Reuters: Generaller bunalım geçiriyor

İngiliz Reuters haber ajansında "İrtica ile Mücadele Planı" ve askerlerin sivil mahkemede yargılanmasınının önünü açan yasa değişikliği değerlendirilerek ordunun toplum üzerindeki nüfuzunu kaybetmekten derin sarsıntı duyduğu belirtildi.
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 10:56

soL (HABER MERKEZİ) TBMM Genel Kurulu'nun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250'nci maddesinde değişiklik yapmasıyla, muvazzaf askerlerin, savaş ve sıkıyönetim halleri hariç sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan düzenlemeye yurtdışından yorumlar geliyor.

İngiliz Reuters haber ajansının konu ile ilgili haberinde, Taraf gazetesinde çıkan "İrtica ile Mücadele Planı"na askeri savcılığın takipsizlik kararı vermesine değinilerek, bu yasa değişikliğiyle Hükümetin ipleri eline alacağı ve sorumlu olduğunu düşündüğü silahlı kuvvet mensuplarıyla sivil yargıda hesaplaşacağı ima edildi. Haberde AKP'den "AK Party" şeklinde söz edilmesi de dikkat çekti. Değişikliğin Ergenekon davasını etkileyip etkilemeyeceğinin ise belirsiz olduğu söylendi.

"Nüfuz kaybeden generaller stresli"
Yine Reuters tarafından, konu ile ilgili bir de makale servis edildi. Daha önce Ergenekon ile ilgili de yorumlar yazan Ibon Villelabeitia imzasıyla çıkan makale, "Türkiye'de generallerin etrafındaki dünya değişiyor" başlığını taşıyor.

Yazıda, Türkiye'de güçlü bir odak teşkil eden ordu kurumunun üst düzey mensuplarının benzeri görülmemiş bir baskı hissettikleri şimdiye dek toplum üzerinde sahip oldukları müthiş nüfuzun İslamcı düşmanları tarafından, AB'den esinlenme yasalarla dağıtılmaya çalışıldığını düşündükleri belirtildi. "Ordu, laik ilkeleri alt üst etmeye çalıştığını düşündüğü siyasi İslama karşı kendini son kale olarak görüyor. Ancak eski seküler seçkin sınıfa kafa tutan AK Parti döneminde, dindar orta sınıfın önemli makamlara gelmesiyle bu rol sorgulanır hale geldi" denildi. Makalede sıkça, ordunun bir hezeyan ve paranoya içinde olduğunu çağrıştıran ifadeler kullanıldı.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un "Silahlı kuvvetlerden elinizi çekiniz" şeklindeki sözleri de bu çerçevede yorumlandı ve "bu sözler üniformalıların ne kadar derin bir hüsran içinde olduklarını ortaya koyuyor" denildi. "Ekrana doğru parmağını sallayan, oldukça sinirli görünen bir Başbuğ, NATO'nun ikinci büyük ordusunun 'asimetrik bir savaş'la karşı karşıya olduğunu söylüyordu" ifadesi kullanıldı.

Peki Kenan Evren AKP'den mi korkuyor?
Yazar, Kenan Evren'in konuşmasını da bu tabloyu desteklemek için kullandı: "1980 darbesini düzenleyen emekli general Kenan Evren geçen hafta, eğer anayasa değişikliği geçer de kendisine dava açılması söz konusu olursa, sivil bir mahkemede yargılanmaktansa intihar etmeyi yeğleyeceğini söyledi."

Kenan Evren'in hezeyan dolu çıkışı ve darbeci geçmişi, yazarın "nüfuz kaybeden darbe meraklısı generaller" şeklinde çizdiği tabloyu destekler nitelikte. Bu örtüşme belki yabancı okurları etkileyebilir. Ancak Kenan Evren'in "AKP'nin dindar tabanı karşısında güç kaybeden ordu mensubu" imajına ne kadar uyduğu epey şüphe götürüyor.

Öte yandan yazıda, ordunun darbe düzenlenmesine pek ihtimal verilmediği, büyük bir desteğe sırtını yaslayan AK Parti'ye karşı yapılacak bir müdahalenin ordunun zaten sönmekte olan popülaritesini daha da aşağıya çekeceği görüşüne yer verildi. Ayrıca, piyasaların "demokratik bir olgunlukla" gelişmeleri şimdilik serinkanlı karşıladığı da eklendi.

AB'den yasa değişikliğine destek
Avrupa Birliği (AB) ise dün bir açıklama yaparak, yapılan değişikliği doğru yönde bir adım olarak nitelendirdi. AB Genişleme komiseri Olli Rehn'in sözcüsü Krisztina Nagy tarafından yapılan açıklamada, konunun bir sonraki ilerleme raporunda detaylı olarak ele alınacağı belirtildi.

Silahlı kuvvetlerin siviller tarafından kontrolünün tam olarak sağlanmasının Türkiye'nin üyelik sürecinin en mühim öncelikleri olduğu askeri mahkemelerin yetkilerinin de sadece askeri personelin askeri vazifelerini ele alacak şekilde sınırlandırılması gerektiği belirtilerek, son yapılan değişikliğin bu yönde atılmış bir adım gibi göründüğü kaydedildi.

AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürü Micheal Leigh de, düzenlemeyi detaylı inceleme fırsatı bulamadığını ancak doğru yönde atılmış bir karar olduğuna inandığını belirtti.