Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Andrey V. Anikin, Bilimin Gençlik Çağı

Yayın Tarihi: 06.10.2008 , 20:26 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:48

BİLİMİN DOĞUŞUNA TANIKLIK ETMEK

Andrey V. Anikin, Bilimin Gençlik Çağı. Marx Öncesi Siyasal İktisat
Çeviren: Aydemir Güler
Yazılama Yayınevi, Mayıs 2008, İstanbul

Alper Birdal
Tekerleğin icadı otomobilin doğuşunu müjdeliyordu diyebilir miyiz? Belirli açılardan Marx'ın siyasal iktisat eleştirisi ile Marx öncesi siyasal iktisat arasındaki mesafenin, tekerleğin icadıyla otomobilin doğuşu arasındaki kadar uzak ve soyut bir ilişki olduğunu kabul etmek gerekiyor. Evet, Marx ve öncülleri göz önüne alındığında aradaki evrim basamaklarının sayısı kuşkusuz daha az, ancak mesele Marx'ın öncüllerinden teorik kopuşunun büyüklüğünü vurgulamak olduğunda bu benzetmenin mübalağalı bulunmaması gerektiği kanısındayım. Özellikle de Marx'ı özünde bir Ricardocu, üstelik de Ricardo'nun öğretilerini on dokuzuncu yüzyıl başlarında "moda" olan ütopyacı sosyalizmin unsurlarıyla birleştiren hayalci bir Ricardocu olarak gösterme çabalarına karşı, Marx'ın temsil ettiği kopuşu vurgulamak adına biraz abartma hakkımızın olduğu inancındayım.

Ancak bu konuda ölçüyü kaçırmanın başka bir tehlikeye kapıyı ardına kadar açtığını da görmek gerekiyor. Marx'ı öncüllerinden, klasik siyasal iktisat okulunun birkaç yüzyıllık birikiminden kopuk, bilimsel olarak değersiz bir kişilik olarak sunmak. Bu tehlikeye kapıyı kapatmak için, Marx'ın öncülleriyle arasındaki süreklilik bağının da altını çizmek zorundayız: Tekerlek olmadan araba yürümez...

Sovyet iktisat tarihçisi Andrey V. Anikin'in Bilimin Gençlik Çağı, Marx Öncesi Siyasal İktisat çalışması, Marx'ın öncülleriyle arasındaki süreklilik-kopuş ilişkisine dair fikir edinmek amacıyla okunabilecek nadir kaynaklardan bir tanesi. Günümüzde iktisadi düşünce tarihi, üniversitelerde ders kitabı olarak kullanılan ve en iyi örneklerinde bile iktisadi düşüncenin evriminde rol oynamış kişilere kronolojik bir sırayla okurun karşısında defile yaptıran kaynaklar üzerinden sunulmaktadır. Belirli bir amaca yönelik, bir teorinin gelişmesinin izlerini sürmek üzere yapılmış incelemelerin sayısı az. Anikin'in kitabı bu ikinci kategoriye giriyor bu anlamda standart bir iktisadi düşünce tarihi anlatımı değil. Anikin her ne kadar siyasal iktisadın gelişiminde önemli bütün ekolleri ve bilim adamlarını doğrusal -kronolojik- bir dizgeyle okura sunuyor olsa da, bu anlatım içerisinde ilgili kişi ve ekolleri "olgun bilim"in doğuşuyla ilişkisi üzerinden ele alıyor. Kitap, yazarın doğrusal bir tarih anlatımının dışına çıktığı, ele aldığı düşünürlerden Marx'a veya günümüzün iktisadi tartışmalarına geçiverdiği örneklerle dolu. Bu örnekler, yazarın incelediği düşünürlerin biyografilerine ilişkin verdiği renkli bilgilerle beraber, kitabın hem büyük bir keyifle okunmasını sağlıyor hem de kuru bir anlatımın asla sordurmayı başaramayacağı sorular sorulmasına yardımcı oluyor.

Anikin'in sorduğu ve sorulmasına yardım ettiği bütün bu soruların bir ağırlık merkezi mevcut: Siyasal iktisadın kurucuları nasıl bir yapı oluşturdular, çözümlemelerini, yöntemlerini nereye kadar taşıdılar ve nerede bıraktılar? Bu ana sorunun beş alt başlıkta özetlenen cevabını Anikin şu biçimde veriyor:

"1. Klasik okulun karakteristik özelliği, bilimsel soyutlama yöntemini kullanarak, iktisadi olgu ve süreçlerin özüne girme arzusuydu. Klasik okul bu süreçleri büyük bir nesnellik ve tarafsızlıkla inceledi. (...)

