Uğur Gallenkuş ile savaş ve barışa dair

Ortadoğu'daki savaş, çatışma ve ihtilafları konu alan çalışmalarıyla tanınan grafik sanatçısı Uğur Gallenkuş'la yapıtları üzerine söyleştik.
Özkan Öztaş
Salı, 08 Ocak 2019 15:22

Uğur Gallenkuş, Ortadoğu'da savaş ve çatışmaları konu alan çalışmalarıyla tanınan bir sanatçı. Gallenkuş'la "Paralel Evren" adlı çalışması ile diğer montaj ve kolaj işleri üzerine söyleştik.

Öncelikle sizi tanımakla başlayalım. Kimdir Uğur Gallenkuş? Nasıl çalışmalar yapar? "Resmettiğiniz" çalışmalarda savaş ve barış teması öne çıkarken, lokasyon olarak da Ortadoğu panoraması oluşuyor. Özel bir nedeni var mı?
Çalışmalarımla ilgilendiğiniz bunları duyurmak istediğiniz için ben teşekkür ederim. Şu ana kadar sorulara Türkçe olarak cevap verdiğim ilk kurumsunuz. İngilizceye vakıf olmayıp bu kadar çok maili cevap vermek biraz yordu beni. (Gülümsüyor)
Evet çalışmalarımda ağırlıklı olarak yer alan görseller Ortadoğu'daki savaş, çatışma ve ihtilafları konu alan görselleri barındırıyor. Bu coğrafya binlerce yıldır bu tarz görüntülere alışkın. Sükûnet içinde olduğunu kimse görmedi, görmeyecek ve göremeyeceğiz. Sürekli tekrar ediyor ve edecek yani.
Türkiye'de yaşıyor olmak bu zıtlıkları görmek açısında en önemli etken. Bir tarafta 60-70 yıldır (dünya harpleri sonrası) süren bir barış, sükûnet, güç, zenginlik var. Diğer tarafta ise sürekli fokur fokur kaynayan ya da kaynatılmak istenen ülkeler arası savaş, iç çatışma gibi olaylar. Bunların da sonucunda zarar gören kadınlar ve çocuklar.
Ben 1990 doğumluyum. Yaptığım bu grafik ya da sanatla hiç alakası olmayan, İstanbul'da özel sektörde bir firmada ve işkolunda çalışıyorum. Hobi olarak 2014 senesinden bu yana kolaj ve montaj işleri yapmaktayım. Ağırlıklı olarak siyasi gündemi ve siyasileri mizansen ağırlıklı ele alan montaj çalışmalarım var. Her insan gibi siyasetten ayrı kalamıyoruz. 

"Paralel Evren" çalışması nasıl ortaya çıktı? Bunun öyküsünden bahseder misiniz?

2015 yılında bir sabah sosyal medya haberlerinde, o zamanlar sahillere binlercesinin cansız bedenin vurulduğu ve aslında mülteci sorununa bakışı değiştiren mültecilerden birisi olan Aylan bebeğin haberine denk geldiğimde bir fikirle şu çalışmayı yapmıştım.

Asıl bu tarz çalışmaları yapmama sebep olan olay, hafta içi bir sabah kahvaltısı sırasında o zaman Kanal D sabah haberlerini sunan İrfan (Değirmenci) Bey'in anonsundan sonra, Ege Denizi'nden geçmeye çalışan ve yakalanan mültecilerin otobüs ya da minibüslere doldurulmuş görüntülerde kameranın parlak ışığı yüzünden simaları net görünen ve gözlerinden okunan korku, çaresizlik içindeki çocukları görmemdir. İlk 4-5 çalışmam o zamana aittir. Ben bu çalışmaları bobiler.org sitesindeki profilimde yayınlamıştım.

