Suriye'de tanıdık bir kaçırılma öyküsü ve medya yalanları

2012 yılında Suriye'de "şebbihalar" tarafından kaçırıldığını söyleyen ve o zamanlar Batı basınında büyük bir yer bulan gazeteci Richard Engel, kendisini kaçıranların "şebbiha görünümlü Esad karşıtları" olduğunu açıkladı. Bu açıklamayı yapmak için, 2.5 sene beklemek mi gerekiyordu?
Erman Çete
Perşembe, 16 Nisan 2015 15:25

13 Aralık 2012 tarihinde, Amerikan NBC televizyonundan Richard Engel, beraberindeki 4 kişiyle birlikte Suriye'de kaçırıldı. Engel ve beraberindekiler, 5 gün sonra, 18 Aralık'ta, El Kaide bağlantılı örgütlerden Ahrar'uş Şam'ın girişimiyle serbest bırakıldı.

Engel, serbest bırakıldıktan sonraki açıklamalarında, grubu rehin alan örgütün Beşar Esad'a bağlı "Şii şebbihalar" olduğunu söylemişti. 

NBC’de yayınlanan bir programda konuşan Engel kaçıranların onları Hizbullah’a ait bir kampa götürmeye çalıştıklarını ileri sürmüştü. Grubun açık bir şekilde hükümet yanlısı sözler söylediğini öne süren Engel, kendilerini kaçıran kişilerin İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah tarafından eğitim aldıkları gibi ilginç iddialara yer vermişti.

HİKAYE ÇOK GÜZEL
Engel kaçırılma ve kurtarılma hikayesine devam ediyordu. "Şebbihalar", Engel ve arkadaşlarını Hizbullah'ın kampına götürmek üzere yola çıkmışken, bir "muhalif" kontrol noktasına denk gelmişlerdi. İki grup arasında çatışma çıkmıştı, rehineler bulundukları kamyonetten kaçmayı başarmış ve "muhaliflere" sığınmıştı.

Engel kaçırdıkları sırada herhangi bir fiziksel işkenceye maruz kalmadıklarını fakat psikolojik işkence gördüklerini belirtmişti. Kaçıranların onları sürekli ölümle tehdit ettiklerini iddia eden NBC muhabiri olaydan önce kendilerine korumalık yapan bir muhalifin de kaçırılış sırasında öldürüldüğünü eklemişti.

HİKAYENİN SAHTELİĞİ BELLİ DEĞİL MİYDİ?
Batı medyasında ve Türk medyasında, Engel'in anlattığı "şebbiha" hikayesi oldukça geniş bir şekilde kendisine yer buldu. 

Ancak hikayedeki tuhaflıklara dikkat çekenler de vardı. Örneğin, "Öfkeli Arap" isimli bloguyla tanınan Lübnan asıllı ABD'li akademisyen Esad Ebu Halil, Engel'in açıklamalarını, 18 Aralık 2012 tarihli gönderisinde, ironik bir dille şöyle eleştirmişti:

'Engel, kendisini kaçıranların İran Devrim Muhafızları ve Lübnanlı Şii silahlı grup Hizbullah tarafından eğitildiğini söyledi.' Tamam, ama Engel bu sonuca nasıl vardı? Tahmin edeyim: Grubu kaçıranlar ona şunları söyledi: Bak. ABD'yi hedef alan bir nükleer silaha sahip olan İran tarafından eğitildik, tabii Hizbullah da insan kaçırma konusundaki eğitimimize yardım etti ve senin aracılığınla bütün dünyaya ilan etmek isteriz ki, biz Küba hükümetini de destekliyoruz, aynı zamanda Soğuk Savaş sırasında da SSCB'nin tarafındaydık, ABD'deki beyaz yerleşimi sırasında da yerli nüfusla beraberdik ve tabii ki İtalyan mafyasıyla da müttefikiz. 

Yani aslında, kaçıranların rehinelerden itiraf alması yerine, Bay Engel, gizemli bir şekilde Özgür Suriye Ordusu çetelerine yenilmiş olan kendisini kaçıran ekipten itiraf kopartıyordu. 

Ancak Ebu Halil bununla da yetinmedi. Aynı gün, bilgili bir Batılı gazetecinin kendisine yolladığı bilgileri yayımladı. Buna göre, gazetecilerin kaçırıldığı yer Idlib’e ait bir Şii köyü Fua'ydı ve İdlib’de ne zaman bir gazeteci kaçırılsa bunun Şiiler ve hatta Aleviler tarafından yapıldığının propaganda ediliyordu.

