"Fethullahçılık meşrudur"

Birikim dergisi yöneticisi Ömer Laçiner, Gülen hareketini "sivil" ve "zararsız" olarak tanımladı. Can Dündar'ın programına katılan Laçiner bu yaklaşımıyla "liberal-gerici ittifakı"nın hangi noktaya geldiğini göstermiş oldu.
Perşembe, 29 Ocak 2009 10:00

soL (HABER MERKEZİ) Can Dündar'ın NTV'de yayınlanan "Neden?" adlı programında, "Fethullah Gülen Hareketi devlet içinde örgütleniyor mu?" sorusu tartışıldı. Program konuklarından, Fethullah Gülen ile ABD'de ilk röportajı yapan Nevval Sevindi ve Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner, Fethullah Gülen hareketinin "sivil" ve "kötü amaçları olmayan", "meşru" bir hareket olduğunda ısrar eden konuşmalar yaparken, Polis Akademisi'nde öğretim üyelisi olan Taraf gazetesi yazarı Önder Aytaç'ın, Fethullahçıların Emniyet Teşkilatı'nda örgütlenip örgütlenmediği sorusuna yanıt vermekten ısrarla kaçındı. Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Fethullah Gülen cemaatinin polis teşkilatı içindeki örgütlenmesine dikkat çekerek, bunu, "herkesin bildiği bir sır" olarak tanımladı.

Laçiner: "Meşru bir proje"
Program boyunca, Nevval Sevindi ve Ömer Laçiner'in, Fethullah Gülen cemaatinin polis ve diğer devlet kurumları içinde örgütlenmesinin meşru olduğu, "korkacak bir şey olmadığı" yönündeki değerlendirmeleri dikkat çekti.

Laçiner, Gülen hareketini "meşru bir proje" olarak tanımlarken, kullandığı eğitim, kadro yetiştirmek gibi araçların da yasal araçlar olduğunun altını çizerek, "işte poliste çok etkili oldukları, maliye bürokrasisinde etkili olmaya başladıkları falan söyleniyor, ama bu, herhangi bir siyasi hareket zaten bir iktidar mücadelesi veriyorsa yaptığı iştir" dedi. Laçiner, Gülen cemaatinin kadro yetiştirmesini de, "bu ülkenin ve toplumun gidişatı, toplumun kurumlarının çalışması ile gayet ilgili bir hareket" olmasıyla açıkladı.

Laçiner, "siz eğitim çalışması yapıyor, insanları eğitiyor, okullar açıyor diye hiç kimseyi suçlayamazsınız. Bu yasal araçtır. Bununla yetişmiş olan insanların ayrıca işte böyle bir proje dahilinde devlette işte etkin hale gelmeleri, ticarette etkin hale gelmeleri falan, bunlarla uğraşıyorlarsa, bunun karşısına ancak benzer bir çabayla karşı çıkarsınız, buna bir şekilde karşı çıkıyorsanız, siz yine bunlar gibi meşru araçları kullanarak karşı çıkarsınız. Bunların hiçbiri gayri meşru sayılmaz" dedi.

Laçiner, Ergenekon soruşturmasıyla polis teşkilatındaki Fethullahçı örgütlenme arasında ilişki kurulması konusunda da, şu değerlendirmeyi yaptı: "Şimdi bu Ergenekon operasyonunda Fethullah Gülen cemaatinin isminin çok sık geçmesinin, bu Ergenekon'da tutuklanan, suçüstü yakalanan, bize bütün bir topluma çok büyük bedeller ödetmiş olan birilerinin, yani kendilerinin yaptıklarına projektörler çevriliyken, işin bu tarafını hafifletebilmek, gözden kaçırabilmek ya da kenara attırabilmek için bir başka grupla bir mücadele içindeymişler gibi göstermelerinin sonucu olduğunu düşünüyorum. Poliste Fethullah Gülen'den birileri olabilir, o cemaate yakın, soruşturmayı da yapıyor olabilirler, soruşturma da onlara emanet edilmiş olabilir, bilemiyorum, bunlar mümkündür yani yapılabiliyor. Bizim bunları yani Fethullahçı diye falan filan yerde işte siciline yazı yazılmış o adamların, ne yaptığına, bu polislik görevlerini, kendilerine verilmiş görevi nasıl yaptıklarına bakmak zorundayız."

