Recep Tayyip Erdoğan Televizyon Kurumu: TRT'de neler oluyor?

2002 yılından bu yana Türkiye'de yaşanan tüm değişimleri bire bir gözlemleyebileceğimiz laboratuvarların başında geliyor TRT... Yeri geldi AB'ci, yeri geldi Amerikancı, yeri geldi işçi düşmanı, yeri geldi gerici, yeri geldi Cemaatçi, yeri geldi Cemaat düşmanı oldu... Aslında TRT bunların hepsiydi ama en fazla ve mutlak olarak Erdoğancı oldu... TRT'de 2002'den bu yana yaşanan değişimi uzun yıllardır TRT'de çalışan bir basın emekçisiyle konuştuk.
Ali Ufuk Arikan
Çarşamba, 19 Temmuz 2017 08:30

Uzun yıllardır tanımı ve amacı unutuldu, ama önce bir hatırlatmayla başlayalım... "Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak" ifadeleri TRT Kanunu'nun 5. maddesinde yer alıyor.

Bugünlerde TRT denilince kimsenin aklına "Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak" gelmiyor. Milyonların TRT'ye dair düşüncesi, yine TRT Kanunu'na atıf yaparsak, "tek yönlü, taraf tutan yayın yapmave bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmak" olarak tanımlanabilir.

1 Mayıs 1964'te kurulan, 1972’de ise “tarafsız” bir kamu iktisadi kuruluşu olarak tanımlanan TRT, bugün çok rahat bir biçimde AKP'nin yayın organı olarak tanımlanabiliyor. TRT'nin bugün geldiği durumu, kanalın bu 15 yılda yaşadığı büyük dönüşümü yıllardır TRT'de çalışan bir basın emekçisiyle konuştuk. ​

Bu basın emekçisinin adını AKP iktidarının bugün geldiği durum düşünüldüğünde maalesef açık şekilde yazamıyoruz. 

İşte TRT'nin yıllar içinde yaşadığı büyük dönüşüm ve geriye kalan içler acısı tablo:

SİNSİ VE CEHALET DÖNEMLERİ

2002'de AKP iktidara geldi ve TRT'de yeni bir değişim süreci başladı. Kuşkusuz öncesini de konuşacağız ama önce buradan, 2002'den başlayalım dilerseniz?

Olaylar ilk olarak 2004-2007, yani Şenol Demiröz ve Ali Güney dönemiyle başladı diyebiliriz. Ben buna AKP'nin sinsi dönemi diyorum. Yani nedir bu sinsi dönem; yetkin elemanları olmadığı için bize gülümsediler, iş yaptırdılar. Bu dönemde öyle ya da böyle kanun ve yönetmeliklere de zoraki şekilde uymak durumunda kalıyorlardı. Bu dönem yaptıkları işlere, "Bunu yapamazsınız, kanunlara aykırı" dediğimizde, durabiliyorlardı. İlk olarak bu dönemde daire başkanlarının ve daire başkan yardımcılarının sadece bir kısmı değiştirildi örneğin...

Toplu bir tasfiye yoktu yani.

Yoktu. Toplu tasfiye Şenol Demiröz'den sonra, Ali Güney'le birlikte başladı. Güney'in son dönemindeyse saldırılar arttı. Birçok kanal çalışanı türlü yalanlarla bu dönemde sürgün edildi. Güney sonrasında ise cehalet dönemi başladı. İbrahim Şahin göreve geldi ve cehalet dönemi koyu şekilde başladı. Neden cehalet dönemi diyorum? İnanılmaz bir personel alımı başladı, bin bin personel alındı. Hiçbir yetkinliği olmayan personeli kameraman yaptılar, sesçi yaptılar, prodüktör yaptılar, ışıkçı yaptılar, haber dairesinde muhabir yaptılar, cumhurbaşkanlığı muhabiri yaptılar. İşe yeni başlayan kişiye Formula 1 anlattırdılar, dönüp geldi ben basketbol anlatacağım dedi, hop oraya getirdiler. TRT'nin birçok üst düzey, deneyimli çalışanı varken bu isimler her işin başına getirildiler.

