Sayfa yolu
İftira, yalan, çarpıtma…
Yayın Tarihi: 08.10.2009 , 09:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Zaman gazetesi, habercilik etiği açısından düşünüldüğünde utanılacak bir arşive sahip. Sadece yakın zamana dahi bakıldığında, Zaman’ın sık sık yalanlara, iftiralara, çarpıtmalara, haksız ithamlara, dayanaksız iddialara başvurduğu görülüyor.
Daha bir hafta önce, 30 Eylül günü Zaman gazetesi, TKP’li öğrencileri “şehir eşkıyası” olarak göstermeye çalışmıştı. Zaman “parasız eğitim” eylemi için bir araçla gezerek gece duvarlara yazı yazan TKP’lilerin, sivil polislerle kafa tokuşturan ve sarhoş olduğu açıkça görülen bir şahsın tanıklığıyla gözaltına alınmalarını haberleştirirken, TKP’lilerin “araçtan silah sıktıklarını” yazdı. Ne söz konusu yerde, ne de araçta hiçbir silaha rastlanmamıştı.
TKP’ye büyük yalan tekzip edildi
Hatırlanacağı üzere geçen sene Aralık ayında Selimiye Kışlası’na havan topuyla saldırı düzenlenmiş, top mermileri hedefi bulamasa da konu gündeme oturmuştu. Zaman, “Havan saldırısını parmak izi çözdü” başlıklı haberinde parmak izi tespiti sonucu faillerin 3 TKP’li olduğunu yazdı. Elbette haber hiçbir kanıta veya şüpheye dayanmıyordu ve Zaman, TKP’nin açtığı davayı kazanması sonucu bu haberle ilgili düzeltme yayınlamak zorunda kaldı. Bu işlerin inceliklerini de bilen Zaman, ciddi hukuki yollara başvurulmasının önüne geçmek için TKP yazmış, fakat TKP’nin açılımı olan Türkiye Komünist Partisi’ni yazmamıştı.
Zaman, 2008 1 Mayıs’ının ertesi günü yaptığı haberde, göstericileri bilindik ifadelerle teröristlikle suçlarken, “Valilik konutuna doğru yürümek isteyen Türkiye Komünist Partisi üyesi göstericiler, Nişantaşı sokaklarını savaş alanına çevirdi. Taksim'e çıkamayan bu gruplar, yanlarında getirdikleri taşlarla Vali Konağı Caddesi'nde polise saldırdı” demişti. Ancak bu iddianın hiçbir gerçekliği yoktu. Zaman’ın aynı haberdeki alt başlıklarından biri de “DHKP-C Tunceli’den adam getirdi” idi.
Bir dönem Başbakan Erdoğan’ın şehit cenazelerinde birçok ölü askerin ailesi tarafından protesto edilmesi üzerine Zaman, bu protestoların Atatürkçü Düşünce Derneği ve İşçi Partisi tarafından “hükümete yönelik düzenlenmiş komplo ve darbe girişimlerinin parçası, planlı eylemler” olduğunu yazmıştı.
Her halükârda AKP’cilik için ne gerekiyorsa…
Zaman, iktidarı ve arkasındaki güçleri korumak için de habercilik etiğinden tamamen uzaklaşmakta hiçbir beis görmüyor. Amsterdam’da THY uçağı düşünce THY’ye sahip çıkan Zaman, Konya’daki kaçak Kuran kursu binasının yıkılması olayında cemaat ve hükümeti, müzisyen Burhan Şeşen’in oğlu Serhan Şeşen’in ölümü olayında ihmalleri ifşa edilen Özel Sema Hastanesi’ni, Ankara’da yılbaşı gecesi yedi gencin doğalgaz zehirlenmesi nedeniyle ölmesi olayında doğalgaz kurumunu, sel felaketi sırasında da hükümet ve yerel yönetimleri savunmuştu.
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın yargılanmaları kararı verince sadece Adalet Bakanlığı’nın soruşturmasının değil, Zaman’ın saldırılarının da hedefi olmuştu. Zaman gazetesi Kaçmaz’ı “gizlilik kararı bulunan” soruşturmayı deşifre etmekle itham etmiş, fakat kendi yaptığı haberde Kaçmaz’a karşı yer, zaman ve kişi isimleriyle oldukça ayrıntılı bilgiler vermişti. Zaman’ın soruşturmanın ayrıntılarına nasıl ulaştığı bilinmiyor. Haberde Zaman’ın Kaçmaz’a yönelttiği suçlamalar “dinlenen şüpheliyi telefonla uyardığı”, “mesai saatinde Bodrum’da tatil yaptığı”, “gazetecilere haber servis ettiği” ve “resmi evrakta sahtecilik yaptığı” iddialarını içeriyordu.
Zaman, bu senenin Mayıs ayında, Kuvvayı Milliye 1919 Derneği’nin Meclis önünde basın açıklaması yapmayı planlayıp sonradan vazgeçmesini “TBMM’yi basma planı suya düşmüş” haberiyle vermişti. İşine gelmeyen her eylemi, basın açıklamasını ve toplantıyı “yasadışı” olarak niteleyen Zaman, meclis basma planına dair kanıtların olup olmadığı bir yana, böyle bir grubun TBMM’yi nasıl basabileceğini dahi açıklamamıştı.
