"Arapça farz, Türkçe vacip, Kürtçe de caizdir"

Zaman gazetesinin 'referandumda evet' kampanyası kapsamında hazırladığı, "solcu", ülkücü ve dincilerden oluşan röportaj üçlemesinin dinci kısmına bugün Nurcuların liderlerinden Mehmet Fırıncı konuk olmuş. Fırıncı öyle bir konuşmuş ki...
Pazartesi, 02 Ağustos 2010 13:39

Said-i Nursi'nin hayatta kalan 6 talebesinden biri olarak tanıtılan Mehmet Fırıncı, anayasa referandumu ile ilgili soruya Said-i Nursi'ye ait olduğunu söylediği "Ekmeksiz kalırım ama hürriyetsiz asla" sözleri ile başlıyor. Sanırsınız ki, bir hürriyet kahramanı ile karşı karşıyasınız.

Dünyadaki haysiyetimizi korumak için referandumda "evet" demeliyiz diyerek Anayasa tartışmalarına yeni bir boyut getiren Fırıncı Hoca, "demokratik açılım"a da değiniveriyor: Üstad hazretleri, 100 yıl önce Kürt sorununa çözüm için Van, Bitlis ve Diyarbakır'a üniversite kurulması için çalıştı."

Said-i Nursi'nin bütün cümlelerini ezbere söyleyerek çok iyi bir talebe olduğunu gösteren Fırıncı Hoca şu alıntı ile Kürt sorununa son noktayı koyuyor: "Arapça farz, Türkçe vacip, Kürtçe de caizdir."

İnegöl ve Dörtyol'daki olayları da değerlendiren "hürriyet kahramanı", yaşanan gerilime Aristocu bir mantıkla çareyi buluveriyor: "Türklerin menfi bir hareketin içine girmesi yanlıştır. Nerede Türk varsa o Müslüman'dır, nerede Kürt varsa o da Müslüman'dır. Müslüman olmayanlar Türklükten ve Kürtlükten çıkmışlardır. Biz Hz. Resulullah'ın salihleriyiz. Bunu kabul edelim ve kardeşlikle bu güzel vatanda beraber olalım."

Mehmet Fırıncı'nın ülkemiz meselelerine dair değerlendirmeleri o kadar ilgimizi çekti ki, eski röportajları var mı diye biraz baktık.

İşte iki örnek

Zaman muhabiri (Yıl 2006): Siyasete elini veren kolunu kaptırır. Yani bir kirlilik akmadı mı politikadan size?
Zarar vermedi değil. Ama mesela şu anda imam hatipleri kapatmak için her türlü tedbiri alıyorlar. Biz milli eğitim bakanlarından hep müspet insanları tayin ettirme hususunda istifade ettik. İmam hatiplerin artmasını temin etmek sadedinde Demirel'in dindarlar tarafında söz söylemesini temin ettik. En küçük bir yanlış konuşma olunca, Demirel'i ikaz ediyorduk.

Sabah (2004): ABD'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bediüzzaman Avrupa'yla değil de Amerika'yla müttefik olmak gerektiğini, Demokrat Parti hükümetinin Amerika gibi büyük bir devlet ile müttefik olmasını istedi. O zamanki ABD idaresinde dünyayı hayra götürmeye çalışan ekipler vardı. Ama 1969'da çıkan İslami hareketler 'Rusya neyse ABD odur' diye yanlış bir tavır aldılar. Katiyen iştirak etmedik. O zamanki İslamcı liderler Ortak Pazar'a girersek biz Hıristiyan oluruz diyordu. Bizse 'Avrupa Birliği bizi kabul etmezse, buraya gelmezse, biz oraya gideriz, onları Müslüman yaparız' diyorduk

Mehmet Fırıncı hocanın değerli röportajlarına daha sık yer verilmesini yandaşlardan rica ediyoruz. Ülkemiz bu dehadan mahrum kalmamalı, değil mi?