının hızla artmakta olduğunu göstereceğiz. Herkesi buna yardımcı olmaya çağırıyoruz. Gelin sandığa kırmızı bir karanfil bırakın, TKP’ye oy verin.

'EMEĞİ İLE GEÇİNENLER AÇISINDAN ÇOK DAHA ZOR BİR DÖNEM AÇILIYOR'

1 Nisan’da Türkiye’de ne olacak?

1 Nisan’da Türkiye’nin emeği ile geçinenleri için çok zor bir dönem açılıyor. Zaten durum kötü, daha da ağırı geliyor. AKP bu ülkeyi batırdı, düzen partilerinin bunu değiştirecek programı yok. Patronlara, emperyalistlere güven vermekle meşguller. Bütün yükü halkın sırtına vurmaya hazırlanıyorlar. TKP’ye verilen her oy, buna karşı önlemdir. Güçlü bir TKP işçi ücretlerinin düşmesine karşı, yargı skandallarına karşı, grev yasaklarına karşı, hayat pahallılığına karşı, çalışma saatlerine karşı, NATO’ya karşı, gerici eğitime karşı, kadın cinayetlerine karşı, çocuklara tecavüz edenlerin cezasız kurtulmasına karşı, halkların birbirine düşman edilmesine karşı, ahmak dış politika açılımlarına karşı, doğanın ve tarihin tahrip edilmesine karşı oluşan halk barikatının güçlenmesi demektir. Bu barikat güçlenmezse Türkiye toplumunu büyük bir yıkım bekliyor. Ve biz inanıyoruz ki, Türkiye’de halkın ayağa kalkışı başlamıştır, hızlanacaktır. Bu halk boyun eğmeyecektir.

'TKP'NİN SÖZÜNÜ SON DAKİKAYA KADAR ULAŞTIRALIM'

Seçim öncesinde son sözünüz ne olacak?

Bütün dostlarımız, partili arkadaşlarımız, TKP’nin sesini, adaylarının sözünü son gün deyip geçmeden tanıdıkları herkese ulaştırsın. Kararsız kimse bırakmayalım, “gönlüm sizden yana ama” diyenlere o “ama”nın Türkiye’yi bu hale getirdiğini gösterelim. Bir gün, birkaç saat onlarca kişiye ulaşmak için yeter de artar. Unutmayalım umudu çoğaltıyoruz.