'İdeolojik nedeni yok'

Küba'da yaşanan son yönetici değişikliklerini ve soL'da dün yayınlanan yazısını Kemal Okuyan'la tartıştık.
Perşembe, 05 Mart 2009 11:20

Dünkü yazısında Küba'da bu hafta başında gerçekleşen görev değişikliklerine değinen Kemal Okuyan'a bazı okurlarımızın da gündeme getirdiği soruları yönelttik. Okuyan, Küba'da kadro değişikliklerinin ideolojik nedenlere dayanmadığına işaret etti.

Küba'da pek de beklenmeyen yönetici değişiklikleri gerçekleşti. Yazınızda bu değişiklikleri "olumlu" bulduğunuzu yazmışsınız. Erken değil mi bu saptama için?
Yazımı mümkün olduğunca dikkatli ve spekülasyondan uzak durarak hazırlamaya çalıştım. Görevden alınanlar, ki bunlar arasında ikişer, üçer kritik görevi aynı anda yerine getirenler vardı ve henüz diğer sorumlulukları hakkında tam bilgiye sahip değiliz, Küba'ya çok önemli bir dönem önemli hizmetlerde bulunan kişiler. Onların arkasından "zaten..." diye başlayan cümleler kurup kendimizi rahatlatmak, "iyi oldu" demek bize düşmez, Kübalılara da yakışmaz. Gerçek bu değil zaten ve Küba'da da böyle bir hava yok. Benim değişiklikleri "olumlu" bulmamın nedeni, Küba'nın gereksindiği yönetim anlayışına daha fazla yakınlaşıldığına ilişkin bir düşünceye sahip olmam. Toplumların, sosyalist kuruluş sürecinde de tarihsel liderlere gereksinimi olacağını, daha doğrusu liderleri toplumsal gereksinmelerin yarattığını biliyoruz. Bunun küçümsenmesinden yana değilim. Ancak tarih Küba'ya öyle bir lider denk düşürdü ki, ondan sonrası ancak ve ancak mutlak anlamda kolektif bir mekanizma ile doldurulabilir. Fidel Castro Küba'nın, Kübalıların liderlik kotasını kendisinden sonrası için de doldurdu. Ondan sonra kimse başka bir lideri kabullenmez, liderliğe soyunanın üzerine hep Fidel'in gölgesi düşer. Basit bir konu değil bu çünkü aynı zamanda Castro'nun prestiji, onun konumuna gelenlere ya da gelmeyi düşünenlere ek bir avantaj sağlıyor. Bence tehlike de burada.

Son değişikliklerin kolektif bir yönetim mekanizması için zorunlu olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Başka şeyler elbette vardır. Bununla birlikte hem Lage hem Felipe'nin kendilerinden kaynaklı olmayan bir biçimde fazla sivrildikleri, onlara belli roller yakıştırıldığı belli. Bunu fark etmemek mümkün değil. Raul'un bu tür şeyleri pek sevmediğini biliyorum. Devlet ve partide donanımlı, liderlik vasıfları olan ama kurullarla, birlikte çalıştığı kadrolarla mesafesini açmayan yöneticiler arıyor. Fidel Castro'nun konuya ilişkin yazdıkları da bu düşüncemi destekliyor.

Ekonomi ve dış ilişkiler alanında politika değişikliği anlamına gelir mi bu değişiklikler?
Küba'da görev değişiklikleri genellikle ideolojik ya da siyasal nedenlere dayanmıyor. Nasıl dayansın ki? Raul Castro daha önce de kadro politikalarında en yetkili isimdi. Başından beri. Dolayısıyla onun itiraz ettiği, kabullenmediği birilerinin 1990'larda da önemli bir pozisyona gelmesi mümkün değildi. Bu nedenle "Fidel'in kadroları tasfiye edildi" saptaması oldukça saçma. Raul bu göreve paraşütle gelmedi ve onun örgütsel meselelerde ne kadar titiz olduğunu herkes biliyor. Muhakkak ki Küba'daki üst düzey siyasetçiler arasında belli konularda görüş farklılıkları var. Ancak şimdiye kadarki deney, Küba'da önderlik mekanizmalarının bu farklılıkları aşan bir doğrultu ortaklığına sahip olduğudur. Söz konusu olan, belli bir politika değişikliği ise, yıllardır birlikte çalışan kadroların aynı yönde hareket edebileceği tahmin edilebilir, bunun önünde bir engel olduğunu sanmıyorum. Mesele, açıklandığı gibi, kadro politikaları ile ilgilidir, verimliliği artırmakla ilgilidir. Küba'da fazlasıyla hassas olunan "yöneticilik tarzı" ile ilgilidir.

