Bir işçi düşmanının dosyası

33 yıldır Türk Metal Sendikası'nın başında olan Mustafa Özbek'in adı da sonunda Ergenekon'la anıldı ama faşist sendika ağasının tam bir sermaye hizmetkarı olduğuna fazla değinilmedi. Sermaye düzeni, ilişkileri herkesin malumu olan Özbek'i henüz emekliye ayırmayacak gibi görünüyor.
Perşembe, 23 Ekim 2008 07:50

soL (HABER MERKEZİ) Geçtiğimiz haftalarda Türk Metal Sendikası'ndan ihraç edilen eski Manisa Şube Başkanı Mehmet Ali Özaltın'ın yaptığı açıklamalarla birlikte "Ergenekon"un finansörleri listesine bir isim daha eklendi. Özaltın, Zaman gazetesine yaptığı açıklamalarla sendika gelirlerinin Özbek'in sahibi olduğu ART adlı televizyon kanalına ve kanalda program yapan Mustafa Balbay ve Emin Çölaşan gibi gazetecilere aktarıldığını, Ergenekon operasyonunda tutuklanan yazar Ergün Poyraz'a maddi destek sağlandığını söyledi. Özaltın ayrıca Özbek'in sözcüsü olduğu ve İstanbul şubesi yöneticiliğini Kemal Kerinçsiz'in yürüttüğü Türkiyem Topluluğu'nun bütün finansmanının sendika tarafından yapıldığını, toplantılarının sendikaya ait olan 5 yıldızlı Büyük Anadolu Otel'de düzenlendiğini, yüzlerce insanın masrafının sendikaya fatura edildiğini anlattı. Özaltın, tanık olduğu yolsuzluk olaylarına ve Özbek'in nasıl zenginleştiğine dair çok sayıda ayrıntı verdi.

Özbek, bu iddialara ilişkin olarak 13 Ekim'de sendikasının Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı'nda konuştu. Toplantı salonuna, "Başkan seninle ölüme de gideriz", "Vur de vuralım öl de ölelim", "Özbek babamız sendika yuvamız", "Türk'üz güçlüyüz Atatürkçüyüz", "Vur vur inlesin AKP dinlesin" gibi tezahüratlar eşliğinde giren Özbek, iddialara yanıt vermek yerine "AKP'ye karşı" bir konuşma yaptı. Özbek "Türk Milleti'ni 13 bin yıldır kimse ehlileştiremedi. Siz mi ılımlı İslam adı altında Araplaştıracaksınız? Hadi ordan! Elhamdülillah hepimiz Müslümanız. İslam'a benim canım kurban olsun" diyen Özbek, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "37 yıllık sendikacıyım. Özel sektör sendikacısıyım. Bir tane işveren çıksın, Özbek'e şunu şunu yaptım desin, derhal bırakır, intihar ederim. Yazılanlar kadar malım olsa şimdi Karun kadar zengindim. Evim var, olmayacak mı?" dedi.

Ergenekon iddiaları malumun ilanı
15 yıldır şube başkanlığını yürüten bir ismin ancak görevden alınınca konuşması, söz ettiği yolsuzlukların bir parçası olduğu yönünde şüphe doğuruyor. Ancak Özaltın'ın Zaman'a anlattıkları zaten malumun ilanından başka bir şey değil. Özbek'in faşist sendika ağası kimliği, müthiş malvarlığı herkesin malumu. Tüm bu ilişkiler yeni bir şey gibi sunularak "Ergenekon" öyküsüne meşruiyet sağlanırken Özbek'in sermaye ile ilişkileri yine gözden kaçırıldı. soL'da daha önce defalarca değindiğimiz gibi faşist sendika ağası Özbek'in asıl kimliği sermaye hizmetkârlığı. Özbek, 33 yıllık sendikacılığı süresince sermayeye hizmetin ödüllerini toplayarak zenginleşti.

Vatan sevgisi bahane...
1957 yılında Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'na tamirci olarak giren Özbek 1975'te Türk Metal-İş'in Genel Başkanı seçildi. Özbek bir dönem MHP Kırıkkale İlçe Başkanlığı da yaptı. Amblemi "Bozkurt" olan sendika, "vatan millet Sakarya" edebiyatı ile üye toplarken adeta işverenin yürüttüğü sömürünün koçbaşı haline getirildi.

İşçilere "Sabredin, şükredin" diyen metal patronları zenginleşirken, Özbek de ödülünü fazlasıyla aldı. Özellikle Koç ve işveren sendikası MESS, toplu iş sözleşmelerinde kendileri için ter döken Özbek'e minnet borçlarını ödemekten çekinmediler. Özbek, 33 yılda çok sayıda villa, daire, arazi, lüks marka makam aracı ve 2 adet gaz dolum tesisine sahip oldu. Öyle ki, gizli çıkar ilişkilerini onlar bile saklayamadı. TİSK Başkanı Refik Baydur, Eylül 2003 tarihli MESS gazetesinde "Mustafa Özbek gelmiş geçmiş en büyük sendikacılardan biri. Bu mukavele imza edildikten sonra tabana kabul ettirmek her babayiğidin harcı değildir" dedi. Koç Holding, Özbek'e olan sevgisini TOFAŞ'ın Bursa'daki fabrikasında üretilen ilk aracı hediye ederek cümle âleme gösterdi.

