Türkiye, ‘mistik’ çeyrek finalde!

Pazartesi, 16 Haziran 2008 14:24

Türkiye, Euro 2008 eleme grubundaki rakiplerinden Çek Cumhuriyeti'yle oynadığı kader maçında, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir mucizeyi gerçekleştirerek çeyrek finale adını yazdırdı. Bu turda rakip Hırvatistan...

HABER MERKEZİ Euro 2008 kupa maçlarında dün son eleme turu maçını oynayan Türk Milli Takımı, Çek Cumhuriyeti'ni 3-2 yenerek çeyrek finale yükseldi. Türkiye-Hırvatistan çeyrek final karşılaşması 20 Haziran Cuma günü yapılacak.

Olmaz olmaz deme...

Maçın 62. dakikasında, Plasil'in attığı ikinci golden sonra, muhtemelen, bütün gazetelerin spor manşetleri yazılmaya, elenmeye veryansın edilmeye başlanmıştı. Bu da çok doğaldı, çünkü o dakikaya kadar, sahada Türkiye adına bir futbol mücadelesinden söz edilemezdi. Ve karşı karşıya kalınan skor, sahadaki oyuna bakıldığında, artacak bir farkın habercisiydi ancak. Yorumcular, Çek takımının Milan Baroş'u ne zaman oyuna alacağı ve bu futbolcunun, tedbiri elden bırakarak öne çıkacak millî takımın başına ne işler açacağının hesabına girişmişlerdi. Aslında, Çek Cumhuriyeti Teknik Direktörü Carel Brückner'in bu hamleyi yapmamasının da, Türkiye'nin birdenbire farklı bir oyun kimliğine bürünmesinin de nedeni aynıydı: "Her şey bitti!"

Çarşamba günü İsviçre, dün gece Çek Cumhuriyeti karşısında, sınırlı zaman içinde yenilgiden galibiyete götüren bir değişimi "inanmaya, mücadeleyi son ana kadar bırakmamaya, yenilgiyi kabul etmemeye" bağlamak türünden yorumlar, bu faktörlerin neden 90 dakika boyunca iş görmediğini açıklayamıyordu. O halde, iki şık vardı: Ya, Ahmet Çakar'ın, "bu mistik bir olay" tanımlaması akla yatkındı, ya da, bu fark, bir teknik direktör egosunun ezildiği anlarda gerçekleri kabul etmesiyle ortaya çıkıyordu. Başka bir deyişle, Çek Cumhuriyeti'nin "her şey bitti" rehavetine, Fatih Terim'in "tamam, yerinizde oynayın" kabullenmesinin eklenmesiyle.

Hamit yerine geçince...

Bir tek oyuncunun, Hamit Altıntop'un olması gereken ve turnuvanın başından beri inatla oynatılmadığı yerine kısa bir süre geçişi, aklını çeyrek final hesaplarına takmış olan Çek Cumhuriyeti'ni sarsıverdi.

Tek başına sahadaki 11'in bir futbol takımı olduğuna inanılması için çabalayan Arda'nın, 75. dakikadaki golüne, kendisinden beklenmeyen bir şekilde kalesini açan Cech, dünyanın en iyi birkaç kalecisi olarak herkesi şaşkınlığa sürükleyen bir hatayı da 87. dakikada yapıverdi. Hatanın yapıldığı noktada da Nihat'ın bitivermesi, gerçekten "mistik" bir denk gelişti. Ve 92. Dakikada Çek defansının ofsayt duraklaması, Nihat'ın şutunun üst kale direğinin beş santim üstüne değil de tam içine vurması, Türkiye'yi çeyrek finale taşıdı...

Duyulan güvenin dozu öyle artmıştı ki, uzatma dakikalarında Volkan'ın, akıl değil duygu takımı olduğumuzu ispatlayan hareketi sonucu atılmasıyla kaleye geçen Tuncay'la, iş penaltılara kalsa, o saatten sonra, Cech'in korduğu kalenin daha çok gol göreceği bile konuşulur olmuştu... Maç sonu röportajlarında, "turnuvanın en kötü takımıyız" söylemi unutuluvermiş, "bizi yenecek takım yok" noktasına gelinivermişti...

Şimdi Türkiye'yi, Hırvatistan karşısında yeniden teknik direktör ilginçliğiyle yaşanacak sıkıntılı bir başlangıç ve sonrasında "şahlanma" görüntüsü yaratan bir kabulleniş maçı mı bekliyor, göreceğiz...