SÖYLEŞİ I 100 yıllık kayıp Kürt operası bestesinin izinde

Opera sanatçısı Pervin Çakar, Kürt kültürünü opera ile birleştirme isteğini ve Kürt halk şarkılarının orkestraya uyarlanması için yaptığı çalışmaları soL'a anlattı. Çakar, Kürtleri konu alan ilk opera olduğunu belirttiği Polonyalı Yahudi besteci Alexandre Tansman'a ait 'Kürt Gecesi' bestesinin elyazması notalarına da ulaşmış. Çakar, hiç sahnelenmemiş bu operanın temsil edilmesi için girişimlerde bulunacağını söyledi.
Özkan Öztaş
Salı, 25 Haziran 2019 09:17

Opera sanatçısı, soprano Pervin Çakar ile Kürt kültürünü ve Klasik Batı müziğini konuştuk.

Kürt halk şarkılarının orkestraya uyarlanması için yaptığı çalışmaları anlatan Çakar, Kürtleri konu alan ilk opera bestesi olduğunu belirttiği Polonyalı Yahudi besteci Alexandre Tansman'a ait 'Kürt Gecesi'nin orijinal elyazması notalarına ulaşmış.

Çakar, şimdiye dek hiç sahnelenmemiş olan bu eserin temsil edilmesi için girişimlerde bulunacağını söyledi. 

Öncelikle sizi tanımakla başlayalım. Kimdir Pervin Çakar? Opera ile ilk temasınız nasıl oluştu, nasıl gelişti?

Opera sanatı ile ilgili herhangi bir fikrim yoktu. 14 yaşında halk şarkıları söyleyerek başladım. Daha sonra Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde bir halk müziği yarışmasını kazandım. Bu yarışmadan sonra bir müzik okulu arayışı içine girdi ailem. Diyarbakır’da Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi vardı. Orada liseyi okudum ve hayatımda ilk defa Klasik Batı Müziği ile tanıştım. Lisede katıldığım bir kompozisyon yarışmasında aldığım Türkiye 2.'liği ve Bölge 1.’liği nedeniyle Ankara’ya ödülümü almak üzere gittim. Kazanan yarışmacılar için düzenlenen gecede Koro dersinde öğrendiğim Beethoven’ın "Ich liebe dich“ liedi (şarkısı) ile birkaç halk müziği şarkısı söylemiştim. GAP Bölge Başkanı’nın sesimi opera sesine benzetmesi ve bana kendi koleksiyonundan Maria Callas CD’sini hediye etmesi tamamıyla tesadüf olamazdı. Liseyi bitirdikten sonra üniversite okumak için Ankara’ya Gazi Üniversitesi’ne gittim. Okul arkadaşlarımın tiyatroya ve operaya gitmeleri bende büyük bir ilgi uyandırmıştı. Daha önce opera ile ilgili bir şeyler duymuştum ve bana hediye edilen bir CD olduğunu hatırladım. Bu CD’yi 4 yıl sonra dinleyebilmiştim CD çalarım olmadığı için. İzlediğim operada sopranonun sesi beni çok etkilemiş ve opera eğitimi almam için bir vesile olmuştu. Adeta kaderimde olan bir şeydi opera. Opera CD’sinin hediye edilmesi, tiyatroya opera izlemeye gitmem her şey birbiri ardınca bir zincir gibiydi. Şu an benden feyz almış, etkilenmiş pek çok Kürt genci konservatuvarlarda opera bölümlerini okuyorlar, eğitim alıyorlar. Sevindirici bir durum benim için. 

Kürt kültürü ile operayı harmanlama çabalarınız var bir yanıyla. Kürt kültürünü opera ile buluşturmanın olanakları ve zorlukları nelerdir?  

Henüz yerleşmiş bir Klasik Batı Müziği yok kültürümüzde. Kürt Müziği büyük bir şans eseri korunmuş ve yüzyıllar boyunca günümüze kadar aktarılmıştır. Bunda en büyük etken Dengbêjlerimizin hikaye anlatıcılığı sayesinde olmuştur. Kürt müzisyenlerinin destanları, hikayeleri, öyküleri birbirlerine aktararak günümüze kadar korunarak zarar görmeden gelmesine yardımcı olmuştur.

Bir diğer unsur da, Kürtlerin yaşam alanlarıyla ilgilidir. Yani Kürtlerin yaşadıkları alanların dağlarla çevrili olması ve o kültüre zarar verecek diğer kültürlerden fazlasıyla etkilenmemiş olması ve kendisini koruyabilmesidir. Elbette içinde bulunduğumuz bu yüzyıla bakacak olursak, pek çok topluluk, medeniyet ve millet Kürtlerden etkilenmişlerdir. Opera, Batının geliştirmiş olduğu bir sanattır. Fakat elbette opera da yüzyıllar içinde Dengbêjlik geleneğinden etkilenmiş olabilir. Birbirine benzeyen yönleri vardır.