Türkiyem Topluluğu: "Ne sağcıyız ne solcu"
Mustafa Özbek 2000'li yılların başından itibaren siyaset sahnesine yeni bir imajla çıkmak için çalışmalara başladı. 2006 yılında "Türkiyem Topluluğu'nu kuran Özbek, Mustafa Balbay başta olmak üzere Cumhuriyet gazetesi yazarlarını ve emekli askerler, istihbaratçılar ve MHP'lilerden oluşan bir ekibi etrafında toplamaya başladı.

Özbek'in sözcüsü olduğu topluluğun kuruluş bildirgesinde şu ifadelere yer veriliyordu: "Bütün Türkleri milli birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye çağırıyoruz. Biz sağcı solcu diyenlerin bizi kullanmak isteyen emperyalist güçler olduğuna inanıyor sağcısıyla solcusuyla Türk'üz diyoruz. Türkiyem Topluluğu emperyalizmi kazımak için, AB ile olan anlaşmaları yırtmak için, milli onurumuzu, ülke bütünlüğümüzü korumak için, ülkeyi bu hale getirenlerden hesap sormak için kurulmuştur!"

Bu ne biçim AKP karşıtlığı?
Sendikacı Özbek ardından kurduğu Kıbrıs merkezli Avrasya TV'de "AKP karşıtı" yayınlar yaparken özelleştirmeleri sorgulamaktan, sermaye düzenini suçlamaktan ve emek sorunlarına değinmekten özenle kaçındı, bir yandan da Türk-İş içinde AKP'li sendikacıları yönetime taşıyan kongrede günlerce ter döktü. AB, ABD emperyalizmiyle işbirliği halindeki hükümete hizmette kusur etmedi.

Cumhuriyet ve Koç Holding'i buluşturan isim
Özbek, Cumhuriyet yazarı olurken ortaklaşa bir de "Strateji eki" çıkarılmaya başlandı. Daha sonra Özbek'in Cumhuriyet gazetesinden hisse almak için Cumhuriyet Vakfı ile görüşmeler yaptığı ortaya çıktı. Özbek, yapılan görüşmeleri doğrularken İlhan Selçuk "Henüz öyle bir durum yok ama hisse alırsa memnun oluruz, Cumhuriyet'te patron yoktur, emekçilerin emekçilerle dayanışması da çok güzel olur" dedi. Aynı dönemde Cumhuriyet, Koç Holding'in finanse ettiği "Cumhuriyet'in 80 Yılı" adlı fasiküller yayımlamaya başladı. Gazetenin sahibi durumundaki Cumhuriyet Vakfı'nın mütevelli heyetine, Koç Holding'e yakın isimlerin dâhil olduğu söylentileri çıktı.

Bu dönemde ülkenin en önemli kamu yatırımlarından biri olan TÜPRAŞ özelleştirildi. Ocak 2006'da TÜPRAŞ'ın Koç Holding'e satılmasının öncesinde bu dev özelleştirmenin sürpriz destekleyicilerinden biri Cumhuriyet gazetesi olmuştu. Başyazar İlhan Selçuk "Yeşil sermayeye gideceğine bu ülkenin güvenilir sermayesi Koç'a gitsin" diyordu. Erinç Yeldan ve İzzettin Önder gibi kamucu akademisyenlerin bu özelleştirmeye karşı çıkan yazıları sansürlenirken Selçuk özelleştirmenin ardından "TÜPRAŞ Koç'a hayırlı olsun. Cesareti ve kararlılığı için kutlarım. Stratejik davrandığı için de...", "Koç yüreğimize su serpti, TÜPRAŞ'ı kurtardı" sözleriyle olayı kutluyordu. Ertesi gün Cumhuriyet'te çıkan haberde TÜPRAŞ'ta "altın hisse"nin asıl olarak Shell'e verilmiş olduğu gerçeği yanlışlanmaya çalışılmıştı.

Özbek'in sermayeye hizmetleri sürüyor
Tüm bunlar geçmişte kalmış da değil. Ocak 2008'de Arçelik, Birleşik Metal-İş (BMİS) üyesi işçilere "Sendikanızdan istifa edin, Türk Metal'e üye olun" dedi, üye olmayanları işten çıkardı. Şu sıralar metal sektöründe toplu sözleşmeler yenilenirken Türk Metal Sendikası işverenden yana tutumuyla yine sahnede. Krizin faturasının emekçilere kesilmeye çalışıldığı bu süreçte Koç Holding'e ait Ford Otosan'da işten çıkarmalar gerçekleştirilmeye çalışılırken Özbek "Üretimin devamlılığı için daha çok fedakârlık yapmalıyız" şeklinde beyanlar verdi. BMİS hem esneklik dayatmalarını hem de düşük ücret teklifini uzlaşmazlığa gerekçe gösterirken Türk Metal sadece ücrete karşı çıkmakla yetindi. Böylece Türk Metal, MESS'in eline koz vererek ücret teklifinde yapılacak ufak bir artışta masaya oturacağı mesajını verdi.

Bu güncel durum, istenirse "Ergenekon" ile ilişkileri çok rahat kurulabilecek olan Özbek'e neden dokunulmadığını ortaya koyuyor. Sermaye düzeni hala hizmetine ihtiyaç duyduğu Özbek'i henüz emekli etmeyecek gibi görünüyor.