BBC'nin sansürden şikayet etmeye hakkı var mı?

Eutelsat'ın BBC yayınlarının engellenmesi konusunda Suriye'yi sorumlu tuttuğuna dair haberler dün medyada yer aldı. İddiaların doğruluğunu gösteren bir kanıt sunulmazken Suriye konusunda pek çok skandala imza atan medyanın bunu özgür basına müdahale olarak haberleştirmesi dikkat çekti.
Cumartesi, 20 Ekim 2012 11:57

Dün yayınlanan Anadolu Ajansı mahreçli bir haberde Ortadoğu ve Avrupa'ya yönelik BBC yayınlarının Suriye tarafından engellendiğine dair iddialar yer aldı. İngiltere merkezli Eutelsat uydu şirketinin iddiaları BBC tarafından da destekleniyordu. İddialara dair kesin kanıt sunulmazken, firma yetkililieri bu sonuca yaptıkları analizler sonucu ulaştıklarını söylüyor. Diğer yandan BBC yetkilileri de iddiaları destekliyor.

İddialar Türk medyasında da hiç sorgulanmadan kabul gördü ve bu haliyle yer buldu. NTVMSNBC'nin ilgili haberinde "Televizyon ve radyo yayınlarına yönelik Ortadoğu ülkelerinden gelen sansürle mücadele eden yayın kuruluşları için Suriye'nin yayınlara müdahalesi yeni bir gelişme" ifadesi yer aldı. İddiaların doğruluğunu sınamadan Suriye'yi "müdahil" ilan etmek anaakım medyanın Suriye konusundaki yayıncılığı açısından yeni bir şey değil. Çatışmalar başladığından bu yana gerek Batı ve gerekse Türk medyası, Suriye konusunda skandal boyutlarına varacak işlere imza atmıştı.

Medyanın ikiyüzlülüğü
Ortadoğu ve Avrupa'ya yönelik yayınlarının Suriye tarafından kesildiğini iddia eden BBC, Suriye konusunda açıkça taraflı yayınlarıyla gündeme gelmişti. Örneğin, Suriyeli muhaliflerin bir sivili canlı bomba olarak kullandıklarını gösteren ve BBC muhabirinin de olay yerinde bulunarak yaşananları anlattığı video haber skandalı unutulmuş değil. Medya etiği açısından oldukça sorunlu ve insanlık adına utanç verici olan bu haber daha sonra yayından kaldırılmıştı.

Diğer yandan "sansürle mücadele eden yayın kuruluşları" açısından yeni bir gelişme olarak değerlendirilen ve Suriye'nin yaptığı iddia edilen engellemeyi haberleştiren NTVMSNBC de, daha önce Suriye resmi haber ajansı SANA'ya yönelik yürütülen sanal saldırıları göz ardı etmişti.

Daha önce Ortadoğu yayınlarına dair engelleme faaliyetlerinden İran sorumlu tutulurken ilgili haberle birlikte buna Suriye de eklenmiş oldu. İran'a ve Suriye'ye yönelik bahsi geçen iddialar doğruysa bunun elbette savunulacak bir tarafı yok. Ancak bu ülkelere yönelik sanal saldırıları görmezden gelen ve Suriye aleyhine açıkça taraflı yayın yapan medya kuruluşlarının, yayın özgürlüğü adına yaptığı böylesi haberler, ikiyüzlü bir tutum aldıklarını düşündürüyor.

İkiyüzlülük sansür konusuyla sınırlı değil
Medyanın ikiyüzlü tutumu yalnızca yasaklar ya da sansür konusuyla sınırlı değil. Hem Batı hem de Türk medyası, özellikle Suriye konusunda propaganda bürosu gibi çalışıyor. Örneğin Suriye'de çatışmalar yaşanırken Anadolu Ajansı (AA) adeta ÖSO bülteni gibi haberler yapmıştı. Çeşitli yalan haberlere de imza atan AA, tartışmalara neden olmuş, bu konuda Radikal yazarı Fehmi Taştekin "ben buna ajans haberciliği değil, militan gazetecilik demeyi tercih ediyorum" diye konuşmuştu.

Anadolu Ajansı Suriye konusunda pek çok taraflı habere imza atmış ve tartışmalara konu olmuştu.

AA'nın tamamen AKP siyaseti doğrultusunda habercilik yaptığı hatta bazen kantarın topuzunu kaçırdığı biliniyordu. Ancak bu süreçte anaakım medyanın tutumu da farklı olmadı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la görüşecek olan 5 gazetecinin röportaj randevusu, Başbakan Erdoğan'ın danışmanı onay vermeyince gazete yönetimleri tarafından iptal edilmişti. Olayın üzerine görüşmenin Esad propagandasına dönüşebileceği ve kararın doğru olduğu yönünde yorumlar da yapılmıştı. Ancak aynı dönem medya, Suriye'ye karşı açık propaganda yapmaya devam ediyordu.

Bu propagandanın çirkin boyutlara vardığı örnekler de oldu. Bunlardan birisi birkaç hafta önce yayınlanan ve bir Türk gazeteciyi Suriyeli muhaliflere cihat nutku verirken gösteren videoydu. Radikal yazarı Taştekin'in söylediğine benzer biçimde burada habercilik değil militanlık vardı.

Kara propagandayı ve taraflı haberciliği Suriye konusunda neredeyse kural haline getiren yayın kuruluşlarının, Suriye'ye yöneltilen iddiaları olduğu gibi kabul edip "özgür basın" vurgusu yapmaları, bu güne kadarki yayın faaliyetlerinin ardından sahiciliğini sorgulatıyor.

(soL -Haber Merkezi)