Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Odatv Davası'nda tahliye yok

Odatv davasında tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyetinin Ergenekon davasının iddianame ve tutanaklarını istemesi, 12 Mart'a ertelenen davanın Ergenekon davasıyla birleştirilme ihtimalini düşündürdü.

Yayın Tarihi: 27.01.2012 , 22:15 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29

Güncelleme 23:58

Mahkeme heyeti, TÜBİTAK'tan bilirkişi raporu istenmesine karar verdi. Bir diğer karar, Hanefi Avcı'nın talebi ile elektronik posta trafiğinin tespit edilmesi. Tutuklu sanıkların bilgisayar kullanmaları için cezaevine müzekkere yazılacak. Nedim Şener'in "Sabri Uzun da tanık olarak dinlensin" talebi ise çapraz sorgudan sonra değerlendirilecek.

Mahkeme heyeti Doğan Yurdakul'un ise Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi'ne sevk edilmesinin sağlanmasına karar verdi.

Kararlar arasında ikisi ise dikkat çekiyor. Bunlardan ilki, İklim Ayfer Kaleli ve Nedim Şener'in, dosyada bulunmayan iletişim tespit tutanaklarının istenmesi. İkincisi ise Ergenekon iddianame ve tutanaklarının dijital formatta istenmesi. Bu ikinci karar, davanın Ergenekon davasıyla birleştirilebileceği yönünde güçlü bir işaret olarak değerlendiriliyor.

-------------------------------------------

Güncelleme 23:17
Mahkeme karar için verilen aranın ardından kararını açıkladı. Buna göre tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilirken, duruşmanın 12 Mart saat 10:00'a bırakılmasına karar verildi.

-------------------------------------------

Güncelleme 20:50

Avukatların talep konuşmaları sona erdi. Savcı duruşma hakkında mütaalasını bildirdi. Savcı Ufuk Ermertcan, bilirkişi incelemesindeki eksikliklerin tamamlanması, dijital delillerde adı geçen Sabri Uzun'un tanık olarak dinlenmesi ve tüm tutuklu yargılananların tutukluluk hallerinin devam etmesi yönünde görüşünü açıkladı. Mahkeme heyeti, ara kararı 22:30'da açıklayacağını ilan etti.

Çağlayan Adliyesi'nde gazetecilerin aileleri, yakınları ve arkadaşları bekleyişini sürdürüyor.

-------------------------------------------

Oda TV davasında çapraz sorgu taleplerini işlemeyen mahkeme heyeti, tutukluların ve avukatların taleplerini aldı. Yapılan talep konuşmalarında tahliyeler için farklı gerekçeler gösterilirken Ahmet Şık ise, "Hiçbir talebim yok" dedi.

Yalçın Küçük: Mahkemeye değil Taraf'a bakarız
"Bu mahkeme bizi bütün yaptıklarımızdan soyutlayarak yargılıyor" diyen Yalçın Küçük, 1959'da gençlik lideri olduğunu gösterdiği silahlı bir fotoğraf ile havalimanında Kıbrıs gazisi olduğunu gösteren bir silahla yer alan fotoğrafları mahkeme heyetine gösterdi. "Ergenekon diye bir caniler topluluğu var böyle başına da büyük tecrübeli bir adam gerek. Ergenekon bana emir veriyor, yay diyor. ...Bu ülkeyi bu kadar zarara uğratmayın" diyen Küçük, Coşkun Musluk ve Sait Çakır'ı göstererek, "Devlet bana iki bebe verdi, ben onlara bakıyorum" diye konuştu. "Biz buraya ne zaman geleceğimizi mahkemeye değil, Taraf'a bakarak görürüz" diyen Küçük, her gününün Tayyip Erdoğan'ın açtığı davalarla geçtiğini söyledi. "Hrant Dink'i de ben öldürmüşüm zaten" diyen Küçük'e Nedim Şener, "Ben öyle bir şey demedim" şeklinde yanıt verdi. Küçük, talep konuşmasında bir gazetede, "Futbolda Kaos" ve "Kar Kaosu" şeklinde atılan manşetleri göstererek, "Ben yaptım" diyerek "kaos çıkarmak" iddiasıyla süren yargılamasına gönderme yaptı. "Söylediklerimden ötürü arkadaşlarımız kızmasın. Hiçbirimizin suçu yok" diyerek konuşmasını tamamladı.

