Sayfa yolu
Niyazi Koyuncu ile “Muço Pa” üzerine…
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 13.06.2012 , 12:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34
Uzun süredir üzerinde çalıştığı albümünün çıkmasına kısa bir süre kalan Niyazi Koyuncu, soL’un sorularını yanıtladı.
Öncelikle müzikle ilişkinizden başlayalım isterseniz? Müziğe ilginiz ne zaman başladı?
Müziğe ilgim çocukluğumda başladı diyebilirim. Eskişehir’de üniversiteye başladıktan sonra bu ilgim artık daha profesyonel bir hal aldı. Üniversitede iyice artan müzik uğraşım şu anda hayatımın merkezi olmuş durumda diyebilirim. Müzik artık kendimi ifade etme şeklim olmuş durumda.
Karadenizin tüm ezgilerini dinliyoruz sizden, bu bağlamda müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Karadeniz müziği yapıyorum. Daha çok Karadeniz yöresindeki dillerin ezgilerini seslendiriyorum. Lazım, dolayısıyla Lazca şarkılar söylüyorum, Hemşince ve o yöredeki tüm dillerden şarkıları seslendiriyorum. Kısaca yöresel bir müzik yapıyorum, biraz da batı formatında…
Ağabeyiniz Kazım Koyuncu’nun müziğe başlamanızda etkisi oldu mu? Müzikle ilgilenmeniz için size birçok müzik CD’si verdiğini biliyoruz.
Her şeyden önce iyi bir müzik dinleyicisi olmamı istiyordu. Onun sayesinde bunu başardığımı düşünüyorum. Aramızda çok yaş farkı vardı. Gitar çaldığım dönemde yanında şarkı söyleyemezdim. Onun yanında utangaçlık vardı aslında.
Sonuçta ağabeyin Kazım Koyuncu’ydu ve onun karşısında onun şarkılarını söyleyemezdim. Kısaca utanırdım.
Şu anda gitmediğim, şarkı söylemediğim yer kalmadı ama ben hala ailemin karşısında şarkı söyleyemem.
Bir ağabey ve bir sanatçı olarak Kazım Koyuncu’yu nasıl tanımlıyorsunuz?
Öğretici tarafı çok fazlaydı O’nun. Benim açımdan Kazım Koyuncu öncelikle ağabeydi. Ağabeyim müzisyende olmayabilirdi. Her zaman bunu söylerdi, siyasal okuyordu, kaymakam da olabilirdi.

O zaman da yine bu kadar severdim ağabeyimi çünkü başlı başına bir insandı her şeyden önce.
Müthiş bir öğretici tarafı vardı ve çok iyi bir devrimciydi. Bunlar bir bütün olduğunda üstüne bir de onun müziği eklenince…
Benim için başka bir şeydi O…
Eskişehir’den İstanbul’a SeritanA adlı bir grup olarak geldiniz ve burada birçok sorunla karşılaştınız. İstanbul'da geçinmek için uzun süre sokak müziği ile uğraştınız. İstanbul’a gelişiniz ve ilk yıllarda karşılaştığınız sıkıntılardan biraz söz edebilir misiniz? İstanbul macerası zor mu başladı sizin için?
İstanbul müzik ve hayallerin şehri. Biz buraya her şeyden önce müzik yapmak için geldik. Daha fazla insana ulaşmak istedik. Arkadaşlarımızla geldik. Okulu bırakmak zorunda kaldım müzik yapmak için.
Sokak müziği yaptık İstanbul’da ve maddi gücümüzü sokak müziği ile kazandık. Barlarda insanların istediği müziği yapmaktansa, sokakta özgürce istediğimiz müziği yapıyorduk.
Grubumuz daha sonra kısa sürede dağıldı…
Uzun süredir bir albüm üzerinde çalışıyorsunuz. Şu anda albüm çalışmaları nasıl gidiyor?
Albüm çalışmalarımız kısa süre önce bitti. Şu anda beklemedeyiz. 10-15 gün içinde albümün çıkmasını bekliyoruz. “Muço pa” oldu. Lazcada “nasıl yapayım” anlamına geliyor.
İnsanlara ve kendime hayata dair birçok sorum vardı. Bu yüzden hem kendime hem de insanlara “nasıl yapayım” dedirtmek için bu adı koyduk albüme.
15 Haziran’da Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir konseriniz olacak? Burada yeni albümünüzden şarkılar da yer alacak mı?
Evet NHKM’deki konserde yeni albümden parçaları seslendireceğim. Yeni parçaları ilk kez seslendireceğim için oldukça da heyecanlıyım. Güzel bir gece geçireceğiz.
Türkiye’de gündemden hiç düşmeyen bir konu da iktidar ve sanat üzerinde kurduğu baskı. Sokak müziği yapmaktan tutun konserde söylediğiniz türkülere kadar her şey ceza olarak size dönebiliyor. Böyle bir ülkede müzisyen olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Zor ama inadına söylemek, inadına oynamak lazım. Şu anki başımızdaki insanların geçici olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sanatçıları, emekçileri her zaman ezmek isteyenler iktidardayken, biz inadına şarkılar söyleyeceğiz ve inadına onların istediklerini yapmayacağız.
Sistem buraya gidiyor diye biz böcek, çiçek demeyeceğiz. Biz onlardan korkmayacağız, çünkü şurası çok açık biz onlardan çok daha değerli insanlarız.
Onlar bizden korkuyorlar ve haklılar da korkmaktan. Karanlık bir dönemden geçerken “Muço pa” diyecek insanlar, Lazlar sıkıştığı anda “Muço pa” diyorlar, dinleyenler de öyle diyecek…
Röportaj: Ali Ufuk Arikan (soL)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.