'KOMÜNİST KAFAYA SAHİP İNSANLARA KARŞI...'

Bu dönemde deneyimli TRT emekçilerinin tasfiyesi başladı öyle mi?

Haber dairesinde tam da bu dönemde bir toplantı yapılıyor ve şöyle bir laf ediliyor: Eski TRT çalışanlarının yanına gitmeyeceksiniz, onlarla yan yana gelmeyeceksiniz çünkü onlar komünist kafalara sahip insanlar. Siz çıkacaksınız, siz yapacaksınız, arkanızda biz varız. Bunu söyleyenlerin hepsi ihraç edildi. Yani Cemaat'in TRT'ye yerleşme dönemi başladı.

İbrahim Şahin'le tam olarak "kefenimizle yola çıktık" dönemi başlatıldı TRT'de... Cahil cesareti ile işler yapıldı. Bu dönemde birçok kanunsuz iş yapıldı ama hiçbiri hakkında işlem yapılamadı.

İbrahim Şahin'den önce TRT'de genel müdürlük yapmış bir isim takma isimle bir kitap yazdı, televizyon için "şeytan icadı, fitne, fücur şey" diyordu. Bunu söyleyen TRT Genel Müdürü....

TRT'nin yayın politikası İbrahim Şahin döneminde çok sistematik bir biçimde değiştirildi. Sadece daire başkanları ve müdürler değil, yetki sahibi herkes görevden uzaklaştırıldı. Ödül sahibi yönetmenlere ekran izleme cezaları verildi. "Görevim ne?", -Televizyon izleyeceksin, "Niye?", -Alt yazıda yanlışlık olursa, onu bize bildireceksin... Yani git diyorlardı, buna rağmen gönderemediklerini para yoluyla, sürgün tehdidiyle gönderdiler ve TRT içinde hakimiyet ilan ettiler. Daha önce bu ekip bir köşeye çekilir oradan bizi gözlerdi, şimdi biz en köşeye doğru itildik, onlar TRT'yi çiftliği haline getirdi. TRT'nin kamu yayıncılığı ilkesi toprağın altına gömüldü. Şu an TRT tamamen bir kişinin tavrına göre nefes alışverişini değiştiren bir kanal oldu.

'KANLI BİR KAVGA VERDİLER, ÇOK KANLI GEÇTİ'

Bu dönemlerin tamamında AKP'nin siyasi komiserleri oldu. Arınç da bu dönemin önemli isimlerindedi. Yani bir AKP-Cemaat ayrımı yapmak mümkün mü TRT için? Kanal bu süreçleri nasıl geçirdi?

Şu tarih deniliyor ya TRT'de, bizim için, yani ilerici-aydın dediğimiz TRT çalışanlarının mücadelelerinde bir milat tarihi yok, 2002'den beri yok...

Kırılma anları için dersek, yani ülke siyaseti açısından kırılmalar üzerinden okursak?

Cemaat kavgası sonrası Başbakanlık müfettişleri bize geldi ve verin cemaatçilerin isimleri dediler örneğin. Biz bu isimleri siz bizden daha iyi bilirsiniz dedik ve bu tavrı reddettik... Bizi tetikçi yapmaya çalıştılar.

Kırılmalar nasıl başladı? Tabii ki haber dairesinde. Kendi içlerinde inanılmaz bir şekilde kanlı bir kavga verdiler, çok kanlı geçti.

17 Aralık ve diğer kırılma anları da bu kanlı kavgaya dahil sanırım.

Evet, bir gün önce "Şu adam var, sakın ha kesmeyin canlı yayından" dedikleri kişi, ertesi gün yayına banttan 1 dakika çıktı diye işten çıkarılanlar oldu.

