Boyun Eğme'de bu hafta: Gerçekler devrimcidir

Haftalık siyasi dergi Boyun Eğme'nin yeni sayısı yarın okurlarıyla buluşuyor.
soL - Haber Merkezi
Perşembe, 20 Haziran 2019 08:45

Haftalık siyasi dergi Boyun Eğme'nin 175'nci sayısı yarın "Gerçekler devrimcidir" manşetiyle çıkıyor. 

Boyun Eğme'nin yeni sayısının manşetinde yer alan değerlendimeler şöyle:

Zenginler ve emperyalistler Türkiye’yi karanlık bir gerici güruhuna teslim etti. Sonuçlarını bile bile yaptılar bunu. Türkiye geride bıraktığı 17 yılda yağmalandı, ‘dünya düzdür’ diyen delilere teslim edildi, ‘5 yaşında çocukla evlenmek caizdir’ diyenlerin sözünü dinleyip, bilim insanlarını üniversite kürsülerinden kovdu.

Kimileri öyle zannediyor olabilir; ama Türkiye bitmedi. Gericiliğe, patron zulmüne, köleliğe, yoksulluğa ve yalana direnen bir ülke var elde.

Bizi yanıltıp tembelleştirmek isteyenler olabilir; ama bu Türkiye hiç emek vermeden, hiçbir şey yapmadan ayaklanıp doğrulmayacak.

Kırmızı başlıklı kız değiliz, entari giymiş kurtlara kanmayacağız.

Uyuyan güzel değiliz, uyanmak için bizi öpecek prenslere ihtiyacımız yok.

Polyanna değiliz, çekilmez olan bir hayatı güzelleştirmenin aptallıkla değil akıl ve eylemle olacağını çok iyi biliyoruz.

Pinokyo değiliz, küçük yalanlarla kendimizi ve halkı kandırarak felaketin yollarını döşemeye niyetimiz yok.

Ne Hansel’iz, ne Gretel, şekerlemeden evlerle kandırılıp kendimizi fırına attırmayız.

Periler, deniz kızları, beyaz atlı prensler masallarda kalsın. 

Gerçekler devrimcidir. 

Güzel günler göreceğiz.

PARANIN SALTANATI YIKILACAK 

Ülkenin üzerine çökmüş gerici karanlık, ülkenin aydınlık geleceğini teslim alamadı. Kadınlar direndi, köleleştirilmek istenen işçiler direndi, suyu, ormanı elinden alınan köylüler direndi, aklı esir alınmak, satın alınmak isteyen aydınlar direndi. İnsanlık direndi.

Sadece ülkemizde değil, tüm ülkelerde dipten gelen bir dalgaya hazırlanıyor dünya.

Direnen insanlığı hayallerle, kadercilikle, batıl inanışlarla uyutma çabası; her türlü gericilik, çatırdayan sömürü düzeninin son çare arayışının ürünü.

Çaresizlikle, din tüccarlarının yalanlarına sarılanlar şimdi bunun çare olmadığını görmeye başlıyor.

Patronlar zenginleştikçe, “milli gelir artıyor” diye sevinmesi istenenler, “sizin zenginliğinizle birlikte bizim yoksulluğumuz artıyor” diyor artık.

“Suriyeli din kardeşlerimizi diktatörden kurtardık” diyenlerin kışkırttığı çatışmaların sadece ölüm getirdiğini herkes görüyor.

“Şu Suriyeliler olmasa karnınız doyar, ekmek onlara gidiyor” diyenlere “ekmeğimizle oynayan sizsiniz” diyenler çoğalıyor.

Amerikan rüyası bitti. “AB’ye girince hepimizin bir evi bir arabası olacak” yalanları çoktan mazi oldu.

Geriye gerçeklere uyananları örgütlemek, zulme ve karanlığa karşı harekete geçirmek kaldı.

Bu kolay mı? Değil.

Kolay yoldan kurtuluş diye bir şey var mı ki!

PATRONLARIN ENSESİNDEYİZ DİYENLER PATRONLARI DEVİRECEK

Türkiye Komünist Partisi, paracı düzenin bir parçası haline gelmiş sendikaların, patron yalanlarının, müdürlerin yetmediği yerde hakkını arayan işçinin tepesine dikilen eli sopalıların çaresiz bıraktığı emekçileri Patronların Ensesindeyiz Dayanışma, Haberleşme ve Mücadele Ağı içinde birleştiriyor.

Bu ağdaki dayanışmayla mücadelesinden sonuç alan işyerlerinin, işinden edilip hakkı yenilirken hakkını alan, aradığı hakkı bulanların sayısı artıyor.

Gerçek birlik, işte burada kuruluyor. Dayanışma burada gerçeklik buluyor.

UYARMAK İÇİN UYANMALI, UYANMAK İÇİN UYARMALI

Komünistlere hep “haklısınız, komünizmin hayali bile güzel ama ulaşılması zor” denilirdi. Şimdi hep haklı çıktığımızı ama bunun bir işe yaramadığını söyleyenler var. 

Ne yapsaydık, haksız mı çıkmamız gerekiyordu?

Doğrucu Davutluk yapmayın diyenler var. Yalan mı söylemeliyiz?

Türkiye Komünist Partisi, gerçeği, doğruyu bir laf salatasının süsü olarak değil bir mücadele silahı olarak görüyor.

Bu yüzden haklı çıkmaktan değil, haklı ve doğru olanı savunarak bu memlekete kazandırmaktan mutlu oluyoruz.

Türkiye Komünist Partisi’nin sadece son 20 yılda savunduğu ve mücadelesini verdiği doğrulara bakıyoruz: En yalnız kaldığımız doğrular bile bu ülkeyi uyanık tutmuş. Avrupa Birliği yalanlarına kanmadık, Ergenekon efsanelerine “bu sizin ülkeyi teslim alma operasyonunuzdur” dedik, “giyim kuşam özgürlüğü” diye pazarlanan siyasal islamın üniforması türbanın “neyi örttüğünü” sorduk, dünyada ve bölgemizde olup bitenlerle ilgili yalanların bile bu ülkenin teslim alınması için kullanılmasına karşı çıktık.

Şimdi diyoruz ki, gelin bu sesi, doğrunun, haklının sesini büyütelim.

Uyanın demiyoruz. Uyandırın diyoruz. Kardeşi uyutulurken, yalanlarla avutulurken “ben uyanığım” diyen asıl uykuda olandır.

TKP’nin doğrularını bu sayımızda okuyabilirsiniz.