Nâzım Hikmet Şişli'de de anıldı

Nâzım Hikmet 116. doğum yıl dönümünde Şişli Belediyesi ile Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın ortaklaşa düzenlediği bir etkinlikle dün akşam Cemil Candaş Kültür Merkezi'nde anıldı. Etkinlikte, önceden duyurulan inceleme-araştırma ödülünün verilmemesi dikkat çekti.
Haber Merkezi
Salı, 16 Ocak 2018 12:14

Nâzım Hikmet 116. doğum yıl dönümünde, Şişli Belediyesi ile Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın ortaklaşa düzenlediği bir etkinlikle dün akşam Cemil Candaş Kültür Merkezi'nde anıldı.

Etkinlikte izleyiciler Genco Erkal ile Tülay Günal’ı bir kez daha Nâzım Hikmet’in doğum gününde Nâzım’ın şiirleriyle izlemenin coşkusunu yaşadılar.

Etkinliğin konuşmacıları Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Genel Sekreteri Turgay Fişekçi ve Rus Türk İşadamları Derneği Başkanı Ali Galip Savaşır'dı.

Fişekçi, Ali Galip Savaşır’ın her yıl 3 Haziran’da Nâzım’ı Novodeyviçi’deki mezarının başında anma töreni düzenlediğini belirtti. Ali Galip Savaşır da, konuşmasında, bu anma törenine değindi.

ÖNCEDEN DUYURULAN ÖDÜL VERİLMEDİ

Etkinlikte, daha önce verileceği duyurulan ve etkinliğin afişinde de yer alan Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı İnceleme-Araştırma Ödülü'ne ilişkin hiçbir açıklama yapılmaması dikkat çekti. 

Afişte duyurulan ödül dün akşamki törende verilmedi

SONRADAN BİR AÇIKLAMA YAPILDI

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından, gün içerisinde yapılan açıklamada ise, inceleme-araştırma ödülüne dört araştırmanın başvurduğu, bu çalışmalardan hiçbirinin hedeflenen ölçütleri karşılamadığı belirtildi.

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'ndan yapılan açıklama şöyle:

"Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın, evrensel şairimiz Nâzım Hikmet üstüne yapılan çalışmaların desteklenmesi, sanatı ve mücadelesinin daha yakından tanınması, yaratıcılığının ayrıntılarının geniş kesimlerce anlaşılabilmesi için oluşturduğu inceleme-araştırma ödülüne bu yıl dört çalışma başvurmuştur. Başvuran inceleme sahiplerine teşekkür ediyoruz. 

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’ndan Hıfzı Topuz, Prof. Dr. Cevat Çapan, Turgay Fişekçi; Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Gülsoy, Doç. Dr. Zeynep Uysal; Kastamonu Üniversitesi Bilgi Belge Yönetimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hasan Keseroğlu ve Nilüfer Belediyesi Kültür Müdürü Güney Özkılınç’dan oluşan seçici kurul, gelen çalışmaları değerlendirmiş ve katılan araştırmaların hedeflenen ölçütleri karşılamadığı sonucuna varmıştır. 

Nâzım Hikmet adına konulmuş bu ödülün hak ettiği kapsam ve değerde araştırmalarla birlikte anılması gerektiğini düşünen seçiciler kurulunun kararında; çalışmaların dağınık yapılı ve akademik disiplinden uzak olması, inceledikleri konulara ilişkin eksiklikler içermesi, geniş görüşlülük ve çok yönlülük yerine öznel yaklaşımlara yönelinmesi, ana etkenler olmuştur."

ADAY ÇALIŞMALARIN İÇERİĞİ HAKKINDA BİLGİ VERİLMEDİ

Açıklamada Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın İnceleme-Araştırma Ödülü'ne iletilen dört çalışmanın içeriği hakkında herhangi bir bilgiye yer verilmedi.  

