Hep burada olacaksın Jak yoldaş!

1978'de aramızdan ayrılan ressam Jak İhmalyan'ın eserleri Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde sergileniyor. Sanat tarihçisi, eleştirmen ve küratör Fırat Arapoğlu, sergi vesilesiyle TKP'li sanatçı Jak İhmalyan'ı yazdı.
Fırat Arapoğlu
Pazartesi, 20 Mayıs 2019 13:14

“Ölümünü sildim kafamdan

Yaşamına imreniyorum

19 Eylül 1978 Moskova”

Fahri Erdinç

Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı, 15 Mayıs tarihinde “Hoş Geldin Kardeşim” başlıklı Jak İhmalyan Resim Sergisi’nin açılışını Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirdi. Serginin başlığı, Jak İhmalyan’ın ölümünden on beş yıl sonra 1993’te Metin Deniz girişiminde Galeri MD’de gerçekleştirilen sergi için Abidin Dino’nun kaleme aldığı, bu sergiye yetişmeyip de, sonradan Mayda Saris’in hazırladığı “Jak İhmalyan: Sürgünde Bir Ressam” kitabında yer alan “Hoş Geldin Memleketine Jak veya Anadan Doğma İstanbullu” yazısından ilhamla verilmiş ve TKP’li Jak yoldaşın çalışmaları tekrar İstanbul’da.

1922 doğumlu Jak İhmalyan, naif bir ressam olan babası Garbis İhmalyan’dan etkilenerek resme başladı ve sonra Abidin Dino’yla çalışmalarını sürdürdü. Ressam 1939’da TKP üyesi oldu. 1942 yılında İDGSA Resim Bölümü’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesine giren İhmalyan, aynı üniversitede öğrenciyken TKP üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. 1946’da ise bu kez Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi davasından dolayı üç yıl hapis cezası aldı. İhmalyan Harbiye Askeri Cezaevi’nde Aziz Nesin’le tanışmıştı ve Nesin’in edebiyatçı Vartan İhmalyan ve Jak İhmalyan kardeşlerle ilgili Sansaryan Han’daki Emniyet Müdürlüğü’nde aldığı şu notlarını bu vesileyle anımsayalım: “Polisler en çok bu iki kardeşe kızarlardı; hem de iki kez kızarlardı, bir komünist oldukları için, üstelik bir de Ermeni oldukları için…”  Solculuğun zaten zor olduğu koşullarda ve Sabahattin Ali’nin katledildiği ve Nazım Hikmet’in yurtdışına çıkmak zorunda kaldığı bir iklimde ilerici aydınlar baskı altındaydı. Jak İhmalyan ise hem Ermeni hem solcu olmakla yasa uygulayanların gözünde iki kez suçlu görünüyordu.

(Masa başında, kağıt üzerine çini mürekkebi, 1973)

8 Mart 1948 tarihli Akşam Gazetesi’ndeki “Komünistlerin Muhakemesi” haberinde Jak İhmalyan’ın tutuklu olarak yargılanan isimler arasında yer aldığı görülüyor ve komünistler davanın açık olmasını talep etmelerine rağmen, savcının “memleketin emniyet ve asayişi bakımından duruşmanın gizli olarak yapılmasını istemesi” düzenin her zamanki korkaklığını gösteriyor, zira “komünistler görüşlerini ve niyetlerini gizlemeye tenezzül etmezler.”  Bu davada mahkumiyet alan Hayk Açıkgöz ve Jak İhmalyan 1949 yılında Beyrut’a ve Cenova’ya geçtiler ve Varşova’ya geçme arzusu peşinde vize probleminden dolayı Viyana’da kalmak zorunda olduklarında Zekeriya Sertel’le irtibata girdiler. 1955 yılında bu vize problemini çözen Nazım Hikmet’e Budapeşte’de ulaştılar.

