AKP'lilerin kavgasında yeni perde: Hak ettiği neyse, bundan sonra onu alacaktır

Star gazetesi yazarları Ahmet Kekeç ve Ahmet Taşgetiren arasındaki Zafer Çağlayan kavgası devam ediyor.
Pazartesi, 18 Eylül 2017 10:30

Star yazarı Ahmet Taşgetiren'in, hakkında ABD'de tutuklama kararı çıkarılan Zafer Çağlayan'ı hedef alan yazısı sonrası başlayan Ahmet Kekeç polemiği sürüyor.

Kekeç, kendisine soda içme tavsiyesinde bulunan Taşgetiren'e bugün "Bay Taşgetiren" başlıklı yazıyla yanıt verirken, "Hak ettiği neyse, bundan sonra onu alacaktı" ifadelerini kullandı.

Yazıdan bir bölüm şöyle:

Başlıktaki “Bay Taşgetiren” ifadesinin mesulü, Ahmet Taşgetiren’in kendisidir.

Hak ettiği neyse, bundan sonra onu alacaktır.

Bay Taşgetiren’in “soda iç” tavsiyesinin öncelikle kendisi için geçerli olduğunu düşünüyorum. Kaç yıldır yazılarını okuyorum; Erdoğan’la meselesini halledememiş ve onun tarz-ı siyasetini problem olarak gören (hatta en büyük problem olarak onu gören) bir hazımsız kişilik görüyorum. Hakikaten soda içmelidir.

Ben de galiba son derece net yazıyorum...

Hangi Bakan’ın malı götürdüğünü (ne oranda götürdüğünü) bilmiyorum... (“Malı götürmek” ifadesi Derviş meşrep Bay Taşgetiren’e aittir.) Bunu Bay Taşgetiren biliyor olmalı ki, o dört Bakan’ı yargılamış, mahkûm etmiş ve “Malı götürdüler, şimdi hesap versinler” diyor.

Bakanlar hakkındaki iddiaları muhtemelen, FETÖ’nün hazırladığı dosyalardan okumuştur. Çünkü kendisi dosya okumayı çok severmiş...

FETÖ dosyaları dışında bir kaynağı, edindiği başka bilgiler ya da ulaşmış olduğu “belgeler” varsa, bilmek isteriz.

Bilelim ki, biz de içimize sindiremeyelim.

Bay Taşgetiren, bir Bakan’ın ya da Bakanların, milli hassasiyetler arasında “malı götürmesini”, bunu da bizim hazmetmemizin istenmesini kabul edemiyormuş; filanca Bakan’a veya ötekilerine hesap ver dememeyi anlayamıyormuş...

Kurnaz Bay Taşgetiren meseleye bu şekilde (“kesinlik” bildiren bir yargıyla) bakmayanları zımnen “yolsuzluk savunucusu” konumuna düşürebilir, FETÖ dosyaları üzerinden vicdanını temize çıkarabilir; bu da onun tarz-ı siyasetidir. Ama ben o dört Bakan’ın atfedilen cürümleri işleyip işlemediklerine, suçlu olup olmadıklarına ilişkin bir yazı yazdığımı, hele onları koruyan bir tutum aldığımı hatırlamıyorum.

Çünkü konumuz “yolsuzluk iddiaları” değil.

Konumuz, Amerikan tazyiki.