'Eğitimdeki başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar'

Eğitim-Sen 4. Şube Başkanı İzzet İldeş'le AKP’nin eğitim politikasındaki başarısızlığı ve eğitim müfredatındaki son değişikliği konuştuk.
CANER ŞİMŞEK
Cuma, 06 Ekim 2017 11:58

Yeni eğitim müfredatı değişikliği, okullar açıldığından beri çeşitli vakalarla kamuoyunda yer alıyor. Ders kitaplarında, etkinlik programlarında, video gösterimlerinde yer alan 15 Temmuz propagandası; okullarda faaliyet gösteren dini vakıf ve cemiyetler ve daha birçok olayla başlamış olan yeni eğitim dönemi, AKP’nin eğitim politikasına karşı tepkileri de beraberinde getiriyor.

AKP’nin getirdiği yeni eğitim müfredatıyla ilgili Eğitim-Sen 4.Şube Başkanı İzzet İldeş'le bir söyleşi yaptık. TEOG’un kaldırılması ve okullardaki imam hatipleşme hakkındaki görüşlerini aktaran İldeş, “Müfredat ve sınav sistemindeki değişikliğin başarısızlığı örtbas etmek için” olduğunun vurgusunu yaptı.

Eğitim-Sen’in yeni eğitim müfredatı hakkındaki genel değerlendirmesi nedir? Ve bu eğitim müfredatının nasıl sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorsunuz?

Normalde eğitim müfredatı değiştirilmek istenirse bunun birkaç sebebi vardır aslında. Bunlar, güncelliğini kaybettiği durumda veya mevcut sınav sistemlerinde bir değişiklik olması halinde sınav sistemine göre müfredat tekrar programlanabilir. Ama şu andaki müfredat değişikliği köklü bir değişiklik; toplamda 51 derste yapıldığı söyleniyor. Bu değişikliği güncelleştirmeye veya sınav sistemine yönelik olduğunu düşünmek naiflik olur. 4+4+4'le başlayan sistematik bir işlem aslında. 4+4+4’ün ikinci 4’ü itibariyle yoğunlaşan imam hatipleşme ve son aşaması itibariyle de “değerler eğitimi” yerleştirilmiş durumda. Bunların yanında eğitimin dinselleşmesi hamlesi olarak çeşitli dini ögelerin yerleştirilmesi yaşandı. Değiştirilen mevcut eğitim müfredatı eksiklerin giderilmesi değil, iktidarın ihtiyaçları üzerinden çocuklara öğretilecek şeyin şekillendirilmesidir. Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılırken Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) bir takım dini vakıf ve cemiyetlerle anlaşmalar yapmasıyla bu oluşumlar okullara girdi. Zaten bir kalemde 51 derste yapılan değişiklikle tarikatlara ve cemaatlere müdahale alanı açılmış oldu.

Eğitim-Sen eğitim alanındaki olaylara laik, bilimsel ve anadilde eğitim açısından bakar. Mevcut müfredat üzerinden yapılan değişiklikler yapısal sorunların hiç birine fayda sağlamamıştır. Örneğin derslerin içeriğinde çok temel konular “çocuklara zor geliyor öğrenemiyorlar” gerekçesiyle basitleştiriliyor veya çıkartılıyor. Bu basitleştirme çocuklara daha iyi öğretmenin uğraşıyla değil, kendi politikalarının başarısızlığı nasıl örtbas edileceklerinin kaygısıyla yapılıyor. Değiştirilmek istenen sınav sisteminde açık uçlu soruların yer alacağı söyleniyor. Çocuğun kendi el yazısından dolayı bir sürü sıkıntı çıkacağını düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde TEOG’un kaldırılacağı açıklandı. Ancak bunun yerine ne konulacağına dair bir netlik ortaya çıkmasa da, Mili Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz “öğrencilerin diploma notu, evlerine yakın okullara gideceği ancak nitelikli okulların da belirli yüzdeye giren öğrencilere kendi sınavlarını yapacağını” açıkladı. Buna dair düşünceleriniz nedir?

Eğitim diye bahsettiğimiz kavram aslında bir memleketin geleceğidir. Ama öyle hükümet düşünün ki eğitimle ilgi çok kısa süreler içerisinde defalarca değişikliğe gidiyor. Burada öğrencilerin motivasyonunu bir düşünün veya velilerin tüm maddi kaynakların eğitim masraflarına göre planladığını düşünün. Ama bir günde tek açıklamayla sınav sistemi değiştiriliyor. Sınav sistemi çocuklar çok düşünüldüğü için değiştirilmiyor bunu çok iyi biliyoruz.