Kürt kültürünü opera ile birleştirme isteğim tamamıyla almış olduğum eğitimden kaynaklandı. Kürt kültürünün zengin olduğunu gördüm ve bu zenginliği Batı Müziği ile birleştirerek daha farklı bir boyuta taşımak istedim. Maalesef olanaklar çok az. Batı Müziği alanında gözle görülür çalışmalara sıklıkla rastlayamıyoruz. Bu alanda çalışmalar yapan besteciler olmasına rağmen Kürt operası üzerine herhangi bir çalışmanın olmadığını ya da yapılmadığını görüyoruz.

Elbette bestecilerin bu alandaki eksikliği gidermeleri için elimden geleni yapıyorum. Quartet, senfoni orkestrası ve Kürt operası için bestecilerle görüşüyorum. Birtakım bestecilerden Kürt halk şarkılarını orkestraya uyarlamaları için girişimlerde bulunuyorum. Kürt halk şarkıları operaya çok yakın. Hem sözlerin uyumu hem de müziğin zenginliği sebebiyle olumlu sonuçlar elde edebiliyorum.

Zorlukları ise fazlasıyla çaba göstermem, bestecilerle yaptığım birtakım görüşmelerden olumsuz cevaplar almam olabilir. Kürt müziğini siyasi bir öğe olarak görüp bunun üzerinde çalışma yapmak istememeleri beni çok üzüyor. İçinde aşk, sevgi, kahramanlık, ölüm, savaş olan bir kültürden bahsediyoruz burada. Elbette her kültürün müziğinde devrim, savaş, haksızlık, hukuk , isyan, soykırım üzerine şarkılar var. Bunlar tarihteki yaşanmışlıklardır. Kimi kez müzik bize tarih ile ilgili ipuçları verir. Müziğin, sanatın sınırı yoktur. Sınır olduğu sürece sanat olmaz. 

Opera metinlerinde ve Batı Klasik Müziği'nde Kürtler nasıl yer alıyor? Klasik oryantalist imgelerin dışında bir şeyler var mı?

Operada fazlasıyla Doğu, Türk, Kürt, Fars, Arap ve islami imgeler vardır. Her besteci bunlardan yararlanmış ve bu öğeleri operaya, Klasik Batı Müziğine taşımıştır. Türkler Viyana’yı kuşattığında Mozart bundan etkilenmiş ve Türk Marşı’nı bestelemiştir. Ortadoğu’nun gizemli dünyası hemen hemen her yazarı, her müzisyeni, besteciyi derinden etkilemiştir. Bu öğelerin tamamına “Turcheria“ diyoruz. Turcheria’nın Türklük ile bir alakası yoktur fakat bahsettiğim gibi "Doğu" kültürünün fazlaca olduğu Farslar, Araplar, Osmanlılar, Kürtler vs için kullanılan bir kavramdır. Fes, şalvar giyen, Müslüman halkı tanımlayan bir kavramdı Batı’da kullanılan. Mozart’ın, Rossini’nin pek çok operalarında bu öğeler kullanılmıştır. Mesela Mozart’ın Saray’dan Kız Kaçırma Operası, Zaide Operası ayrıca Rossini’nin 2. Muhammed, “İtalya’da bir Türk” operaları. 

Ermeni besteci Aram Khachaturyan’ın Gayane Balesi’nde Kürt Gençleri Dansı vardır. İtalyan besteci Roberto Picchi’nin bestelediği Danza Kurda (Kürt Dansı) eseri ve son olarak Alexander Tansman’ın Kürt Gecesi Operası Kürt’lerin yer aldığı, anlatıldığı, Kürt öğelerinin olduğu eserlerdir. Ayrıca Cemîla Celîl’in piyanosunu da unutmamak gerekir. Kürt piyanosunun Kraliçesidir. Kürt balesi de prenses Leyla Bedirxan ile anılmaktadır. 

Ayrıca Kürt müziği üzerine araştırmalar yapan pek çok kişi vardır. Tamamıyla bu araştırmaları kendi olanakları ile yapanlar var. Başta Nura Cewarî, Cemîla Celil, Zozan Osmanyan, Mazhar Xaleqi, Zeyneb Yaş, Seyda Goyan, Salih Kevirbirî, Mahmut Bayrak, Ahmet Aras ve sayamadığım diğer araştırmacılar Kürt kültürüne büyük katkılar sağlamaktadırlar. 

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabınızda paylaştığınız bir haber vardı. Alexandre Tansman'ın 1926 ila 1928 yılları arasında bestelediği "Kürt Gecesi" operasının orijinal kopyasına ulaşmıştınız. Bu operaya dair neler var elinizde? Bu Operanın önemi ve özelliği nedir? Bilinen bir kaydı var mı?

