Akdağ sorumluluktan kaçıyor

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, markalaştırmaya çalıştıkları ve "akıllı bina" olarak pazarladıkları Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'nde yaşananların sorumlularının daha önceki yönetimler olduğunu ima etti. Uzman raporları AKP hükümetinin de masum olmadığını gösterdi.
Perşembe, 28 Mayıs 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'nde yaşananlar tartışılmaya devam ederken, Sağlık Bakanlığı olayın sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışıyor. Hastane binasının o kadar da akıllı olmadığını söyleyen Recep Akdağ, "Bu binaya niçin akıllı bina denildiğini ben de bilmiyorum. Kim demiş?" dedi.

Dün Meclis'te basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Recep Akdağ, hastane binasının inşaatına 90'lı yıllarda başlandığını ve hastanenin 2002 yılında hizmete girdiğini söyledi. Konuşması süresince binanın yapısal bazı sorunları olduğuna dikkat çeken Akdağ'ın, yaşanan olayın sorumluluğunu geçmiş hükümetlere yıkmaya çalıştığı görüldü.

Sorun binadaymışBinanın kendilernden önceki dönemlerde yapıldığını anlatan Akdağ, binada projeye uygun olmayan kimi tadilatlar da yapıldığını belirtti. kdağ, binada, başlangıçta projede yer almayan bazı değişikliklerin yapıldığını bildirerek, "Bunların, bodrum katında meydana gelen yangının 5. kata kadar çıkmasına neden olabileceği hususunda ilk tespitler var. Bu konuda çalışan teknik heyet, bize henüz kesin sonuç veremiyor. Bunlar ön tespitler, üzerinde çalışmaları lazım" dedi.
Akdağ, proje değişikliklerinin onay almadan yapılıp yapılmadığına ilişkin bir soruyu, "Mesele sadece onay değil. Teknik açıdan yapılan işte bir yanlış var mı, bunu tespit etmemiz lazım, ister onay alsın, ister almasın 2002'den önceki tarihlerde onay aldığını var sayalım, eğer yanlış projelendirme, imalat yapılmışsa, onay alıp almaması oradaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz" diye yanıtladı.Dört yıl önce de elektrik kontağı nedeniyle yanan hastanenin bu süre zarfında yeterli denetimlerden geçirilmediği anlaşılırken Akdağ'ın halen binanın inşa sürecinden bahsemesi dikkat çekti. Binanın yapılış ve projelendirme süreçleri ile ilgili sorunlardan bahseden Recep Akdağ, bu projelerin ve güvenlik önlemlerinin yönetmeliklere uygunluğu konusunda hehangi bir açıklamada bulunmadı.

"Biz daha iyi yapardık"Açıklamaları süresince, hastanenin yönetim ve işletmesiyle ilgili bir sorun olmadığı izlenimi vermeye çalışan Akdağ, "Bu binaların, 1990'lı yıllarda inşaatına başlanmış, inşaatı çok uzun sürmüş. Bizim tasarladığımız, inşaatını yaptığımız binalarla kıyaslandığında teknolojik, teknik açıdan bugünkü binaların seviyesinde binalar değil. Kim, ne zaman böyle bir binaya akıllı bina dedi, bu neden kamuoyunda bu şekilde konuşulmaya başlandı bilmiyorum. Bina, bildiğimiz, söylediğim yılların teknolojisiyle yapılmış, inşaatı uzun sürmüş bir hastane binası" dedi.

"Zaten öleceklerdi" dememişYangından sonraki ilk inceleme sonrasında yaptığı basın toplantısında "hayatını kaybeden iki hastanın beyin ölümü bekleniyordu" diyen Akdağ, bu sözlerine de açıklık getirdi. Hastaların zaten öleceği şeklinde bir iması olmadığını söyleyen Akdağ, "Böyle bir ifadem asla olmadığı gibi böyle bir zihniyetim de asla olamaz. Yoğun bakımdaki hastalarımız, buradan tahliye edilirken hayatlarını kaybettiler. Onların zaten durumları, hastalıkları ağırdı. Hatta ikisinin, beyin ölümüne yakın hastalar olduğu ifade edildi. Bu asla, 'bu hastalar zaten öleceklerdi, bu şekilde öldüler' anlamına gelmez. Böyle bir şeyi ben asla söylemem" dedi. Akdağ, ölen 8 hastanın gaz nedeniyle boğularak mı yoksa transport sırasındaki yetersizlikler nedeniyle mi öldüğünün ancak cuma günü anlaşılabileceğini söyledi.

"Yaşananlar sağlıkta dönüşümün ürünü"TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesindeki yangınla ilgili olarak, "Bu hastanede bu yangın, düpedüz ihmaller zincirinin ve yanlış sağlık politikalarının sonucudur" dedi. Soğancı, bu sonuçların, felaketlerin, "Sağlıkta dönüşüm" politikalarından kaynaklandığını, sağlık alanında uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma politikalarının, bu felaketlerin hazırlayıcısı olduğu gerçeğini kimsenin görmezlikten gelemeyeceğini belirtti.Yaşananların kaderci bir zihniyetle değerlendirilemeyeceğini belirten Soğancı, "Bu hastanede 2004 yılında da meydana gelen yangın olayından hiçbir ders alınmamıştır. Ortada duran gerçek budur. Hastanelerde yangın önlemlerini almak için daha kaç yangın ve kaç canımızın kaybı gerekmektedir. Bu olayda yaşanan ihmali, skandalı hiç kimse örtbas edemez" dedi.

"Taşeronlaştırmaya hayır"Bu olayın, tüm kamu ve özel hastaneler için geçerli bir olguyu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Soğancı, "Özelleştirme, taşeronlaştırma sonucunda yetersiz koşullar, elemanlar, yetersiz malzeme ve ekipmanlar, yetersiz eğitim ve denetimler insan odaklı değil, kar temelinde şekillenen ve adına 'sağlıkta dönüşüm' diye yutturulmaya çalışılan politikaların bir sonucudur. Sağlığına kavuşmak için hastaneye yatmış olan yurttaşlarımızın bir hastane yangınında yitirilmelerine tepki gösteriyoruz. Bu örnekte olduğu gibi bizi yönetenlerin yine olayı geçiştirmeye yönelik çabalarına, kaderci yaklaşımlarına tepki gösteriyoruz. İstifa etmek gibi bir sorumluluğu duyumsamayan duyarsız yöneticilere ve yetkililere tepki gösteriyoruz" dedi.