Bazı kaynaklarda değişikliklerin ABD ile ilişkileri düzeltmek için yapıldığı ileri sürüldü
Amerikalıların Küba Dışişleri Bakanı Felipe Roque'dan hiç hoşlanmadıkları açık. Bu anlamda mutlu olmuşlardır herhalde. Ama en aptal Amerikalı bile Küba'da en temel siyaset ilkelerinden birisinin "düşmanın beklentileri doğrultusunda hareket etmemek" olduğunu bilir. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Kaldı ki, eğer Amerikalıların ne dediğinden hareket edilecekse, Carlos Lage neden gündeme gelsin? Onun hakkında da "iyi şeyler" söylerlerdi... Bunlar saçma. Küba'da siyaset böyle yürümüyor.

Peki, bir politika değişikliği gündemde olamaz mı?
Bakın bu ayrı bir konu. Olabilir. Bizim açımızdan asıl tartışılması gereken bunlardır. Küba'da falanca kadro falanca göreve getirilmiş, bunların tek başına bir önemi yok. Son değişikliklerin ideolojik nedenlere dayanmadığından eminim. Ama Küba'da önemli siyasal ve ideolojik tartışmalar var. Bu tartışmalarda zaman zaman beni kaygılandıran, bizi kaygılandırması gereken düşüncelerin gündeme geldiği açık. Kimi örneklerde ise bizim buradan daha farklı konumlanmamız gereken ama orada başka öncelikler nedeniyle daha farklı yaklaşılan uluslararası gündemle ilgili soru işaretleri ortaya çıkıyor. Burada önemli olan ana doğrultudur. Bu açıdan Küba'nın sosyalizme ilişkin ulusal, bölgesel ve uluslararası ölçekteki projeksiyonları yaşamsal önem taşıyor.

Son değişiklikler neden bu başlıklarda yeni bir yön tayini anlamına gelmesin?
Gelmiyor, çünkü sistem böyle işlemiyor. Yeni görev üstlenenler arasında devrimi zafere ulaştıran kadrolar da var. Devrimin 50. yılında 80 civarındaki Raul, Ramiro Valdes "yeni yön" tayin edecek, bunun için 40'lık, 50'lik kadroları görevden uzaklaştıracak! Olacak iş mi!

Zaman zaman kaygılandığınızı söylediğiniz tartışmalar açısından kritik olan ne?
Bakın, Küba Sovyetler Birliği dağıldığından beri sürekli yeni politikalar üretiyor. Sürekli. Ekonomi alanında, dış politika alanında, siyasette... Aklımızın yatmadığı konular oluyor, bunların bir bölümün mantığını sonradan anlıyoruz, bir bölümü ise düzeltiliyor. Temel yön önemli. Son iki yılıdr Küba artık sağlık ve eğitimdeki başarılarla yetinmeme kararı almış durumda. Toplum daha fazlasını istiyor. Sosyalizm de daha fazlasını, daha ötesini... E, bu başlı başına bir risk ama bunu görmezden gelmek en büyük risk, en büyük hata. Dolayısıyla şu anda oldukça kritik bir evreden geçiyorlar. Ama bir dönemeçten söz edeceksek, bu yılın sonlarında toplanması beklenen Küba Komünist Partisi Kongresi'ni önemsemek gerek. On yıldır kongre yapmayan bir partiden söz ediyoruz. İşte asıl kadro değişiklikleri orada olacak. Çok büyük bir yenilenme ile karşılaşacağız. Ama politikalar da tartışılacak ve hedefler parti açısından da halk açısından da netleşecek.