'NE OLURSA OLSUN BİR YAYIN HAKKI VARDI, TRT ŞİMDİ TETİKÇİLİK YAPIYOR'

Başa dönersek, 2002 öncesi ve sonrası TRT desek....

Yücel Yener dönemi eleştirilerimizin ayyuka çıktığı dönemdi, ilk sendikal eylemlerimizi yaptığımız dönemdi. TRT'yi aslında özel kanallarla yarış haline sokan ilk kişiydi ama lanet olsun, ölümü görüp sıtmaya razı olmak da böyle bir şey galiba. Şu an Yücel Yener, kötünün kötünün kötünün iyisiydi galiba. TRT'de ne olursa olsun bir yayın hakkı, cevap hakkı vardı. Şimdi TRT'de tetikçilik yapılıyor. TRT'de bir günde bir insan kahraman da, hain de ilan edilebiliyor. Burada tercih AKP'nin kararına göre oluyor tabii... 2002 öncesi stüdyo şefinin bile TRT Genel Müdürü'nü stüdyodan çıkardığına şahit olmuştuk, şimdi bunun düşünmek imkansız hale gelmiş durumda.

O günlerden geriye ne kaldı?

Şimdi bütün bunlara rağmen yayıncılığı bilen, kamusal hizmet yayıncılığını tekrardan hayata geçebileceğine inanan iki avuç da -bir değil- olsa insan var. Hala direniyoruz, bir gün kazanacağız çünkü muhakkak biz haklıyız. Bu kadar baskıya rağmen hala mücadele devam ediyorsa hiçbir şey bitmedi, bitmeyecek demektir.

Birçok deneyimli TRT emekçisi vardı, bu isimler şimdi nerede?

Hepsi tuhaf cezalarla, sürgünlerle karşılaşmış durumda. Geriye kalan ve ilerici olan TRT emekçilerinin yaptığı işlerse yayınlanma şansını bulamıyor.

TRT'de alanının en iyisi olan çeşitli alanlardan birçok insan mesleğine küstü. İç yapımları bitirdiler. Parayı yandaşlara aktarmak için dışarıya iş sipariş edilmeye başlandı. Bir buçuk saatlik çocuk programı on bin liraya mal ediliyordu. Şimdi dışarıdan çocuk programı satın alındığı için eski program kalktı, 30 bin liraya 15 dakikalık bir çocuk programı yaptırılmaya başlandı. Televizyonculukta en önemli olan şey format üretmektir, TRT bunun yerine yüzünü dışarıya döndü ve teknik olarak yayınlanamaz raporu alacak kalitedeki işler TRT'de yayınlanmaya başlandı.

HABER BAŞLARDI DEMİRELLE, HABER BİTERDİ DEMİRELLE AMA...

TRT'nin yayın politikası nedir diye sorsak?

Yayın politikaları... Biz önceden Demirel'e kızardık, haber başlardı Demirelle, haber biterdi Demirelle. Şimdi haber başlıyor Tayyip'le, haber bitiyor Tayyip'le. Yetmiyor, tartışma programı Tayyip'le başlıyor, Tayyip'le bitiyor. Bu da yetmiyor, her yerde Tayyip.

TRT'de mutlak bir otosansürü aşıladılar. Müdür bile uyarmadan çalışanlar artık ona göre şekil almaya başladı.

'HABER MERKEZİ OLSA HABER ALMAZ MIYDIN?'

Tam burada sormak gerek, haber merkezi ne durumda TRT'de?

Bilmem, ne durumda?

Sanırım yeterli cevap.

Haber merkezi olsaydı sen TRT'den haber almaz mıydın? Alamıyorsun ne yazık ki. Daha önce Samanyolu menşeiliydik, şimdi A Haber ve Beyaz TV.

'ANA HABERİ BİLE DIŞARIYA YAPTIRAN TRT'

Bilal Erdoğan'ın okul arkadaşı şimdi TRT'nin başına getirildi. TRT'de son durum ne?