Laçiner, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras'ı destekleyen ve ÖDP'nin Uras'çı kesimi için düşünce üreten bir yazar olarak tanınıyor. Geçmişte "devrimci marksizm"in temsilcisi olma iddiasını sık sık dile getiren Birikim dergisi, son yıllarda AKP'ye "sol"dan destek vermekle eleştiriliyordu.

Sevindi: "Modernleşmeci bir hareket"
Nevval Sevindi de, Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili olarak Laçiner ile benzer değerlendirmelerde bulunurken, "Türkiye için önemli bir sivil hareket" olarak tanımladığı Gülen cemaati hakkında "provokasyon, paranoya üretilmesi ve efsaneler geliştirilmesi"ni eleştirdi. Sevindi, Gülen cemaatinin "modernleşmeci bir hareket" olduğunu da ileri sürerek, bunu "Yani doğudaki gittiği yeri dönüştürüp modernleştiriyordu. Çünkü aracı eğitim. Eğitim nedir? Eğitim dönüştürücü bir şeydir yani. Eğitilen insanla eğitilmeyen bir olmuyor, tabii ki dönüşüyor ve yurtdışına gidiyor, işte yurtdışında görüyor, bilgisi artıyor, orada başka diller öğreniyor" diye açıkladı.

Aytaç konuşmuyor
Önder Aytaç'ın ise Emniyet Teşkilatı içinde "F tipi" olarak adlandırılan cemaat örgütlenmesiyle ilgili soruları ısrarla yanıtsız bıraktığı görüldü. Fethullah Gülen konulu programda "Fethullah Gülen'in buranın konusu olmadığını" söyleyen Aytaç, "bugünün ortamında bunu konuşmak Türkiye'yi muz cumhuriyeti kabul etmektir ki, ben buna karşıyım" dedi. Aytaç, Can Dündar'ın "Siz Emniyet içinde böyle bir yapılanma yok mu diyorsunuz?" sorusunu şöyle yanıtlamayı tercih etti: "Hayır, şunu diyorum, Ak Parti, ya da az önceki tartışmalarda da vardı, Samanyolu televizyonu, Zaman gazetesi, onlar da direkt kendilerinin irtibatlı olduğunu ya da işte bir şekilde diyorlar. Hiçbir dönemde baktığımızda bu konuyla ilgili keşke benim bir defa tartışsanız, Emniyet kısmı olmasa ben bu konuda bir hayli çalışmalarımı kitap haline de getirmiş, makalelerde de yazmış olan birisi ama Türkiye'de yazmış olmak sıkıntılı olduğu için İngilizce olarak yazan birisiyim. Bu anlamda Ak Parti'yi destekledikleri gibi hiçbir partiyi desteklemediklerini söylüyor sosyolojik tahlili yapanlar ve Ak Parti de son seçimlerde yüzde 12 oyunun artmış olmuş olmasını, nasıl mahalli idarelerde yüzde 14 buçuk oyunun artmış olmasını DTP'den almış oldukları oy gözüyle bakıyorlardı. Yüzde 12 oy artmış olmasını da o hareketin 8-9 etkisi olduğunu söylüyor. Bu doğrudur, değildir bunun tartışmasını bilmiyorum ama bu tip tartışmalar yapılıyor."

Yanardağ: "İllegal bir örgütlenme ile karşı karşıyayız"
Fethullah Gülen cemaatinin "esas olarak polis örgütünde ve ordu içinde örgütlenmeyi hedef olarak koyan siyasi bir hareket" olduğunu savunan Merdan Yanardağ ise, Ergenekon Operasyonu ve Emniyet Teşkilatı'ndaki Fethullahçı örgütlenme arasında bire bir bağlantı olduğunu ileri sürdü. Gülen hareketini 12 Eylül darbesi ve kontrgerilla örgütlenmesiyle de bağlantılandıran Yanardağ, "Türkiye'de kontrgerilladan söz edildiği zaman, anti-komünizmden söz etmek durumundasınız. Dolayısıyla, biz bildiğiniz gibi şeffaf, legal, siyasetin kurallarına ve yasalara göre hareket eden, bir siyasal rekabet içinde bir iktidar mücadelesi veren bir hareketle karşı karşıya değiliz, illegal bir örgütlenmeyle karşı karşıyayız ve burada illegal araçlar kullanan bir örgütlenmeyle karşı karşıyayız" değerlendirmesinde bulundu.