Yüzdelik sisteme göre çocukların okullara alınması da başka bir vahim durumdur. 4+4+4 sistemiyle öğrencilerin ikamet ettikleri yerlerde imam hatipleşme süreciyle normal okul kalmadı. İyi diye bahsettiğimiz okulların birçoğu imam hatip oldu. Mahalledeki okullara yönlendirmenin arkasında da kontenjanları boş kalan imam hatipleri doldurmak vardır. Öte yandan belirli yüzdeyle alınan okullar için de örneğin geçmişte Galatasaray Lisesi bunu yapmaya çalışmıştı. Okulun mütevelli heyeti isyan etmişti. Çünkü 80 kişilik kontenjana 5 bin kişi başvurmuştu. Böyle bir ortamda okul kaydı için yapılacak usulsüzlüğün haddi hesabı olmaz. TEOG bu sene kolay olmasına rağmen 93 bin öğrenci yerleşemedi. Ayrıca meslek liseleri şişmiş durumda zaten, bir de mahalle okullarına yönlendirme olduğunda tüm okulların sınıf mevcudunda artış olacaktır.

Yani toplamda yapılanlara baktığımızda bunun altında, eğitim politikasındaki başarısızlığı örtmek ve doldurmadıkları imam hatipleri doldurmak var, diye düşünüyorum.

Okullardaki imam hatipleştirme gündemlerini takip ediyoruz. Bazen bir gecede tabela değiştirerek, bazen de okul içerisinde sınıf açarak okulları dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu oldubitti hamlesine rağmen velilerin direnci geri adım attırabiliyor. Siz şubenizin çalışma alanında neler yapıyorsunuz?

En önemli kısmı burası zaten. Cumhurbaşkanın geçenlerde “ölülerimizi yıkayacak imam bulamıyorduk” şeklinde bir açıklaması oldu. Ama bunca türeyen imam hatiplere rağmen hâlâ kontenjanda boşluk kalıyor. Bunu sebebiyse şudur: Velilerin algısında imam hatip okullarına yönelik “başarısız” olduğu düşüncesi var. Çok büyük masraflarla okullar yaptırılıyor, çeşitli teşvik yardımları yapılıyor. Algı olarak değiştiremediği imam hatipleşmeyi mecburiyete bağlamak istiyorlar. Bunu da sınav sistemini ve kayıt şartlarını değiştirerek yapmaya çalışıyorlar.

Biz 4. Şube olarak buradaki okullarda imam hatipleşmeye karşı önemli tepkileri değerlendirdik. Velilerle birlikte ilçe milli eğitimin kapısına dayandık; eylemler, basın açıklamaları düzenledik. Kısmi olarak bazı yerlerde geri adım attırmayı başardık.

Eğitim sisteminin yapısal sorunları varken bunları bir kenara koyup okulları süsleyip püsleyerek öğrenci çekmeye çalıyorlar. Bir yanda da özel okullara giden öğrenciler için velilere teşvik ücreti veriliyor. Bir öğrenciye teşvik masrafı yapmak yerine, bunu bir sınıfa verseniz çok daha büyük fayda sağmış olursunuz. Böylelikle veliden fotokopi masrafı, kayıt parası gibi paralar istenmemiş olur. Ben Gazi mahallesinde bir okulda çalıyorum en temel masraflarımız için belediyeden ödenek istediğimizde kulak tıkıyorlar. Ama imam hatip liseleri söz konusu olduğunda buna binlerce liralık ödeneği hemen sağlıyorlar.

İstedikleri toplum projesine uygun olarak eğitime şekil vermeye çalışıyorlar. Okullarda seçmeli dersler, ders paketleri halinde zorunlu olarak seçtiriliyor. Velilerle müdür odasına dilekçelerle gittiğimizde bu olayı ilçe milli eğitim müdürlüklerine yansıtmadan halletmeye çalışanlar çıkıyor. Ama yaşanılan sıkıntı şu oluyor: Çocuklar din derslerinden muafiyet kazanıyor ama başka bir sınıfın dersine gönderiliyor. “Sorunlu öğrenci” imajı yaratabiliyor. Bu pedagojik olarak yanlıştır. Din derslerinden muaf olan öğrencilere müdürlük başka sınıf açmalıdır.