İşçiye saldırı yasası TBMM'de kabul edilmek üzere

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde işçi-işveren uyuşmazlıklarının arabulucu yoluyla çözümlenmesine dair düzenleme yapılıyor.
Kadir Sev
Cuma, 06 Ekim 2017 11:59

Mecliste işçi haklarını kısıtlayan çok önemli bir tasarı görüşülüyor ve ne yazık ki, dikkatler, AKP’nin hangi belediye başkanının istifa edeceğine yoğunlaştırıldığı için kimse farkında bile değil.

Öylesine önemli ki: daha önceleri, bu kadar şiddetli bir saldırıya cesaret edememişlerdi.

Mahkemelerin iş yükünü hafifletmek; işçi-işveren uyuşmazlıklarını ucuz ve hızlıca iş barışının bozulmasına izin vermeden çözmek, gibi gerekçeler öne sürerek iş hukukunu ortadan kaldırmayı hedefliyorlar.

Tasarı 38 maddeden oluşuyor. Temel Yasa olarak görüşülüyor ve önceki gün (4 Ekim) üç saatte birinci bölümün görüşmesini bitirdiler. Dün (5 Ekim) 3,5 saat içinde 10 maddesi kabul edildi. Tasarıyı görüşmeye 10 Ekim günü devam edecekler. Önümüzdeki birkaç gün içinde kabul edileceği anlaşılıyor.

Tasarıda işçi-işveren uyuşmazlıklarının esas olarak arabulucu yoluyla çözümlenmesinin öngörüldüğü düzenlemeler yapılıyor.

Gerekçesinde, uyuşmazlıkların %90’ının dava açmadan çözümleneceği ve böylelikle mahkemelerin iş yükünün azaltılabileceği vurgulanıyor.

Tasarının gerekçesinde ayrıca, İlk derece mahkemelerinde görülen davaların %15’inin; Yargıtay’dakilerin ise %30’unun işçi-işveren uyuşmazlıklarından kaynaklı olduğu belirtiliyor.

Demek ki işverenler, çalışma yasalarını pek umursamıyorlar.

Devlet ise, patronları daha etkili denetleyebileceği yöntemler geliştirmek yerine yasa dışılığı yasallaştırabileceği yollar arıyor.

AKP’nin getirdiği tasarı patrona şöyle sesleniyor: Dilediğini yapabilirsin, yasaları boş ver, işçinin ikna edilmesi işini bana bırak, %90 ben hallederim.

Yasalaştığında işçi doğrudan dava açamayacak. Önce arabulucuya başvurmak zorunda. Yani hakkını almak için mücadele vermek yerine patronuyla pazarlık yapmaya zorlanıyor.

Pazarlığın, meslek eğitiminin yanında, ikna ve iletişim konularında eğitilen uzmanlar aracılığıyla yapılması öngörülüyor. Devlet, patron el ele verip işçiyi aldatacaklar.

Pazarlık, hak arama yöntemi olmadığı gibi, hak/hukuk gibi kavramların da yeri yoktur. Çünkü, yasalar değil güçler konuşulur. Bu nedenle de ancak eşit güçler arasında yapılırsa anlamı olur.

İş Hukukunu tarihe gömecekler. Çünkü yargı yolunu fiilen, Yargıtay yolunu ise bu yasayla ortadan kaldırıyorlar.