Soner Yalçın: "Behice Boran kırmızı kalem kullanıyor diye yargılandı"
Oda TV davasından tutuklu yargılanan Soner Yalçın, Nazım Hikmet'in "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?" kitabından ilk bölümü okuyarak talep konuşmasına başladı. "Gazeteler yazıyor, kamuoyu bu davayı takip ediyor, batı dünyası anlamıyor ama ben şaşırmıyorum" diyen Yalçın, her zorba gücün sokaklara düşman olduğunu ifade etti. "Her siyasal değişim acımasız olur" diyen Yalçın, savunma yapmayı hiç düşünmediğini ve sevdikleri için tüm gün başına gelenleri anlattığını söyleyerek, "Biz bir yıldır hapisteyiz, bizim savunmamızın hiç mi etkisi yok?" dedi. "Behice Boran, sınav sonuçlarını kırmızı kalemle okuyor diye yargılandı, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz hocamız Server Tanilli, öğrencilerine Tchaikovsky'i dinlettiği için yargılandı" diyen Yalçın, kendisinin de yargılanmasına şaşırmadığını, sevdiklerinin şaşırmasına üzüldüğünü söyledi. Dijital delillerin incelenmek üzere TÜBİTAK'a gönderilmesi hakkında, "Biz TÜBİTAK'ın sonucunu bekleyeceğiz, delilleri çürütmemizin anlamı görünmüyor" diyen Yalçın, "Biz niye içerideyiz, dışarı çıksak ne olacak? Bizi niye bırakmıyorsunuz? Sayın heyet, beni şaşırtın" diyerek sözlerini bitirdi.

Terkoğlu: STV'nin verdiği kararı nasıl açıkladığını bilemezsiniz
Oda TV davasında diğer tutuklu Barış Terkoğlu, "Sizi eleştirmek istiyorum" diyerek sözlerine başladı. STV'nin verdiği "mahkeme kararını" hatırlatan Terkoğlu, Mahkeme Başkanı Ekinci'ye yaptığı açıklamayı sorarak, "Siz STV'nin verdiği kararı nasıl açıkladığını bilemezsiniz, böyle bir lüksünüz yok" diyerek eleştirilerini dile getirdi. Bunun üzerine başkan Ekinci, "Yahu biz bile kararı daha 20:40'ta verdik. Yani STV'nin bizden erken açıklaması fiziken mümkün değil" diye konuştu. Terkoğlu ise, "Vereceğiniz kararı önceden açıklayanlar sizi yıpratacak, benim haberlerim sizi yıpratmaz" dedi. Terkoğlu da dijital delillerin TÜBİTAK'a gönderilmesine, "TÜBİTAK fetişinin ne kadar yanlış olduğunu Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin sehven olayı incelemesini yapacak 5 kişilik bilirkişi listesini göndermeyi unutmasından gördük. TÜBİTAK, benim yaptığımı bir polis yapar diyor" sözleriyle tepki gösterdi. Terkoğlu, talep konuşmasında tek talebini ise şu sözlerle ifade etti: "Bu mahkeme bugün kurulmuş olabilir ama Nazım Hikmet darbecilikle suçlandı, tutuklandı, Sebahattin Ali, Aziz Nesin tutuklu kaldı. Biz onları yargılayan hakim ve savcıları değil Nazım Hikmet'i tanıyoruz. O yargılayanların çocukları Nazım Hikmet'in, Sebahattin Ali'nin kitapları karşısında boyunlarını eğiyorlardır. Ben bu iddianameyi omzumda madalya olarak taşıyacağım, sizin de taç taşır gibi verecek kararınız olsun. Çocuklarımız utanç duymasın."

Pehlivan: Gazetecilik onurunu kirletmeyeceğim
Oda TV davasında tutuklu yargılanan Barış Pehlivan, mahkeme heyetinin arkasında bulunan "Adalet mülkün temelidir" yazısını göstererek talep konuşmasına başladı. TÜBİTAK'a gönderilen dijital deliller konusuna değinen Pehlivan, "Boğaziçi Üniversitesi'nden gelen raporu gösteriyoruz, bağımsız kurulda incelensin istiyoruz. Bu insanların çarpıcı iddiaları var, siz hala TÜBİTAK'a gönderiyorsunuz. Bu mu adalet?" şeklinde tepki gösterdi. "Terör suçuyla değil, herşeyiyle gazetecilik yargılanıyor" diyen Pehlivan, gazetecilik onurunu kirletmeyeceğini ifade etti.

