Yandaşlarda ilk 'dönüş' Yenişafak'tan: Mesele Esad ya da rejim değil...

Soçi zirvesinin ardından gözler Türkiye- Suriye ilişkilerine çevrilirken yandaş Yeni Şafak'ın genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül'den 'Esad' yazısı geldi. Yandaşlar arasında ilk dönüşü yapan Karagül, "Mesele Esad’la, Suriye ile sınırlı değil. Çok daha büyük tehditler bölgeyi de Türkiye’yi de hedef almış durumda" ifadelerini kullandı.
Cuma, 24 Kasım 2017 10:40

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın  "Esed de YPG'ye olumsuz bakıyor" çıkışının ardından yandaşların dillerinden düşürmediği "Esed" ismi yerini "Esad"a bırakmaya başladı.

Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, Soçi zirvesinde alınan kararların ardından bugünkü köşesinde "Türkiye’nin Esad takıntısı olmamalı, rejim takıntısı olmamalı, Suriye’nin bölünmesine yönelik bütün girişimlere karşı bir tavrı olmalı" ifadelerini kullandı. 

Karagül'ün "Soçi’den ne çıktı? Türkiye açık saldırı altında. Peki biz ne yapmalıyız?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Bize el Kaide diyerek Afganistan’ı işgal edenler, bize Kaddafi diyerek Libya’yı parçalayanlar, bize Saddam diyerek Irak’ı harabeye çevirenler, bize Esad diyerek Suriye savaşını başlatanlar, bize DEAŞ diyerek sınırlarımızın sıfır noktasında yüzlerce kilometre “Türkiye cephesi” kurdular.

Mesele Esad ya da rejim değil: Çok daha büyük tehditler var..

Irak ve Suriye parçalanacak hemen ardından “Türkiye cephesi”açılacaktı. Bundan o kadar eminlerdi ki, Suriye’nin parçalanmasını garanti görüp 15 Temmuz’da Türkiye’yi içeriden vurdular. İran sınırından Akdeniz’e uzanan terör koridorundan, o yabancı garnizon haritadan o kadar emindiler ki, aylardır Türkiye sınırlarına yığınak yapıyorlar.

Türkiye’nin Esad takıntısı olmamalı, rejim takıntısı olmamalı, Suriye’nin bölünmesine yönelik bütün girişimlere karşı bir tavrı olmalı. Çünkü mesele Esad’la, Suriye ile sınırlı değil. Çok daha büyük tehditler bölgeyi de Türkiye’yi de hedef almış durumda. Suriye’nin parçalanmasının “Türkiye Cephesi”ni açmak olduğunu artık biliyoruz.

Projenin bütün bölgeyi kapsadığını, bütün bölge için bölünme, parçalanma, şehir devletleri, garnizon ülkeler planları olduğunu biliyoruz. Öyleyse, bize gösterilene değil, görmemiz gerekene yönelmek zorundayız. ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in ajandasına değil, kendi ülkemizin ajandasına göre hareket etmek zorundayız