Uysal'a göre 'kasıt' yok, 'kolaycılık' var

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Zeynep Uysal, Nâzım’ın eserlerine uygulanan sansürün yayınevlerinin kasıtlı bir eylemi değil “bir yayıncılık kolaycılığı” olduğunu ileri sürdü.
Burcu Günüşen
Salı, 21 Kasım 2017 21:53

Yapı Kredi Yayınları'nın (YKY) Nâzım Hikmet’in "Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim" adlı romanına uyguladığı sansüre ilişkin Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Zeynep Uysal’ın görüşlerine başvurduk.

Uysal, Nâzım’a yıllardır uygulanagelen sansürün “kabul edilemez” olduğunu teslim etse de, bunun “kasıtlı” olmadığını “bir yayıncılık kolaycılığı”ndan kaynaklandığını savunuyor. Çünkü eserin sansürsüz haline ulaşmak fazladan bir çaba gerektiriyor. Öte yandan Uysal, Nâzım Hikmet’in eserlerini yayımlamanın “büyük bir sorumluluk olduğunu” belirterek “bu işe soyunan bir yayınevinin şairin eserlerini eksiksiz yayımlamak için büyük bir çaba göstermesi gerektiğini de” hatırlatmakta fayda görüyor.

Araştırma Merkezi olaraksa bu konuda bir açıklama yapmayacaklarını ifade eden Uysal, sansürlü kitapların geri toplanmasından yana değil. Ancak bundan sonraki baskıların sansürsüz olması gerektiğini söylüyor.

Nâzım Hikmet’in eserlerine yıllarca sansür uygulanmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Doç. Dr. Zeynep Uysal: Tabii ki Nâzım Hikmet’in eserlerinin tamamının kendi yazdığı biçimiyle, kendi yayımlamak istediği biçimiyle yayımlanması gerek. Sadece Nâzım Hikmet için değil aslında bütün yazarlar için, bütün edebi eserler için aynı şey geçerli. Sonuçta sansür hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimiz bir şey.

Nâzım Hikmet’in eserleri dönem dönem sansürlenerek yayımlanmış. (Bazısında kendisi değişiklik yapıyor, bazısında sonradan bir takım sansürler uygulanıyor.) Burada ciddi bir çalışma gerekiyor. Yani hangisi Nâzım Hikmet’in yayımlamak istediği eser?

Yayınevlerinin bu çalışmaları yapması gerekiyor. Yani eserin sansürsüz haline ulaşmak için bir çalışma yapması gerekiyor. Ben bu süreçte sansürlü eserlerin yayımlanmasının biraz da bu tür eksikliklerden, yani bu çalışmaların yapılmamış olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. En azından Nâzım Hikmet özelinde bunu söylemek mümkün.

Bugün Yapı Kredi için -ve daha önce Adam Yayınları yayımlıyordu biliyorsunuz Nâzım Hikmet’i-, bu sansürlerin kasıtlı bir biçimde devam ettirildiğini düşünmek çok anlamlı gelmiyor bana. Tercih ettikleri için değil diğerine ulaşmakta problem yaşadıkları için zannediyorum bu şekilde devam ettirdiler bugüne kadar. Çünkü öbürü bir çaba gerektiriyor; yani sizin sansürsüz esere ulaşmanız lazım, bunun için doğru çalışmayı yapmış olmanız lazım. Yapılması gereken şey eserin sansürsüz halini tespit etmek. Elbette bu tür bir araştırma sadece yayınevlerinin işi de olmayabilir. Araştırmacıların karşılaştırmalı eleştirel çalışmalarla Nâzım Hikmet’in eserlerini ortaya çıkarmaları da yayınevlerini yönlendirecektir.

Konu Temmuz ayında gündeme gelmişti. YKY’nin bu konuyu ancak Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin yayımladığı Açık Mektup’un ardından gelen tepkilerden sonra gündemine alması ve açıklama yapması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yayınevinin açıklamasıyla ilgili yorum yapmak yerine şunu söyleyeyim: Yapı Kredi ve Nâzım’ı daha önce yayımlamış olan Memet Fuat’ın Adam Yayınları Türkiye’nin büyük yayınevleri. Nâzım Hikmet’i sansürlü yayımlamak gibi bir tercihleri olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Ancak bir yayıncılık kolaycılığıyla elimizde olanı yayımlamaya devam ediyoruz. Diğeri için daha büyük bir çaba harcamak gerekiyor, bir çalışma yapmak gerekiyor, araştırmacıları buna teşvik etmek gerekiyor. Bu çalışmaları yapmakta gecikmişler bu vakte kadar benim gördüğüm, ortaya çıkan tablo o. Ama yine de, Nâzım Hikmet gibi bir şairi yayımlamanın büyük bir sorumluluk olduğunu, bu işe soyunan bir yayınevinin şairin eserlerini eksiksiz yayımlamak için büyük bir çaba göstermesi gerektiğini de hatırlatmakta fayda var.

Bu konuyla ilgili olarak sizin BÜ Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi olarak bir açıklamanız olacak mı?

Hayır. Biz bir araştırma merkeziyiz. Konunun spekülatif kısmıyla açıkçası ilgilenmiyoruz. Biz bir üniversitenin bilimsel bir kuruluşuyuz. Dolayısıyla burada Nâzım Hikmet üzerine yapılacak çalışmaları teşvik edecek her türlü çalışmayı yapıyoruz.

Halihazırda Merkez bünyesinde Nâzım Hikmet üzerine araştırmalarımızı sürdürüyoruz. Nâzım Hikmet’in eserlerinin kazandırılması, çevirileri, yayınları, bütün bunları toplamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla biz bunun için ayrıca bir açıklama yapmayacağız.

Açıklama derken bu konuda bir çalışma yapacak mısınız? Yoksa spekülatif bir şeyden bahsetmiyorum.

Bu konuda, Nâzım Hikmet’in eserlerinin sansürsüz yayımlanmasıyla ilgili şu anda bir çalışma, planımızda yok. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez elbette. Dediğim gibi halihazırda başka çalışmalarımız var. Nâzım Hikmet’in Türk şiirindeki etkisi üzerine ciddi bir sözlü tarih çalışması yaptık. Bir projemiz vardı, bunu tamamladık. Bunun sonuçlarını da yakın zamanda yayımlayacağız.

Bu eserlerin geri toplanmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Tüm eserlerin bu açıdan gözden geçirilmesi gerekli değil mi?

Bu konu esasen “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” üzerinden çıktı. Tabii ki diğerlerine de tek tek bakılarak gözden geçirilmesi gerekir. Sadece sansür üzerinden değil farklı zamanlardaki baskılar arasında da tutarsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Bütün bunların karşılaştırmalı eleştirel çalışmalarla tespit edilerek titizlikle ortaya konması ve yayımlanması gerekiyor.