2. Klasik okulun temelinde emek değer teorisi vardır ve siyasal iktisadın bütün yapısı bunun üstünde yükselir. Ancak klasik okul, henüz geliştirebildiği biçimiyle emek değer teorisinden hareketle kapitalizmin yasalarını açıklayamıyordu. Klasik kapitalizmi mümkün olan tek, sonsuz ve doğal toplumsal düzen olarak gördüler.

3. Klasik okul, toplumda üretim ve bölüşüm sorununu, temel sınıfların bakış açısından gördü. Bu, kapitalistlerin ve toprak sahiplerinin gelirlerinin kaynağının işçi sınıfının sömürülmesi olduğu sonucuna yaklaşılmasını mümkün kıldı. Ancak, bir meta olarak işgücünün özgün niteliğini net biçimde kavrayamadıkları için, artı-değerin doğasını da açıklayamadılar.

4. Klasik okulun toplumsal sermayenin yeninden üretimi hakkındaki görüşleri, iktisadi sistemin doğal dengesi ilkesini temel almıştır. Bu ilke, nesnel, kendiliğinden iktisadi yasaların insan iradesinden bağımsız olarak varoldukları inancıyla ilişkiliydi. Ancak kapitalizmin kendi kendini düzenlediği anlayışı, sistemin çelişkilerini gizlemek anlamına da geliyordu. Klasik okulun genel aşırı üretimi ve bunalımı reddetmesi özel bir öneme sahipti.

5. Burjuva klasik iktisadı, ekonomide devlet müdahalesinin azami ölçüde kısıtlanmasını (laissez faire ilkesi) ve serbest ticareti savunmuştur. İktisadi liberalizm yaklaşımı, büyük ölçüde siyasi liberalizm ve burjuva demokrasisinin yayılmasıyla birleşmiştir." (s.269-270).

Tekerleğin icadından otomobilin keşfine geçişin zemini bu alt başlıklardan çıkarsanabiliyor: Marx, emek değer kuramını tutarlı bir mantıksal sistem haline getirmiş, emeğin soyut ve somut emek olarak ikili karakterini ortaya koymuş, sermayenin emeği değil, onun çalışma kapasitesini, yani emekgücünü satın aldığını tespit etmiştir. Ayrıca buradan hareketle para dolaşımını çözümleyerek bir para teorisi kurmuştur. Emek değer teorisinin tutarlı, mantıksal gelişimi sayesinde sermaye ile emek arasındaki ilişkinin eşdeğerler arasındaki bir değişim ilişkisi olmadığını, işçinin sömürülmesine dayalı bir ilişki olduğunu ortaya koyan artı-değer teorisini ortaya koymuştur. Artı-değer teorisi sayesinde, sınıflar arasındaki bölüşüm sorunlarının tutarlı bir analizi olanaklı hale gelmiş, bu sistem içerisinde kâr, rant ve faizin kaynakları ortaya konulabilmiştir. Artı-değerin üretim fiyatlarına dönüşümü ve ortalama kâr oranının oluşumunun çözümlenmesi ile de kapitalistler arasındaki bölüşüm sorunu, kapitalizmde üretici güçlerin gelişmesinin kaynakları ve kapitalistlerle işçiler arasındaki sınıfsal karşıtlık gösterilebilmiştir. Klasik okulun, Boisguillebert, Sismondi gibi bazı örnekler dışında, genel aşırı üretim bunalımlarını ve periyodik krizleri olanaksız gören yaklaşımına karşın Marx, aşırı üretimin ve periyodik bunalımların olanaklılığını göstermiş, dahası kapitalist gelişmenin çevrimsel hareketinin temel yasalarını belirlemiştir.

Yaşanan bu büyük paradigma değişimini hazırlayan tarihsel şartlar ve kuramların öğrenilmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Otomobil kullanmak için otomobilin bütün parçalarını tek tek bilmek gerekmiyor. Ama unutmamak gerekir, bazen lastik patlayabiliyor nasıl değiştirildiğini bilmemek insanı yolda bırakabilir.

Marksizmin temsil ettiği paradigma değişimini daha iyi anlamak için, belki de Kapital okumasına ön hazırlık olması amacıyla, Anikin'in kitabını okumanın benzer bir yararı bulunmaktadır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.