AKP'li yazarın 'hayır' korkusu: Neredesiniz siz? Neden meydanlarda yoksunuz?

Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, AKP'li gazeteci, siyasetçi ve patronlara seslenerek, "Neredesiniz siz? Neden meydanlarda yoksunuz? Bu nasıl bir suskunluk? Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu? Sizce de en çok konuşması gerekenler suskun değil mi? Ekranlarda, gazete sayfalarında, meydanlarda ve sokaklarda aradığımız resimler, isimler sessizliğe bürünmemiş mi?" diye sordu.
Cuma, 17 Mart 2017 08:19

16 Nisan yaklaşırken "hayır" çıkması endişesi AKP saflarında tartışmaya neden oluyor.

Referandum öncesi küskün AKP'li gazeteci, yazar, siyasetçi ve patronlara seslenen Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, daha fazla rol alınmasını istedi ve çok sessiz kalındığını yazdı.

"Haksızlığa uğramışsak bize düşen geri çekilmek, küsmek değildir. Daha bir azimle, daha bir coşkuyla mücadeleye devam etmektir" diyerek küskün AKP'lilere seslenen Karagül, şu soruları yöneltti:

Neredesiniz?
Neden suskunsunuz?
Niye ortalarda yoksunuz?

16 Nisan referandum kampanyasında güçlü bir “Evet”le neden öne çıkmıyorsunuz? Neden şehir şehir, sokak sokak dolaşmıyorsunuz?

Avrupa'nın ırkçıları Türkiye'ye saldırırken, Avrupa genelinde Türkiye düşmanlığı pompalanırken, “16 Nisan Cephesi” kurup taarruza geçenler “Cumhurbaşkanlığı sistemi”ni engellemeye çalışırken siz neredesiniz?

Neden çıkıp meydanları inletmiyorsunuz? Meydan meydan dolaşanların yanında yer almıyorsunuz? Neden milletimizi daha da coşturacak fotoğraf kareleri vermiyorsunuz? Omuz omuza vererek Anadolu'yu gezmiyorsunuz?

Neden yumruklarınızı sıkıp öne çıkmadınız?

16 Nisan referandumu dünya genelinde “önlenmesi gereken” bir mesele olarak algılanırken, bir küresel hesaplaşmaya dönerken siz bu hesaplaşmanın karşısında neden gür bir sesle yer almıyorsunuz?

Neden bu ülkenin öfkesine, tepkisine, savunmasına katkıda bulunmuyorsunuz? Neden öne çıkıp, yumruklarınızı sıkıp en ön sırada yer almıyorsunuz? Neden suskunluğa bürünerek bu kavgada kendinizi gizleme gayreti gösteriyorsunuz?

Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu? Sizce de en çok konuşması gerekenler suskun değil mi? Ekranlarda, gazete sayfalarında, meydanlarda ve sokaklarda aradığımız resimler, isimler sessizliğe bürünmemiş mi?