Ha Vahdettin ha Nazım!

Nazım Hikmet'in mezarının getirilmesi ile Vahdettin'in mezarının getirilmesi arasında fark olmadığını iddia eden Egemen Bağış, AB konusunda zamanın lehimize işlediğini söyledi.
Cumartesi, 13 Haziran 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MUSİAD) düzenlediği "AB-Türkiye İlişkileri" başlıklı toplantıda konuştu. AB ile ilişkilerde gelinen nokta ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Bağış'ın konuşma tarzı dikkat çekti. AB sürecindeki muğlaklığı olumlu göstermeye çalışan Bağış, Türkiye'yi obez bir hastaya AB'yi ise diyetisyene benzetti. Bağış'ın konuşması süresince üyelikten uzak bir ihtimal olarak gibi bahsetmesi dikkat çekti.

"Ha Vahdettin ha Nazım"
Bağış, MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar'ın, "Nazım Hikmet'in mezarının getirilmesi çok adildir. Sultan Vahdettin'in mezarının getirilmesi konusunda fikrinizi beyan eder misiniz?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi: O da son derece adildir. Nazım Hikmet'in mezarının getirilmesine ailesi sıcak bakmıyor. Devlet teklif etti, onlar oradan taşınmasına sıcak bakmıyor. Ama bu topraklara sevgisi, muhabbeti olan herkesin bu topraklarda yatma hakkı olmalıdır. Bunu onlardan almaya da hiçbirimizin hakkı olmamalıdır diye düşünüyorum.

"50 yılı bulmaz üyeyiz"
AB sürecinin yavaşladığı iddialarını kabul etmediğini belirten Bağış, mevcut iç tüzük ve muhalefetle ancak bu kadar hızlı olunabileceğini söyledi. AB üyeliği için bir tarih vermenin uygun olmayacağını söyleyen Bağış, 2013-2014 gibi tahminlerin gerçekçi olmadığı söyledi. Bağış,"Bazen de çok daha uzun sürebilir. Ama bir 50 yıl daha sürmez" dedi.

"Süreç lehimize işliyor"
AB sürecini Avrupalıları mutlu etmek için değil, Türkiye'nin standartlarını yükseltmek için yaptıklarını iddia eden Bağış, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde, "Bugün Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı sorunları düşündüğümüz zaman, insan gücü, enerji, güvenlik, terörle mücadele, İslamofobia, iklim değişikliği, enerji kaynaklarının güvenirliği... Bütün bu sorunların çözümü Türkiye'nin entegrasyonuyla gerçekleşecektir. Avrupa'nın Türkiye'ye olan ihtiyacı en az Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacı kadar önemlidir, hassastır. Zamanın bizim lehimize işlediğine inananlardanım" dedi.

"Fasılları dikkate almayın"
Türkiye'nin AB süreci ile ilgili olarak, 23 faslın 18'inin üzerinde siyasi ambargo bulunduğunu, bunların açılamadığını belirten Bağış, "Açılan kapanan fasıl sayısını çok önemsemiyorum. Eğer bu işin başarı endeksini fasıllara bırakırsak, o zaman sırtımızdaki davulun tokmağını Brüksel'in eline vermiş oluruz. Ama eğer bizim bu süreçteki başarı kriterimiz, başarı endeksimiz, yaptığımız reformlarsa, o zaman sırtımızdaki davulun tokmağı da kendi elimizde olur" dedi.

"Biz obeziz AB diyetisyen"
Bugüne kadar, 27 ülkenin Kopenhag ve Maastricht kriterlerini uygulayarak daha güçlü, demokratik, müreffeh ve zengin ülkeler haline geldiğini, hiçbirisinin bölünmediğini, zayıflamadığını ve ekonomilerinin sıkıntı yaşamadığını iddia eden Bağış, ''Demek ki bu reçetede bir keramet var. Bizim bu reçeteyi önemsememiz lazım. Türkiye'de birtakım o eski, karanlık, bulanık günlere dönmemek için bizim bu reçeteye odaklanmamız lazım" dedi.

AB'yi diyetisyene benzeten Bağış, "Ben AB'yi Türkiye'nin diyetisyeni olarak algılıyorum. Hepimiz aslında sağlıklı bir yaşam sürdürmek için yediğimize içtiğimize dikkat etmemiz gerektiğini, düzenli spor yapmamız gerektiğini biliriz ama televizyonun karşısında dondurma yemek her zaman daha keyiflidir. Ne zaman ki ufak tefek sorunlar yaşarsınız, bir doktora, diyetisyene gidersiniz. Size bir reçete verir" dedi.