Alexandre Tansman 1897 yılında doğmuş Polonyalı Yahudi bir besteci ve piyanistti. Hayatı boyunca acı çekmiş ve sürgün edilmiştir. Polonya’dan Fransa’ya daha sonra Amerika’ya gitmiş ve tekrar Fransa’ya dönmüştür. 

Uzun bir süre önce Kürtler üzerine bestelenmiş Klasik Batı Müziği eserlerini araştırmaya başlamıştım. Herhangi bir opera, senfoni ya da bale eserleri olup olmadığını merak ediyordum. Böyle bir operanın bestelendiğini görünce çok heyecanlanmış ve ilk işim bunu araştırmak olmuştu.

Tansman’ın Paris’te yaşayan iki kızına ulaştım mail yoluyla. Daha sonra bana dönüş yaptıklarını görünce çok sevinmiş ve kendilerinden bu operanın notalarını istediğimi söylemiştim. Operanın el yazması notaları kendi evlerinde mevcut, Paris’e gidip onların fotoğraflarını çekebilmem için bana izin verebileceklerini söylemişlerdi fakat 3 perdelik ve 1 Prolog’dan oluşan bu operanın fotoğraflarını çekmek değildi niyetim. Notaların düzenli bir şekilde elimde olmasını istiyordum hem arşiv için hem de birtakım önemli tiyatrolara bu operanın temsil edilebilmesi için başvurularda bulunmak için. 

Bunun için aile harekete geçti ve operanın bir kopyasının bana gönderilmesi için dünyaca ünlü Eschig adlı müzik notaları yayımcısından rica edildi. Bu eser 1926 -1928 yılları arasında bestelenmiş ve yine Yahudi bir yazar olan Jean Richard Bloch’un “La Nuit Kurde” (Kürt Gecesi) adlı romanından konusu alınarak librettosu (sözleri) operaya uyarlanmıştır. Jean Richard Bloch’un Fransızca olan bu romanı İngilizce, Almanca ve Avesta yayınevinin “Kürdistan’da Bir Gece” adlı aynı romandan çevirileri mevcuttur. 

Bu opera, araştırmalarım çerçevesinde Kürtleri konu alan ilk opera olma özelliğini taşıyor şu ana kadar. 

Operadaki başlıca karakterler şunlardır: Evanthia (Katsantanes’ın kızı) dramatik soprano, Amine (Saad’ın karısı) mezzo-soprano, Adilé (Amine’nin hizmetçisi) soprano, Hélène (Katsantanès’in karısı) soprano, Saad, tenor, Katsantanès (Köşkteki aristokrat Kürt) bas, Selim (Kürtlerin Şefi) Bas, Nidham, tenor, Nouroulla, tenor, Bihraw tenor, Soumo, bas, Markos, tenor, Zomaïa, tenor, Khelpo, (Köşkteki bir aristokrat Kürt) tenor, Mirzo, (Genç bir Kürt erkek) kontralto, Le Soufi (Derviş), bas.

Alexander Tansman daha çok klasik gitar, piyano ve oda müziğine kazandırmış olduğu besteler üzerine tanınmıştır. Bu operanın temsil edilmesi için 1930’lu yıllarda bir girişim olmuş. Fakat operanın temsil edilmesi ve hazırlanması Nazi dönemine denk gelmesinden ötürü kötü bir sonla karşılaşılmış. Operanın orkestra notalarının Hannover Opera binasının yakılmasından ötürü yanmış olacağı iddia ediliyor Tansman ailesinin kızları tarafından. O nedenle bu opera henüz bir tiyatroda temsil edilmemiştir. 

Orijinal belgelerden yola çıkarak sahnelenme şansı var mı?

Sahnelenmesi için tiyatroların ve opera endüstrisinin bununla ilgilenmesi gerekir. Profesyonel bir iş gerektirdiğinden dolayı zahmetli ve ekonomik olarak tiyatroları zorlayacağını düşünüyorum. Fakat umutsuz değilim elbette. Sahnelenmesi için birtakım girişimlerde bulunmak gerekecek. 

Bu operanın özelliği bir Nasturi yani Keldani köyünde geçen bir aşiret reisi olan Saad’ın ve Keldani halkı arasında geçen olayları konu almaktadır. İki farklı din ve farklı topluluğun yaşadıkları aşk, mücadele, savaş üçgeninde olan hikayeyi anlatmaktadır.

Kürt kültürü, edebiyatı, müziği, dansları ile gerçekten çok zengin bir kültür. Klasik Batı Müziği eğitimi alan pek çok müzisyen olmasına rağmen şu ana kadar bestelenmiş çok az sayıda besteci ve bu alanda çalışmalar yapan çok az müzisyen vardır. Halk müziği formlarında pek çok eser var fakat bunların Batı Müziği formlarında (opera, senfoni , konçerto, oratoryo, kantat vs.) Kürtçe bestelenmiş fazla bir örnek görmüyoruz ne yazık ki.