Zaman yazarları füze kalkanında anlaşamadı

NATO’nun füze kalkanı projesi Türkiye’yi ateşin ortasına atarken, Zaman gazetesi yazarları İran’a karşı olan projeyi savunalım derken birbirleriyle çeliştiler.
Salı, 23 Kasım 2010 15:37

AKP önce karşı çıkar gibi göründüğü füze kalkanı projesinde, projenin özüne dair hiçbir değişiklik yaptıramadan ikna olunca, Türkiye olası bir savaşın ortasına atılmış oldu. Füze kalkanı projesinin bölgedeki tüm ülkelere karşı olmasına rağmen, en çok konuşulan tehdidin İran olması, siyasal İslamcı hareketin bu projeyi tamamen desteklemesini karmaşıklaştırdı.

Zaman gazetesi’nden Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve köşe yazarı Abdülhamit Bilici, bugün bu konuya el attılar. Ancak Bilici yazısında “Projenin müellifinin ABD olduğuna kuşku yok. Ama özünde AK Parti'nin dış politika çizgisinden farklı olmayan Obama'nın vizyonunu yansıtan bir proje değil. Irak ve Afganistan savaşları gibi, W. Bush döneminden kalma kötü bir miras” derken, Ekrem Dumanlı füze kalkanı projesini savunmak için İran’ı suçlamayı tercih etti.

Bilici: Sevindirik olmaya gerek yok
“Bir kere, sevindirik olmaya, zafer narası atmaya gerek yok” diyen Abdülhamit Bilici, şunları yazdı: “Zira yaygın adıyla 'füze kalkanı' denen bu proje, Türkiye'nin bugünkü vizyonunun bir sonucu değil. Aksine son dönemde başarıyla uygulanan 'komşularla sıfır problem' anlayışına ters, Soğuk Savaş kokan bir yaklaşımın ürünü. Çünkü isimleri geçmese de projenin hedefindeki düşmanlar, Türkiye'nin ilişkileri maksimize etmeye çalıştığı komşular İran ve Suriye.

“Projenin müellifinin ABD olduğuna kuşku yok. Ama özünde AK Parti'nin dış politika çizgisinden farklı olmayan Obama'nın vizyonunu yansıtan bir proje değil. Irak ve Afganistan savaşları gibi, W. Bush döneminden kalma kötü bir miras. Obama'nın yaptığı, 'İran'la savaş isteriz' diye çığlık atan ve İsrail'den de şahin çevrelerin seslerini biraz kısmak için revize edip basitleştirmekten ibaret.”

Bilici füze kalkanının Türkiye’bib vizyonuna uymamasına rağmen, sırf ABD’yle yeni bir kriz çıkmasın diye kabul edildiğini belirterek, “Bu çerçevede Türkiye'nin en büyük kazancı, iç politikaya da olumsuz yansımaları olacak şekilde ABD ile krizin önlenmesiydi” dedi.

Dumanlı: Türkiye istediğini aldı, iyi oldu
Ekrem Dumanlı ise AKP’yi daha iyi savunmak için, “Ama İran da tehlikeli” demeyi daha uygun buldu ve İran karşıtı pozisyon alan Sünni Araplar’ın önemine dikkat çekti. “Türkiye, Lizbon'daki NATO toplantısından istediğini aldı. İyi de oldu” diyen Dumanlı, şunları yazdı: “Türkiye'nin İran'a bu kadar kol kanat geriyor gibi görünmesi, uluslararası diplomaside bir algı hatasını doğurmuyor mu? Onca riske rağmen bir başka soru daha var karşımızda: İran, kendileri için yapılan iyi niyetli çabaların farkında mı?

“İran-Türkiye yakınlaşmasının hem dış dünyada yanlış anlamalara neden olacak unsurları bulunmakta hem de 'İslam âlemi'nde. Dış dünyadan bakanlar, bu iki ülkenin tarihî, coğrafî ve ekonomik ilişkilerini göz ardı edebiliyor. İslam dünyasında ise İran hâlâ 'Şii yayılmacılığı' tehlikesinin baş aktörü olarak görülüyor. İran'dan rahatsız olan Müslüman ülkelerin varlığı çok önemli bir gerçektir ve Türkiye, bu gerçeği hesap etmek zorundadır. Kaldı ki İran'ın nükleer bir güce kavuşması, Türkiye için de bir risktir. Tarih boyunca yaşanan kimya uyuşmazlığı, derinden derine sürdürülen bir rekabeti de ifade etmektedir.”

(soL - Haber Merkezi)