Kendi çapında ses getirmişti. Zaman içerisinde tek tek yaptığım işler oldu. Ve iki ay önce yabancı bir paylaşım sitesinde bu çalışmalarımı paylaşmamla global anlamda çok güzel geri dönüşler aldım. Dünyanın her yerinden tanıdığım tanımadığım, ünlü yazar, çizer, sinema oyuncusu ya da sıradan insanlardan mesajlar aldım. Farklı ülkelerde haberlere konu oldu, gazeteler ve dergilerde yer aldı bu çalışmalarım. Aldığım bu olumlu reaksiyon karşısında kendi gözümden bu sorunlar ve çelişkileri sunmaya çalıştım ve çalışıyorum. 

Burada, yani bu paralellik örülürken diğer yanda aslında gündelik hayatına devam eden insanlar var. Bu insanlar mahkum mu ediliyor? Yoksa onlara vermek istediğiniz mesaj farklı mı?  

Hep sorulan bir soru, "Bu çalışmalarla Batı dünyasını düşünmeye mi sevk ediyorum" diye. Bu çalışmalarımla sadece batı dünyasına ya da refah içinde olanlara seslenmiyorum. Acı çeken tarafın da "neden bu sorunları yaşıyoruz, neden bu düzeye gelemiyoruz, neden demokrasi, insanca yaşama, huzur güven bizde yok" demelerini sağlamayı amaçlıyorum. Aslında aradaki bu keskin zıt çizgiyle bunu gösterdiğimi de düşünüyorum. Yoksa insanların akınlar halinde göç etmeleri sorunları çözmüyor ve çözmez. Sorunu yerinde, toplumda, nesilde çözmek gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki bu refah içerisindeki toplumların da bir gün bu sorunları yaşayan tarafta olabileceklerini hatırlatmak ve buna karşı daha duyarlı olmaları mesajını vermek istedim.  

Uluslararası alanda benzer çalışmaları yapan bazı foto muhabirleri ve sanatçılar mevcut. Özel olarak takip ettiğiniz kimseler var mı? Bazı çalışmalarınız ise klasik dönem ressamların çalışmalarına benziyor. İlham kaynağı olan resimler var mı bu açıdan? 

Bu düzeyde seri halinde benim yaptığım gibi kolaj yapana denk gelmedim. Daha gündelik işlerde olan bu tarz akım çalışmalar var. Tabii toplumsal sorunları anlatmaya çalışan illüstrator ve karikatüristler mevcut. Açıkçası pek takip ettiğim kişi yok bu konuda. 

Sanatta "satın alınabilirlik" ölçütü ile ne yazık ki artık sadece "keyif veren, haz veren, iyi hissettiren" sözümona üretimlere dair bir beklenti var. Sizin çalışmalarınız içinse bu beklentiye kıyasla "keyif vermiyor" demek yanlış olmaz. Hatta bu çalışma "bakanları" "rahatsız" ediyor diyebiliriz bir ölçüde. 

Günümüzde dediğiniz gibi sosyal platformların etkisiyle sanatsal, sosyal çalışma ve akımlar hızlı tüketiliyor. Ağırlıklı olarak keyif veren akımlarda bu olay çok daha hızlı. Fakat bu tarz toplumsal sorunları konu alan çalışmalar evet belirli zamanlarda itibar görmeyebilir ama gerçekçiliği devam ettiği sürece hatırlanacaktır. Örneğin, Kevin Carter'in '94 yılında gördüğü manzarayı çektiği fotoğrafı günün koşullarında mevcut olan bir durumdu. Şu anda bu sorun ortadan kalktı mı? Sadece konum değişti. Yine aynı manzaralar farklı yerler, farklı ülkelerde nüksetmektedir. Bu arada benim sürekli karamsarlık ya da insanı kötü düşünceye sevk eden işlerim yok. Mizahi çalışmalarımda var. Tabii kişi beğenir ya da beğenmez o ayrı konu. 
Bu zamana kadar yaptığım her mülakatın sonunda dile getirdiğim şeyi tekrar dile getireceğim. Ben Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözlerinin tüm dünya ülke ve toplumlarında benimsenmesini diliyorum.


Uğur Gallenkuş'un diğer üretimleri ve çalışmaları için: https://www.instagram.com/ugurgallen/
@ugurgallen