KUŞATMA ALTINDAKİ Şİİ KÖYÜ
Geçtiğimiz günlerde El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi önderliğindeki İslamcı koalisyonunun İdlib'i ele geçirmesiyle yeniden gündeme gelen Fua kasabası, uzun süredir silahlı çetelerin kuşatması altında. Halep'in batısındaki Zehra ile Nubbul gibi, Fua ve yakınındaki Kefreya da, yıllardır şeriatçı çetelere tek başlarına direniyorlar.

Esad Ebu Halil'in o dönem verdiği bilgilerde, bahsedilen köyün etrafının silahlı muhalif gruplar tarafından çevrelendiğine ve gazetecinin açıklamasında söz ettiği gibi o bölgede hareket etmelerinin mümkün olmadığına değinilmişti. Richard Engel’in iddia ettiği şekilde kaçıranların açıkça kimliklerini ve hatta kimler tarafından eğitildiklerini söylemelerinin gerçekçi olmadığının da altı çizilmişti.

VİDEOLARIN SAHTE OLABİLECEĞİ DE SÖYLENMİŞTİ
Ancak iddialar bununla da sınırlı değildi. İnternette gazetecilerin kaçırıldıkları esnada çekilen video hakkında ise videonun arkasında bulunan Esad yanlısı yazıların tamamen uydurma olduğu ve kaçırmanın Esad yanlılarınca yapıldığı izlenimi yaratmak için yazılmış sahte sloganlar olduğu vurgulanmıştı.

Kaçırılan gazetecilerin bu kurgunun bir parçası olmadıkları ve gerçekten kaçırıldıkları belirtilerek kaçıran ÖSO üyelerinin gazetecilere kimlikleri konusunda yalan söyledikleri ve şebbiha üyesi gibi davrandıkları görüşüne de yer verilmişti.

ENGEL'İN ÖZRÜ
Engel, bugün NBC'de yazdığı makalede, Esad Ebu Halil'in kuşkularını tamamen doğruladı. Engel, Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan serbest bırakılmalarının ardından olayı haberleştirdiklerini ve sonrasında "herkesin kendi hayatına ve işine devam ettiğini", ancak bir ay kadar önce kendisiyle New York Times'ın temas kurduğunu ve rehineleri kurtaran grupla kendilerini kaçıran grubun aslında iletişim halinde olabileceğine dair bulguların ortaya çıkmış olabileceğini söyledi.

Engel, kaçırılma olayından bilgisi olan ABD'li güvenlik görevlileri ve istihbarat yetkilileri ile görüştüğünü, onların da kendi anlattığı kaçırılma öyküsünden bu zamana kadar hiç kuşkulanmamış olduklarını ileri sürdü.

Engel, Suriye'nin içinde dışındaki çeşitli kaynaklarla yaptığı görüşmenin ardından şu sonuca vardığını açıkladı:

  • Bizi kaçıran grup Şii değil, Sünniydi.
  • Bizi kaçıran grup, kendilerinin Şii Şebbiha milisleri olduğuna bizi ikna etmek için önceden hazırlanmış bir entrika hazırladılar.
  • Bizi kaçıran grup, sürekli müttefiklerini değiştiren bir suç örgütüydü.
  • Bizi kurtaran grup da kaçıranlarla bağlantılıydı.

Engel ve ekibini kaçıran örgüt, "Kuzey İdlib Şahinleri Tugayı" idi.

AHRAR'UŞ ŞAM BAĞLANTISI
Engel'e göre, kaçırılmaları, El Kaide bağlantılı liderlere sahip olan ve Türkiye'nin de yakın ilişkilere sahip olduğu Ahrar'uş Şam'ın bölgedeki komutanı Ebu Eymen'i de nazik bir duruma sokmuştu. Engel, o dönem Ahrar'uş Şam'ın ABD'den silah almak için uğraştığını, ancak ABD'li bir gazetecinin kaçırılmasının Ahrar'ı zora sokacağını düşündüklerini belirtiyor.

