Basında 'kirli' kavgalar: Tetikçilik yapan da var, Amerikancılık yapan da...

Yeni Akit'in başta Cengiz Çandar olmak üzere birçok kişiyi hedef aldığı haberine Çandar'ın yanıt vermesi ile birlikte Akit gazetesi ile Çandar arasında sert bir tartışma doğdu. Ancak bu çekişmede ortaya dökülenler, basının ne denli kirlendiğini de gözler önüne serdi.
Pazartesi, 13 Ağustos 2012 22:09

Basında tetikçiliğiyle tanınan ve birçok kesimden tepki toplayan Yeni Akit gazetesi bu kez Cengiz Çandar, Hasan Cemal ve Mihri Belli gibi birçok ismi PKK’li olmakla itham ederek hedef gösterdi. Şemdin Sakık’ın Akit’e gönderdiği iddia edilen mektuptan yola çıkarak “Sakık’tan bombalar” başlığıyla hazırlanan haberde birçok ismin hedef gösterilmesi, Akit'in işlediği basın suçlarının son örneği olarak gündeme geldi.

"Bomba" haberciliği
Akit’in “habercilik” adı altında sergilediği tetikçiliğiyle basın etiğinden yoksunluğu bilinirken son olarak hedef gösterilen isimlerden olan Cengiz Çandar da Akit’e tepki gösterdi. “Sakık’tan bombalar” haberinde Şemdin Sakık’ın gönderdiği iddia edilen mektupta Çandar hakkında, “Yıl 2012. Bir zamanların büyük solculardan biri olan Cengiz Çandar, Kürt meselesi üzerine rapor hazırlıyor. PKK’yı ve PKK şefini en fanatik PKK’lıdan daha fazla övüyor, abartıyor... PKK ve Öcalan olmadan hiçbir mesele çözülmez demeye getiriyor. Dahası PKK’ya, avuç içi kadar küçük ve de düz bir coğrafya olan Suriye Kürdistan’ında devlet kurdurtmaya kalkışıyor” ifadeleri yer aldı.

Çandar: "Akit emniyet ile askerin tetikçiliğini yapıyor"
Çandar ise konuyu Radikal’deki köşesine taşıdı. Kendi imzasıyla hazırladığı TESEV raporundan “PKK propagandası” yapmakla suçlandığını söyleyen Çandar, “Suriye Kürdistanı’nda devlet kurdurtmak istiyor” ifadesi hakkında, “Suriye konusunda yazdığım her satır Radikal’de yayımlandı. Söz konusu ‘iddia’yı doğrulayacak tek bir satırımın olmadığını beni okuyan bilir. Tetikçilik, bu kadar aptalca mı yapılır?” dedi.

Akit’in kişilik katli ve itibarsızlaştırmada bulunduğunu söyleyen Çandar, “Bu yalanları niçin yaydıklarını merak ettiğimde, çok güvenilir kaynaklarım bana Akit gazetesindeki bazı isimlerin –isimlerini vererek- ‘Emniyet istihbaratı ile askeri istihbaratın tetikçiliği’ni yaptıklarını söylediler” diyerek 28 Şubat dönemi dışında bu kez devlet ve hükümet tarafından andıçlandığını iddia etti.

Çandar 28 Şubat sürecinde de andıçlandığını ve mağdur duruma düşürüldüğünü belirten açıklamalarında, 28 Şubat'ta ABD parmağı olduğunu bilmesine rağmen, ABD hakkında tek bir söz etmeyerek "mağduriyetinin" kaynaklarını ört bas etmeyi tercih etmişti. Çandar katıldığı bir uluslararası toplantıda konuşulanlardan, ABD'nin 28 Şubat sürecinde rolü olduğunu anladığını ifade etmiş, fakat kendisinin ABD ile bağlantıları hakkında hiçbir açıklama yapmayarak konuyu kapatmıştı.

Çandar’ın Akit'e karşılık yazdığı yazısının ardından gazete tutumunu sürdürmeye devam etti. Akit Çandar’ı aradığını iddia ederek, “Kimyası bozuldu” şeklinde hazırladığı haberde, Çandar’a “PKK’yi terör örgütü olarak görüyor musunuz?” şeklinde soru sorduğunu ve yanıt olarak, “Siz DPI'yı yazan site değil misiniz? Sürekli DPI'yı yazıyorsunuz” diye yanıt aldıklarını yazdı.

Akit "suçüstü" yaptı, Çandar ABD'yi konuşmadı
Akit’in misyonunu taşıyan yazarlarından Ali Karahasanoğlu da, “Kaynak Sakık değil kendi yazılarınız” başlığıyla hazırladığı yazısında Çandar'ı hedef göstermeye devam etti. Karahasanoğlu Çandar’ı "Öncelikle Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmalı ve Öcalan'ın 'çözüme ortak' kılınması çalışmasına geri dönülmelidir” ifadesinden ötürü “suçüstü” olmakla itham etti. Çandar’ı PKK’li gibi konuşmakla suçlayan Karahasanoğlu, “Söyleyin siz PKK’nin neresindesiniz?” şeklinde soru yönelterek yine hedef gösterdi.

Çandar işin arkasında "emniyet ve istihbarat"tan birilerinin olduğunu iddia ederek, bu yaşananların 28 Şubat'ın bir tekrarı olduğunu, yapan özneler farklı olsa da bir "devlet işi" ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Oysa, 28 Şubat sürecinde ABD'nin parmağını "çok yakından" gören Çandar, Akit ile arasındaki atışmaya konu olan süreçte de ABD'nin parmağının olup olmadığına dair tek kelime etmiyor.

Akit’in gazetecilik adı altında had safhaya ulaştırdığı tetikçiliği ile birlikte, Akit-Çandar atışması olarak tartışılan olay, açıkça basının ne denli kirlendiğini ve nasıl tetikçilik rölünü üstlendiğini gözler önüne seriyor. Bir yanda basını gerici propaganda için bir alet derecesine indiren ve bu yolla açıktan hedef göstererek tetikçilik yapan Vakit/Akit gazeteciliği diğer yanda ise, yıllardır "sivilleşme" adı altında ABD-AKP eksenli dönüşüm sürecine katkı koyan Çandar'ın amerikancılığını yüksek sesle ilan ettiği bir zemin olarak basın ortada duruyor.

Tüm bu süreçlerin ortasında bulunan basında ise, sadece Akit ile Çandar arasındaki gerilim konuşuluyor. Basının nasıl ve ne zaman bu hale geldiği ise pek konuşulmuyor.

(soL – Haber Merkezi)