Recep Bilginer, 1980 yılı Eylül ayında Moskova’da Vera Tulyakova Hikmet ile buluştuğunda Jak İhmalyan’dan bahis açıldığını ve o zamanlar Gorki Caddesi’nde bir galeride işlerinin sergilendiğini aktarıyor. 1983 yılında İhmalyan’ın Ankara ve İstanbul’da sergileri gerçekleştirildi ve 1985 yılında Türkkaya Ataöv’ün çabalarıyla İstanbul’da geniş ölçekli bir sergi açıldı. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin açılmasının beklendiği bir aşamada, küçük bir notu hatırlamakta fayda var. 2009 yılında Prof. Yıldız Sertel, Jak İhmalyan’ın babası Zekeriya Sertel’e armağan ettiği 100x71 cm boyutlarındaki Nazım Hikmet desenini MSGSÜ Resim ve Heykel Müzesi’ne bağışlamıştı. İhmalyan’ın deseni “Koca Nazım’la Aynı Derecede Sevdiğimiz ve Saydığımız Büyük ve Gerçek Dostumuz Zekeriya Sertel’e! 1968” notunu yaşıyor. Ressamın 2013 yılında Yunan Konsolosluğu Sismanoglio Megaro binasında açılan sergisine Mayda Saris’in hazırladığı “Jak İhmalyan: Sürgünde Bir Ressam” kitabı eşlik etmiş ve Ara Güler tarafından 1970’lerde çektiği fotoğrafları da sunulmuştu.

(Balıkçılar, pirinç kağıdı üzeri çini mürekkebi, 1968)

1974’te Sovyet Ressamlar Birliği’ne üye olan İhmalyan’ın resimlerindeki çizgi kullanımı karikatür sanatındaki minimum çizgisellik, kaligrafik hatlar ve Uzakdoğu mürekkep stilinin bileşimine sahiptir ve çizgiyi kullanımındaki Abidin Dino etkisi gayet açık görülür. Öte yandan renk kullanımında kontur alanlarının monokrom (tek renkli) uygulanışı, onu Matisse başta olmak üzere Fovizm akımının stiline dahil etmektedir. Çizgiyi Pablo Picasso gibi parçalamaz İhmalyan, ama figürlerin boyanmasındaki stili Picasso’nun 1930’lardaki üretimlerinden etkiler taşımaktadır. 

Resimlerinin konuları arasında ağırlıklı olarak sosyalist ve toplumcu gerçekçi bir ressam olarak yoksulluğun açıkça görüldüğü, ama kararlı ifadelere sahip Anadolu insanı yer almaktadır. Jak İhmalyan Anadolu ve İstanbul’u ustaca gözlemlemiştir ve yaşamını yurtdışında geçirmek zorunda kalsa da bu gözlemlerini belleğinden asla silmediği görülecektir. Abidin Dino bu olguyu şu şekilde açıklıyor: “Bir zamanlar Jak’la az mı dolaştık Haliç kıyılarında! Oralarda rastladığı insanları ustalıkla çiziyordu peşpeşe. Defterler dolusu insan topluyordu Jak. Şimdi düşünüyorum da, belki içine doğmuştu ayrılık da bir ömür boyu yetecek kadar imge biriktiriyordu, ne olur ne olmaz.” Bu insanların gözlerinde geleceğin eşit dünyasının ışıltısı görülmektedir.

İhmalyan’ın ilk katıldığı sergi Abidin Dino, Nuri İyem gibi isimlerle birlikte yer aldığı “Liman” sergisiydi. Açılışını balıkçılar birliğinden bir balıkçının iş elbisesi, çizmeleri ve muşambasıyla gelip, kurdelayı keserek yaptığı sergi, ressamların solculuğu ve resimlerin konuları nedeniyle sonrasında polis tarafından kapatılmıştı. Çünkü konu, halktı. İşte bu halk, İhmalyan’ın resimlerinde sevgiyle çizilmişti; özüyle, ikincil ayrıntılara takılmadan ve sadece yalın bir biçimde işlenerek. Böylece sanatçı toplumsal yaşamdan konuların içinde insan ve çevre konusunu sosyalist bir düzlemle işlemiştir, yani resmedilen insan değil, insanlararası ilişkiler, yani sınıf savaşımıdır. Nitekim İhmalyan’ın çizimlerinin sadece resim sergilerinde kalmayıp, örneğin Yaşar Kemal’in “Tek Kanatlı Bir Kuş” romanında olduğu gibi edebiyat eserlerinin kapaklarına taşınmasının nedeni de budur.

Basın bülteninde Jak İhmalyan’ın TKP üyesi bir komünist olduğundan bahsedilmemesi göze çarpıyor. 1948’de tutuklama davalarının halka açık görülmesi talebi gibi, bu açık ve net bilgi eksikliğini tamamlamak gerekiyor: İhmalyan TKP’nin önemli bir değeridir. Son söz ise Abidin Dino’nun olsun: “Resimlerin artık İstanbul'da. Hoş geldin sefa geldin memleketine, düşlerimizin başkenti İstanbul'a.” Sen hep burada olacaksın Jak Yoldaş!

(Nâzım Hikmet, karton üzerine yağlıboya, 1967)