Musluk, Çakır ve Yurdakul da tahliye talep etti
Tutuklu yargılanan Coşkun Musluk, "Varsayımlar üzerine kurulu bir davadır. Ben Yalçın Küçük'le dost olduğum ve Oda TV'de çalıştığım için terörist oldum. Ceza kanununda kıyas yoktur, bu aykırıdır" diyerek gerçekleştirdiği talep konuşmasında, dijital delillerin kendisini bağlamadığını vurguladı. Sait Çakır da, "Sanıkların hiçbiri yaptıklarının suç olduğuna inanmıyor. Bu nasıl illegal örgüt ki, bütün faaliyetleri yasal? Örgüt varsa bile illegal atıp yapılması için hiçbir neden yok" diyerek, "Düşman Ceza Hukuku" ile "Yurttaş Ceza Hukuku" tanımlarına değindi. Çakır, suç işlemedikleri halde yargılanmalarını düşman ceza hukukuna tabi olmakla ifade ederek, "Yalçın Küçük'ün yakınında bulunduğum için 11 aydır cezaevindeyim. Cezaevinde kaldığım sürenin aydın olmak için yeterli olduğuna kanaat getirmenizi dileyip tahliyemi talep ediyorum" şeklinde sözlerini sonlandırdı. Tutuklu yargılanan Doğan Yurdakul da, "Yazdığım yazılar nedeniyle yargılanmamı, soğan cücüğüyle adam öldürmeye benzetmiştim. Kanaatim devam ediyor, tahliyemi talep ediyorum" diyerek talep konuşmasını yaptı.

Nedim Şener: Dink cinayetinin faturasını ödetmek istediler
Oda TV davasından tutuklu bulunan Nedim Şener, Hanefi Avcı ve Ahmet Şık'ın kitaplarına isteyerek katkı yapmak ve terör örgütüne bilerek yardım etmek suçlamalarıyla yargılandığını belirterek, "Böyle bir örgütün varlığı kendisi kesinlik kazanmış değil, böyle bir örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğim gösteriliyor" dedi. Hrant Dink cinayetinin faturasının kendisine ödetmek isteyen polisler olduğunu ve bu polislerin ellerinin altında dosyası bulunan Ergenekon soruşturmasına bilerek dahil ettiklerini vurgulayan Şener, Dink davasında "Örgüt yok" kararını veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutuklanmadan önce hakkında asılsız dinleme kararı verdiğini açıklayarak hakkında verilen dinleme kararlarının evraklarını talep etti.

"Dink davasının dehlizlerde kaybolmaması için tahliye edin"
"Hukuk devleti mi, polis devleti miyiz? Davanın sahibi savcılar, boşuna mı kahraman oldu? Cemaatin illa eli kanlısı mı olacak? Delil karartma da neyin nesi?" şeklinde ardarda sorularını sıralayan Şener, Tayyip Erdoğan'ın henüz Ankara'nın dehlizlerini gördüğünü ancak cinayetin İstanbul ve Trabzon ayaklarını çıkartacağını ifade etti. "Bu cinayetten sorumlu Ergenekon sanıklarının bir kısmı var, başka yapılar var. Yalçın Küçük üzerine alınmasın, kimleri kastettiğimi biliyor. Dink cinayetinde ortaya çıkan gerçekler lekelenmeye çalışılıyor" diyen Şener, mahkemenin kendisine vereceği cezanın, cinayetle ilgili yapacağı çalışmalara vereceği cevap olacağını savundu. "Şamil Tayyar, Rasim Ozan Kütahyalı, Önder Aytaç, Alper Görmüş'ün dinlenmesi gerçekleri ortaya çıkarabilir. Sabri Uzun da duruşmaya çağrılmalıdır" diyen Şener, karartılmaya çalışılanın Dink cinayeti gerçekleri olduğunu ifade etti. "Dink cinayeti arkasında örgüt yok dendi, biz 2009'da var dedik. Bu davanın dehlizlerde kaybolmaması için yardımcı olmanız, tahliye etmenizi talep ediyorum" diyerek mahkeme heyetine seslenen Şener, hapiste yatılarak gazetecilik yapılabildiğini de ifade etti.

Ahmet Şık: Talebim yok
Oda TV davasından tutuklu yargılanan Ahmet Şık, mahkeme heyetinin talep konuşması için söz vermesi üzerine, "Herhangi bir talebim yok" yanıtını verdi. Davanın diğer tutuklu yargılananı Hanefi Avcı, "Aklı mantığı olanlar bu delillere bakınca sahte olduğunu anlar" diyerek haksız yere tutuklu olduğunu ifade etti.

Müyesser Uğur: Bir kısmımız ipotek kalalım
Müyesser Uğur da talep konuşması için söz alarak, "Çok ağır eleştirilere maruz kalıyoruz, tutukluluğumdan daha çok bu beni üzüyor. Gelin, adaleti sağlayın, biz de ülkenin ciddi meseleleriyle uğraşalım" dedi. Uğur, yaptığı tahliye talebinde diğer Oda TV davası sanıklarını göstererek, "Bir kısmımız ipotek kalalım bari çocukları, Barışları bırakın onlar gençtir. Doğan Bey hastadır onları tahliye edin" demesi salonda gülüşmelere neden oldu.

Davanın tutuklu yargılananlarının yaptığı talep konuşmalarının ardından avukatları söz aldı. Avukatların da konuşmasının ardından savcı, duruşma hakkında mütaalasını bildirecek.

(soL - İstanbul)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.