YKY VE ADAM YAYINLARI'NIN NÂZIM SANSÜRÜ İNCELENMİŞTİ 

Söz konusu dört çalışmadan sadece, çalışmalarını Nâzım Hikmet Kültür Merkezi bünyesinde sürdüren Nâzım Hikmet Kolektifi'nin üyesi Ulvi İçil'in Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'na ilettiği çalışmanın konusu ve içeriği biliniyor. 

Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi'nde Yetişkin Eğitimi Yüksek Lisans programında yüksek lisans tezini “Nâzım Hikmet'in dönüşümsel öğrenme süreci (1920-1963)” üzerine yazmakta olan Ulvi İçil'in çalışmasında, Nâzım Hikmet'in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim romanında, 1991 yılından itibaren önce Adam Yayınları (Editör Memet Fuat, Editör Yardımcısı Turgay Fişekçi), ardından 2002 yılından itibaren Yapı Kredi Yayınları (Editör Güven Turan) tarafından tam 25 yerde uygulanan sansürün bir dökümüne yer veriliyor ve bu sansürlerin romanda, sanatsal, edebi, ideolojik ve politik açılardan neden oldukları kayıplar inceleniyor. 

Romanda sansürlenmiş olan pasajlardan biri de, Nâzım'ı temsil eden Ahmet adındaki genç Türk komünisti ile sevgilisi Rus komünisti Anuşka arasında Rus, Türk ve Fransız burjuvalarına ilişkin olarak geçen diyalog: 

"Ama, yurt kokusu, yurt sevgisi, adamlara bağlılık... Adamlar dediğim zaman kimleri...

- Burjuvaları değil, anlıyorum.

- Onlar adam değil bana göre, ne Türk, ne Rus, ne Fransız, adam değil.

- Bana göre de öyle." 

"SINIFSALLIK SANSÜRLENDİ"

Ulvi İçil’in çalışmasında, Adam Yayınları ve YKY tarafından sansürlenen bu pasaja ilişkin şu değerlendirme yer alıyor:

“Açıktır ki, bu pasajda bir sınıfsallık sansürlenmektedir. Ancak, sınıfsallığın da ötesinde romandaki gençlerin Türk, Rus, Fransız uluslarının burjuva sınıflarına  karşı duyguları ve düşünceleridir burada sansürlenmekte olan. Bir sosyal sınıf olarak burjuvaziye karşı duydukları “antipati”ye yer vermiştir Nâzım burada. Bu sansürün sürdürülmesi Nâzım’ın romanında sermaye sınıfına karşı duygu ve düşüncelerin sansürlenmesi anlamına gelmektedir. Böylelikle yazar,  gençlerin burjuva sınıfına karşı antipatisini ifade edememiş, okura iletememiş olmaktadır. Bu da yazarın özgürlüğünü ortadan kaldıran bir durumdur.

“Nâzım’ın romanındaki sınıfsallığın üzerinin örtülmesi, ‘Türk, Rus, Fransız burjuvalar’ın Nâzım’ın romanından sökülüp atılması, gerçek yaşamda, Moskova’daki mezarı başındaki anılması süreçlerini de çağrıştırmaktadır.

“Romanda Türk ve Rus burjuvalarına ilişkin olarak gençlerin antipatisinin sansürlenmesi ile Türk ve Rus ‘işadamları’nın Nâzım’ın ölüm günü olan 3 Haziran’da, Novodeyviçi mezarlığında “baş köşeye yerleşmeleri” arasında mutlak bir bağ vardır.

“Romanın orijinalinde, Türk komünist Ahmet ile Rus komünist Anuşka’ya göre, ‘Türk ve Rus burjuvalar adam değildir’.

Türk komünist Ahmet ile Rus komünist Anuşka’nın burjuvalara yönelik antipatisi romanda sansürlenmelidir ki, gerçek yaşamda, her yıl 3 Haziran’da, Türk ve Rus burjuvalar uluslararası işçi sınıfının şairi Nâzım’ın mezarı başında baş köşeye yerleşebilsinler”.