Ancak Engel, artık Ebu Eymen'in, grubun kaçırıldıktan sonra götürüldüğü çiftliği kontrol eden Azzo Kassab isimli çete lideriyle işbirliği halinde bulunduklarını bildiğini kaydetti. Yani, NBC ekibinin serbest bırakılmasına ön ayak olan Ahrar'uş Şam, aslında grubu kaçıranlarla müttefikti.

'YURTTAŞ' AMA SAHTE GAZETECİ HALİD EBU SALİH
Suriye'deki gerçek savaşın medya ayağında, sahte katliamlar, uydurma çatışmalar ve kurgulanmış videolar yer alıyor. Yaptığı "iş" daha önce deşifre olmuş isimlerden birisi de, Halid Ebu Salih.

Halid Ebu Salih, daha önce de icraatlerine yer verdiğimiz Esad karşıtı "sivil toplum örgütü" Avaaz tarafından finanse edilen bir "gazeteci". Salih, Esad’ın şiddet uygulamalarını gösteren birçok sahte video yayınlamıştı. Yayımladığı videolardan birinde "ağır" yaralandığı gözlenen Salih bir hafta sonra yayınladığı başka bir videosunda ise Esad’a kızgın ve gayet sağlıklı bir şekilde ortaya çıkıyordu.

Engel ve NBC ekibinin serbest bırakılmasının ardından, gazeteciyle ilk röportajı yapan da, her nasıl olduysa, aynı Halid Ebu Salih'ti. Ebu Salih, Suriye'ye batılı gazetecileri gizli yollardan sokuyordu. Yine Salih'in röportaj yaparken görüldüğü Suriye'de yaralanan gazeteci Edith Bouviers, Avaaz tarafından Suriye'ye sokulmuş ve yine aynı örgüt tarafından çıkartılmıştı.

19 Aralık 2012 tarihinde, Moon of Alabama isimli blogda haklı olarak şu sorular soruluyordu:

  • Engel'i Suriye'ye sokan kimdi? Avaaz mı?
  • 'Danny' [CNN'de yaptığı "Humus'ta 200 kişi öldü" haberinin yalan olduğu ortaya çıkan kişi] ve Halid Ebu Salih, onun [Engel'in] geleceğini biliyor muydu?
  • Richard Engel'in kaçırılmasını ve serbest bırakılmasını onlar mı organize etti?

Bunun yanı sıra, cevabı olmayan bir başka soru da, NBC grubunun içinde isimsiz bir "İngiliz mühendis"in ne aradığıydı.

BATI MEDYASI VE YALANLAR
Yalanın, sahibi tarafından ifşa edilmesinin ardından, Esad Ebu Halil Huffington Post'a konuştu. Ebu Halil, Engel'in beyanının, "Batı medyasının silahlı çeteleri ve teröristleri korumak için yaptıklarının boyutlarını gözler önüne serdiğini" söyledi.

New York Times ise daha fazlasını söyledi. Ravi Somaiya, C.J. Chivers ve Karam Shoumali imzalı habere göre, NBC merkezi, Engel ve ekibinin kaçırılmasından Azzo Kassab and Şükri Acuc'un liderlik ettiği Kuzey İdlib Şahinleri Tugayı'nın sorumlu olabileceğini bildiği halde, bu bilgiyi kamuoyundan gizledi.

The Daily Beast ise, Engel serbest bırakıldıktan hemen sonra, hikayedeki tutarsızlıklara dikkat çekmişti.

ENGEL'İN DİĞER İCRAATLARI
Ancak hikayenin yalnızca NBC merkezi ile ilgili olduğunu düşünülmemeli. Haber uydurmak konusunda, 2012 yılında yaşananlar, Engel'in tek vukuatı değil.

Geçen sene Rusya'da yapılan kış olimpiyatlarını izlemek için Soçi'ye giden Engel, kente geldikten hemen sonra cep telefonunun ve iki bilgisayarının hacklendiğini ileri sürdü. 

Engel, ABD'li bir bilgisayar güvenlik uzmanı olan Kyle Wilhoit ile anlaşarak, Rusya'nın "gizlilik" sistemini test etmek istemişti. Wilhoit Engel'e, sahte isim ve adreslerle çalışan iki yeni bilgisayar ve cep telefonu vermişti. 

Engel, bu cihazlarla Soçi'de internete bağlandığında "şok olmuştu." Çünkü hemen şüpheli e-postalar almaya başlamış ve bir e-postayı açtığında bilgisayarı ele geçirilmişti.