Henüz bilmiyoruz, zamanla görmüş oluruz ama bu insanlardan hiçbir zaman hayırlı bir şey beklemiyoruz. Bugün TRT'de hangi branş müdürüne giderseniz gidin, çalışanın ne iş yaptığından bihaber durumda. Devlet Su İşlerinden gelen adamı vericilere müdür yaptılar. TRT bugün ana haberini bile dışarıya yaptırıyor, kendisi yapmıyor. TRT'de ana haber sunanlara eğitim verenler sürgündeyken, onlardan 3 günlük diksiyon kursu alanlar TRT'de ana haber sunuyor.

Kurum çalışanlarına yönelik baskı olduğuna dair haberler sıklıkla gündeme geliyor. Bu konuda son gelişmeler nedir, nasıl bir atmosfer var?

Şu an bir arkadaşımız işten atılma aşamasında. TRT'deki durumu ülkeden ayırmak çok zor, uzun uzun anlatacak bir şey yok. Faşizm demek yeterli sanırım. Bu durumun değişmesinin tek koşulu, halkın kendi öz varlıklarına sahip çıkmasıdır. TRT halkındır, AKP'nin televizyonu olamaz, olmamalı. Burada halkın kendi kanalına sahip çıkması ve mücadelesi çok önemli.

SKANDAL YOLSUZLUKLAR

TRT'nin kaynakları nereye aktarılıyor?

TRT'yi ele almak için önce paranın nereye akıtıldığına bakmamız gerekiyor. TRT'ye dışarıdan iş yapan kişi sayısı 10, iş yapan şirket sayısı altmış. Bir kişinin 10 şirketi var. Bugün Erdoğan'ın annesinin mevlidini okuması için Rize'ye özel uçakla götürülen imam İsmail Coşar birden TRT'ye program yapmaya başlıyor, aldığı fiyatlara bakalım.

Yakın zamandan örnek vereyim. TRT reklamlarını sattı. İki yıllığına atıyorum, "25 milyon dolar ver bana, tüm reklamlarımı sen sat" dedi. Reklam anlaşmasının bitmesine 5 saat kala sözleşme feshedildi ve TRT o parayı da alamadı. Bundan önce TRT'ye çivi bile çakılsa ihale açılıyor, şeffaf şekilde yapılıyordu. Cemaat döneminde tüm reklamlar, tüm ihaleler, tüm paralar cemaat'e akıtıldı. TRT şimdi de reklamları, gelirlerini başka cemaatlere aktarıyor...

İşe alım kriteri?

TRT'de sadece kadrolaşma var. İşe alımlarda temel kriter bu. İş bilmek gerekmiyor. Mesela bizim yanımıza iş öğrensin diye gelenlerin hepsi, birkaç hafta içerisinde en önemli kadrolara yükseldi. Yıllarca emek verenler oldukları yerde sayarken, sürgünlerle karşılanırken, yeni gelenler anında yönetici oldular. Şimdi ise TRT'de tasfiye süreci var. Çalışanların yüzde 50'si gidecek deniliyor, bu özelleştirme sürecinin bir adımıdır. Şimdi bir ekibin yapması gereken işleri bir kişiye verilmeye başlandı. Eleman eksikliği var denililiyor...

TRT'de güvenlik olan arkadaşlar vardı, güvenlik özel şirkete devredilince bu arkadaşlar memur oldular. Şimdi o güvenlik arkadaşların birçoğu daire müdürü oldu. Küçümsediğim için söylemiyorum bunu, liyakatın tamamen bittiğini göstermesi açısından. Bundan daha tuhaf şeylerle de karşılaştık. Kanalda adı hırsızlıkla anılan birçok isim daire müdürü oluverdi. Adı hırsızlıkla anılanların istisnasız tamamı kısa sürede müdürlüğe yükseldi...

TRT'de tablo bu şekilde yani...