Batı Medyası’nın utanç verici Suriye karnesi

Batı medyası Suriye’de yaşananlar hakkında utanç verici bir tutum sergilemeye devam ediyor. Özellikle Amerikan medyasından başka türlüsünü beklemek mümkün olamazdı. Siyasi korkaklık ve bilgisizlik Amerikan medyasını tamamen ABD dış politikasının oyuncağı haline getirdi.
Çarşamba, 01 Ağustos 2012 13:19

Lübnan'da yayınlanan El Akbar gazetesinden Esad Ebu Halil, Batı medyasının Suriye "haberciliği" konusundaki utanç verici karnesini yazdı. Ebu Halil'in bu ilgi çekici yazısını soL okurlarıyla paylaşıyoruz.

Batı medyası Suriye’de yaşananlar konusunda fazlasıyla utanç verici bir tutum sergilemeye devam ediyor. Özellikle Amerikan medyasından başka türlüsünü beklemek mümkün olamazdı. Bilgisiz dış haber editörleri ve muhabirleri ve siyasi korkaklık, Amerikan medyasını ABD'nin dış politikasının bir aracına dönüştürüyor.

Bu, her ne kadar ABD'nin dış politikasını sorgulamak için elzem olsa da, özel bir siyasi cesarete ve ciddi bilgi ve uzmanlık düzeyine nadiren rastlanan Orta Doğu haberciliği konusunda daha da geçerli. Ancak konu Suriye olunca İngiliz medyası da -Batının dış politikalarına ve savaşlarına karşı çıkmak konusunda çoğu zaman cesur davranan liberal The Guardian da dahil- Amerikan medyasından ayırt edilemez durumda.

Batı medyası birçok başlıkta okuyucularını yanıltmaya ve yanlış yönlendirmeye devam ediyor. Bu duruma örnek oluşturan başlıklar şu şekilde özetlenebilir:

1- Arap-İsrail çatışması konusunda hiçbir zaman başvurulmayan, adları dahi bilinmeyen kişilerin Skype ve e-mail hesaplarından söyledikleri gibi gerçekdışı veya Katar ve Suudi basını gibi taraflı kaynaklara Suriye konusunda yer verilmektedir.

2- Medyada yer alan haberlerdeki çeşitli hataları mazur göstermek için “Suriye hükümeti gazetecilere izin vermiyor” gibi klişeleşmiş söylemler kullanılmaya devam edilmektedir. Birçok gazeteci Suriye’ye izinli veya izinsiz giriş yaparken New York Times’ ta neredeyse her gün kullanılan bu söylem, tamamen anlamsız olmakla birlikte sadece okuyucuyu yanlış yönlendirmeyi amaçlamaktadır.

3- Suriye muhalefeti hakkında yapılan haberlerin hiçbiri dikkatli incelemeye tabi tutulmamakta veya yerinde bir kuşkuyla karşılanmamaktadır.

4- Suudi Arabistan veya Katar tarafından fonlanan medya araçlarının hiçbir şekilde bu hükümetlerin gündemlerine göre yayın yaptıkları varsayılmamaktadır.

5- Suriye'nin sürgündeki muhalefetini yanıltıcı bir biçimde laik bir muhalefet olarak yansıtmak amacıyla, Müslüman Kardeşlerin muhalefet içindeki baskın rolü kasıtlı olarak gizlenmektedir.

6- Birçok Batılı gazeteci ve muhabir tarafından Twitter üzerinden açıktan Özgür Suriye Ordusu ve muhalefet taraftarlığı yapılmaktadır.

7- Özellikle Amerikan basını tarafından ısrarla ideolojik tarafı gözardı edilerek, Siyonist Washington Enstütüsü’nden “uzmanların” görüşlerinin temel alınmaktadır.

8- Kasıtlı olarak bir tarafın lehine çarpıtma ve yanlış yönlendirmeye başvurulmaktadır.

9- Suriye'deki rejimin mukavemetinin, rejimin kaba kuvvetle ayakta kaldığı yönündeki iddiaların inandırıcılığını ortadan kaldırmasına karşın, Beşar el Esad'ın Suriye'de Alevi toplumu dışında herhangi bir iktidar tabanına sahip olmadığında ısrar edilmektedir.

10- Batı hükümetleri tarafından uzun yıllar boyunca Esad rejiminin insan haklarına uygun olup olmadığı hiç sorgulanmazken, bu hükümetlerin aynı rejimin birden bire baskıcı olduğunu keşfetmesi büyük bir çelişki oluşturmaktadır.

11- Medya, İsrail tarafından ortaya atılan Suriye’nin kimyasal silah ürettiği iddiasını sürekli gündemde tutarken İsrail’in elinde bulundurduğu kitle imha silahlarından hiç söz etmemektedir.

12- Bilgilerin çoğu doğruluğu kanıtlanmaya gerek duyulmadan yayınlanmaktadır.

13- Habercilikle yayın politikaları arasındaki çizginin nereye çizildiği belirsizdir (bu modern gazeteciliğin en iyi örneklerinden biri olan The Economist için bile geçerlidir.)

14- Suriye haberleri başka başkentlerden, özellikle de gazetecilerin büyük ölçüde Hariri'nin basın ofisinin hizmetlerine, önerilerine, hatta talimatlarına dayandığı Beyrut'tan yapmaktadır. (CNN'nin eski büro şefi artık Hariri ailesi için çalışmaktadır.)

15- Bütün Batı medyası Batı politikalarına hizmet etmekte ve buna karşı çıkacak cesareti gösterememektedir.

16- Suriye'deki demokrasi mücadelesinden söz ederken Katar ve Suudi Arabistan'ın desteğinden bahsedilmesindeki ironi görülmemektedir.

17- Özgür Suriye Ordusu tarafından gerçekleştirilen savaş suçları örtbas edilmektedir.

18- ABD hükümeti doğrulayana kadar, Suriyeli olmayan ve Suriye içerisinde faaliyet yürüten cihat savaşçılarının varlığı inkar edilmiştir.

19- Suriye haberlerinde neredeyse bütün kuruluşlar birbirini tekrar etme eğilimi göstermektedir.

20- Ortaya çıkarılan kimi yalanlar ve tezgahlar Batı politikalarına ve Suriye’deki rejimi zayıflatmaya hizmet ediyorsa medya tarafından gizlenmektedir.

21- Birden bire Suriye rejimine muhalefete başlayan muhaliflerin siyasi geçmişleri göz ardı edilmektedir. Batı medyası Suriye rejimini savunan ve siyasi ve mali açıdan uygun olur olmaz, evvelden beri muhalifmiş gibi davranmaya başlayan bu şahsiyetler hakkında hâlâ herhangi bir haber yapmış değil.

22- Arapça bilmeyen ve bölgeyi tanımayan muhabirlerin haberlerine dayanılmaktadır. New York Times Orta Doğu'ya Amerikan politikasını ya da New York kentinde polis saldırısını haberleştiren muhabirleri yollamayı sürdürmektedir.

Kimse hesap vermemektedir ve birilerinin çıkıp Batı medyasının eksiklikleri ve hataları konusunda bir kitap yazması da pek olası görünmemektedir. Batı medyası Libya hikayesini de böyle pazarladı ve hiçbir zaman uydurdukları yalanlardan ötürü sorumlu tutulmadı.

(soL-Dış Haberler)