'Bilmeyip de yazan' gazeteciden 'vicdan' çağrısı: Aydıntaşbaş'ın 'vicdan'ı, medyanın büyük devlet hasreti

Medyada Suriye'ye yönelik bir müdahale için çığırtkanlık yapan gazetecilere, bir de 'vicdani müdahaleciler' eklendi. Bunun temsilcilerinden Aslı Aytıntaşbaş, Alper Birdal'ın köşesinin konusu oldu.
Perşembe, 09 Ağustos 2012 19:55

Alper Birdal bugünkü köşe yazısında Aslı Aydıntaşbaş'ın Milliyet gazetesindeki yazısını konu edindi. Suriye'ye yönelik bir müdahale için sıralanan gerekçelere, bugün bir yenisini ekleyen Aydıntaşbaş, "vicdan"lara çağrı yaptı.

Birdal, yazısında, Aydıntaşbaş gibilerinin bilmeden yazdığı bir çok konu hakkında gerçeklerin bilindiğini vurgulayarak, müdahale yanlısı gazetecilerin söyleminin arkasındaki "büyük devlet" hasretine dikkat çekti.

Kuşkusuz Aydıntaşbaş’ın “büyük devlet” söyleminin Türkiye’nin başka ülkelere müdahale eden, komşu coğrafyaları kendi nüfuz alanı olarak gören ve bu gayrimeşru çabalarını “aktif politika” diye pazarlayan İkinci Cumhuriyet’in payandalarından bir tanesi olduğunu söylemek yerine bu kavramı “zararsız” gördüğünü açıklaması şaşırtmıyor. Aydıntaşbaş’a göre “zararsız” olanı bir de Halep’te yaşayanlara sormak gerek tabi…

Birdal'ın yazısının en vurucu kısmı ise şu sözler:

Egemen medyanın vicdan tacirlerinin işi bu: “doğrusunu billmemek” ve “doğrusunu bildirmemek”… Doğrusunu bilmiyorlar, ama yazıyorlar. Uydurduklarını ise hiç saymayalım. Hadi “söz meclisten dışarı” diye de ekleyelim.

Oysa “doğrusunu” bildiğimiz çok sayıda gerçek de var ortada.

Örneğin CIA’nın Türkiye topraklarındaki Suriyeli çeteleri organize ettiği, silah ve para sevkiyatını düzenlediği gibi. Bunun “doğrusunu” biliyoruz, çünkü kendileri açıklıyorlar.

Doğrusunu bildiğimiz bir başka olgu da, bugün Hatay’ın bir açık silah pazarına, Türkiye sınırlarının ise kevgire döndüğü… Türkiye’nin güneyinde barınan silahlı çeteler, her gün sınırı geçip silahlı operasyonlar gerçekleştiriyor, ardından Hatay’daki, Kilis’teki, İstanbul’daki ikametgahlarına geri dönüp “bize daha fazla silah verin, daha fazla para verin” diye gazetelere demeçler veriyorlar.

Doğrusunu bildiklerimiz bu kadarla da kalmıyor. Daha önce Libya’da, NATO uçaklarının kanatları altında karşımıza çıkanların bugün Halep dolaylarında mücahit olduklarını da biliyoruz. Allah yolunda savaşmak için müminleri Suriye’de cihata çağıran “gençler”in televizyonlara, gazetelere verdikleri pozların da doğruluğundan kuşku duymuyoruz.

Alper Birdal'ın yazısını buradan okuyabilirsiniz.