Sayfa yolu
Bu kadar olur muhafazakarın demokratı: Ahmet Kekeç ırkçılığa kılıf buldu
Yayın Tarihi: 24.06.2013 , 15:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58
Ahmet Kekeç bugünkü yazısında Ermenilere yönelik attığı ırkçı tweetler sebebiyle Rıza Kayaalp'e yapılan eleştirileri konu aldı. Kekeç yazısında Ermenilere hakaret eden Kayaalp ile, Erdoğan'a "lan" dediğini iddia ettiği Emrah Serbes'i eşitledi!
Bir insanlık suçu ile Erdoğan'a "lan" demeyi nasıl karşılaştırdığını anlamadığımız Kekeç'in, Erdoğan'ın da "lan" demeyi çok sevdiğini unuttuğu anlaşılıyor. Zira bir çiftçiye "Artistlik yapma lan..." diye çıkışmasının görüntüleri hala hafızalarda! Kekeç'in Erdoğan'ın kabalıkları için bir eleştiri yazdığını hatırlamasak da, sorsak "ama o ne de olsa seçilmiş Başbakan, küfür etme, kabalık yapmak hakkı var" demesi de çok muhtemel...
Asıl dikkat çekici olansa, demokratlık oynamayı çok seven yandaş medyanın AKP'nin sahip çıktığı ırkçı sporcuyu eleştirirken bile, "topu kendime nasıl çeviririm" buradan "CHP'ye, direnişçilere nasıl saldırırım" çabası. Diyecek daha fazla söz bulamıyoruz.
İşte Ahmet Kekeç'in o yazısı:
"Milli güreşçi Rıza Kayaalpe tepki gösterenler haklıdır.
Bu sporcu terbiyesizlik yapmıştır.
Dahası, suç işlemiştir.
Bu suçun adı, nefret suçudur.
Üstelik bu suç, İsmet Paşa mamulü Rum Masasının yaptıklarını temizleyen, Gayrı Müslimin gasp edilen mallarını iade eden bu hükümet döneminde işlenmiştir.
Bu, mevcut hükümet için de züldür.
Üzülerek söylemek gerekirse, eskiden bu topraklarda, kimi mahfillerde, Ermeni, Rum ve Yahudi sözcükleri, hakaret yerine kullanılırdı.
Böyle ayıplı dönemlerimiz oldu.
Kimi cühela takımı da, Ermeni dendiğinde Ermenistanı, Rum dendiğinde Yunanistanı, Yahudi dendiğinde İsraili anlardı.
Mustafa Kemal Atatürkün kurduğu büyük milli devletimiz, bu ülkeleri resmi düşman ilan etiği için, Ermeni, Rum ve Yahudi vatandaşlarımız düşman sayılırdı. En hafif ifadesiyle, içimizdeki hain...
İsmet Paşanın içimizdeki hainler için çıkardığı Varlık Vergisi Kanununun yol açtığı faciayı biliyorsunuz. Bilmeyenler, kitaplardan ve filmlerden öğrendi.
Diyorum ya, böyle ayıplı dönemlerimiz oldu.
Kulakları çınlasın, Murat Belge, Genesis adlı kitabında, bu ayıplı alışkanlığın kökenlerine iniyor, milli edebiyat ve büyük ulusal anlatı adı altında sergilenen kepazeliklerin bir nesli nasıl zehirlediğini anlatıyordu.
Dolayısıyla, milli güreşçi Rıza Kayaalp, geçmişte kalan, geçmişte kalması çok çok hayırlı olacak bir alışkanlıkla, kafa kağıdında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yazan Gayrı Müslim vatandaşlarımızı üzmüş, derinden yaralamıştır. Kendisini kınıyoruz.
Burada anlaştık mı?
Bakalım ilerleyen bölümlerde anlaşabilecek miyiz?
Rıza Kayaalpin Akdeniz Olimpiyatlarının açılışında, milli takımımızın bayrağını taşıması, haklı olarak Hürriyet gazetesi yazarlarının tepkisini çekti.
Birbirinden müthiş yazılar yazdılar.
Durumu anlatıp bir ayıbı teşhir ettiler.
Üzüldük. Utandık. Rıza Kayaalp çok ayıp etmiş dedik.
Fakat, aynı zamanda haksız, maksatlı ve kötü niyet ürünü yazılardı bunlar.
Meğer hükümet, ettiği küfürlerin mükafatı olarak bayrağı Rıza Kayaalpe taşıtmış.
Böyle yazdılar.
Hiç utanmadılar.
Hemen isim de vereyim:
Bu iddianın en coşkun ismi, Ahmet Hakan Coşkundu.
Bu arkadaşın yazısını okuyanlar şu sonucu çıkardılar:
Rıza Kayaalp gizli bir kararla (muhtemelen hükümetin özendirmesiyle) internet ortamına salınıyor, oradan birilerine küfretmesi ve Ermeni vatandaşlarımızı aşağılaması sağlanıyor, bu işte muvaffak olduğu görülünce, Gel bakalım buraya Rıza. Sen bu görevi hak ettin. Olimpiyatlarda milli takım kafilesinin bayrağını sen taşıyacaksın deniyor.
Bildiğimiz kadarıyla, bayrağı Rıza Kayaalpe taşıtanlar, böyle bir suçun işlenmiş olduğu bilgisini gazetelerden öğrendiler.
Bunu Ahmet Hakan Coşkun bilmez mi?
Bilmez olur mu hiç?
Benzeri bir yazıyı Mehmet Yakup Yılmaz da yazdı.
Haksızlık etmeyelim, Ahmet Hakan Coşkun kadar coşkun değildi.
Rıza Kayaalpin ödüllendirildiğini zımnen yazdı.
Daha doğrusu, bu sonucu çıkarmayı okurlarının firasetine bıraktı.
Maksat, elbette bir suçu teşhir etmek değil.
Maksat hükümete vurmak, Gezi Parkı eylemleriyle köşeye sıkıştırılan Başbakanı iyice köşeye sıkıştırmak... Ve elbette itibarsızlaştırmak...
Maksat bu olunca, her yol meşru sayılıyor.
Bu iki aslan parçasına soralım o zaman:
Rıza Kayaalpin ayıbı için destansı yazılar yazdınız.
İyi de ettiniz.
Emrah Serbes adlı yazarın terbiyesizliği için de iki satır karalamayı düşünmez misiniz?
Düşünün...
Emrah Serbes, mütemadiyen reklamını yapıp durduğunuz Behzat Ç. adlı dizinin yazarıdır. Bir Gezi Parklı eylemcisidir ve kendisinde bu ülkenin seçimle gelmiş Başbakanına lan deme hakkı görebilmektedir.
Bunu yazın, bir de Hiltondan sınava çekeceğim sizi."
(soL -Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.