Ancak o dönem Huffington Post'a konuşan siber güvenlik uzmanı Robert Graham, Engel'in iddialarının uydurma olduğunu söylemişti. Graham, iddiasını şöyle gerekçelendirmişti:

1) Onlar Soçi'de değil, 1007 mil uzaklıktaki Moskova'daydılar.
2) "Hack", ziyaret ettikleri olimpiyat temalı internet sitelerinden kaynaklıydı, fiziksel konumlarıyla alakası yoktu. Sonuçlar, ABD'de de aynı olurdu.
3) Telefon "hacklenmemişti", Engel, zararlı bir Android uygulamasını telefonuna indirmişti.

'HORASAN ÖRGÜTÜ' VE ENGEL
Bitmedi. Engel, geçen sene ABD'nin Suriye'ye yönelik bombardımanı başlarken, kimsenin daha önce duymadığı El Kaide bağlantılı Horasan Örgütü'nün ABD için ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan gazeteciler arasındaydı.

Bombardımanın başladığı gün bir tweet atan Engel, ABD'li yetkilileirn iddiasını aktarıyor ve Horasan örgütünün yolcu uçaklarını patlayıcıyla düşürmeye hazırlandığını yazıyordu. Bu tweet, haber spikeri Brian Williams'ın Horasan Örgütü'nü “Yeni Düşman” olarak sunan bir ekran görüntüsü ile aktardığı, NBC gece haberlerindeki bir habere bağlantı veriyordu.

Ancak Engel ertesi gün bir tweet daha atıyor ve şöyle diyordu: Suriyeli aktivistler, Horasan ya da liderleri hakkında (şimdiye kadar) hiçbir şey duymadıkları söylediler. 

Yeni Engel, ABD istihbaratının uydurduğu hayali Horasan Örgütü'nün bir gün önceki "tehdidi"nin aslında gerçek olmadığını söylüyordu.

ELİNE HER KAMERA ALAN GAZETECİ DEĞİL!
En güzelini ise en sona sakladım. 2013 yılında, The Newseum isimli ABD merkezli bir gazetecilik kuruluşu, 2012 yılında katledilen 90 gazeteci için bir anma düzenleyecekti. Anmanın onur konuğu, "Suriye'de hükümet yanlısı militanlar tarafından kaçırılan" Engel'di. 

Ancak küçük bir sorun yaşandı. The Newseum, gelen baskılar sonucunda 90 kişilik gazeteci listesini 88'e düşürmüştü. Çünkü, listeden çıkartılan 2 gazeteci, 2012 yılındaki Gazze saldırısında İsrail tarafından katledilen El Aksa TV çalışanlarıydı. El Aksa TV Hamas'la bağlantılıydı, bu nedenle öldürülenler "gazeteci" sayılamazdı.

Engel, anmada onur konuğu olarak konuşmasını yaptı. Gazetecilerin bu işi neden yaptığını anlattı, "masumların sesi olmak" için bu işi yaptıklarını oldukça duygusal bir şekilde dile getirdi.

Ve sonra, El Aksa TV çalışanlarının öldürülen gazeteciler listesinden çıkartılmasına da değindi. Ona göre, eline her kamera ve not defteri alan gazeteci değildi. Gazetecinin hakikati arama sorumluluğu vardı. Gazetecilerin davası yoktu; ilkeleri ve inançları vardı.

"Ama," diye devam ediyordu Engel, "Bu çizigiyi kim çekecek?" Öldürülen gazeteciler listesindekilerin önemli bir bölümünün, Beşar Esad'ı devirmek isteyen medya kuruluşlarında çalışan Suriyeliler olduğunu hatırlatıyordu. Onlar safkan gazeteci miydi? Cevap hayırdı. Ancak onlar, bir diktatörü kelimelerle ve fotoğraflarla devirmeye çalışmış, bu nedenle de dikatöt tarafından susturulmuşlardı. Soylu bir iş yapmışlar, zulme karşı seslerini yükselmişlerdi.

Demek ki, Beşar Esad'ı devirmeye çalışan "aktivist"ler soylu bir iş yaparken, Hamas bağlantılı bir TV kanalı için çalışırken İsrail tarafından katledilen 2 kişi, o kadar da soylu değildi.

Engel, "establishment" dedikleri kurulu medya düzeninin, sıradan bir neferiydi, işte...