Geçen sene Kasım ayında Alevi örgütlerinin AKP’ye karşı Ankara’da düzenledikleri ve olaysız fakat çok kitlesel ve etkili geçen miting öncesinde Zaman gazetesi, günlerce “özel haber” yaparak “mitingde provokasyon beklendiğini” iddia etti. Sonuçta hiçbir şey olmadan mitingler yapılırken, 9 Kasım’daki Alevi mitinginin çok kalabalık olması, bunu hisseden iktidarın Zaman’ın yalan haberleriyle insanları mitinge gitmekten vazgeçirmeye çalıştığı izlenimi doğurdu. Zaman bu haberlerinde o kadar ileriye gitti ki, “Sivas ve Gazi’yi planlayan eller, yeni oyun peşinde” başlığıyla verdiği haberin spotunda “Alevi Birlikleri Federasyonu adıyla örgütlenen bazı gruplar, hafta içinde eylem çağrısı yaptı” dedi.
Yaftalayarak hakaret etmek, hakaret ederken hedef göstermek de Zaman’ın becerilerinden birisi. 30 Temmuz 2008 tarihli yazısında Ali Bulaç, Güngören patlamasından habersiz olarak Metallica konserine gidenler hakkında şunları yazmıştı: “Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler tepindiler kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar.”
Sivas ve Maraş katliamları…
Zaman, Sivas katliamıyla ilgili yaptığı haberde “Sivas katliamı” ifadesi yerine “Madımak olayları” adını kullanmış, yine bir haberinde “olaylar sırasında yangın çıkan Madımak Oteli” demişti. Yine Zaman’ın kullandığı “Madımak provokasyonu” nitelemesi ise, katliamı yapan gericilerin “Aziz Nesin’in gelmesi provokasyondu” iddiasına benzer bir anlam çıkartılabilecek bir ifade.
Maraş katliamında ise Zaman yıllardır tek haber kaynağı olarak “tanık” ya da “BBP üyesi” sıfatıyla Ökkeş Şendiller’i konuşturuyor. Oysa Şendiller, Maraş katliamı davasının sanıklarından birisi, yani bizzat saldırgan.
Zaman gazetesi, insanlardan aldığı görüşleri çarpıtmaktan da sakınmıyor. Zaman, Mihri Belli’nin bir röportajını çarpıtarak Doğu Perinçek’i karalamaya çalışmış, daha sonradan istediği yanıtları alamayınca röportajı çarpıttığı açığa çıkmıştı.
Misyon sahibi bir gazete olan Zaman için Ergenekon süreci kilit önem taşıyor. Zaman, çeşitli defalar Ergenekon’un medya ayağı da olduğunu, medyadaki Ergenekoncular’ın açığa çıkarılması gerektiğini söyledi. Aynı gazete, “Ergenekonculuk” sıfatını çok sık kullanıyor. “Yaftalamaktan uzak durun” diyen Zaman’ın en sevdiği yaftalardan birisi, yersiz ve zamansız bile olsa başvurduğu Ergenekoncu nitelemesi.
“İllegal örgüt yuvası”
Zaman gazetesi, Halkevleri hakkında iki haberinde “illegal örgüt yuvası” iddiasında bulunmuştu. Herkesin bildiği gibi illegal olmayan Halkevleri, bir yandan “Evet örgütüz, halkın örgütüyüz” diyerek örgüt sözcüğü etrafında yaratılmak istenen kötü anlama karşı çıkarken, bir yandan da Zaman’ın haberini mahkemeye taşıdı. Geçtiğimiz ay mahkeme Zaman’ı suçlu buldu ve tekzip yayınlayıp tazminat ödemeye mahkum etti.
Zaman, bu Mayıs ayındaki yaptığı “Emperyalizm karşıtları acıkınca soluğu McDonalds’da aldı” başlıklı haberinde, şehir dışından Ankara’ya otobüsle gelmekte olan eylemcilerin, mola verdikleri yerde bir McDonalds şubesi de olmasından hareketle “soluğu McDonalds’da aldıklarını” ve “chicken burgerleri iştahla yediklerini” yazmıştı.
İşçi düşmanlığı
Zaman gazetesi, işçi mücadelelerine karşı takındığı hasmane tavırla da biliniyor. İftiralardan ve karalamalardan çekinmeyen Zaman, 2007 yılında Türk Telekom işçilerinin grevini “sabotaj” olarak nitelemişti. Söz konusu haber-yorumda “mezkur bazı çevrelerin Türkiye ekonomisini grevlerle sabote edebileceği” belirtilerek, “bu meyanda ideolojik bağnazlık içindeki bazı sendikaların da plana alet olabileceğini” öne sürmüştü. Haberde “Verilen bilgilere göre Telekom tarihinde aynı anda bu şekilde en fazla 5 arıza yaşanmışken, önceki gece 3 saat içinde 13 yerde vuku bulan bu olay sabotaj değil de nedir” denilmişti.
Zaman’ın iftira ve çarpıtmalarının hedefine girenlerden birisi de Deniz Gezmiş oldu. 1969 yılında Deniz Gezmiş tutuklanmalarından birisinde, “Gezmiş’i adliyeye götüren jandarma ekibi arasındaki” bir kişinin “Rektörlüğün yanı başında silah deposu bulduk, muhtemelen öğrencilerindi” sözlerini Zaman gazetesi “Şok ifşaat” başlığıyla vermişti.
Zaman, bu defa “İnanılmaz ifşaat” başlığıyla verdiği bir başka haberde, Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i idama gönderen mahkemenin savcı yardımcısı Baki Tuğ’un sözlerine dayanarak, “9 Mart 1971’de komünist ihtilal olsaydı 3 milyona yakın insanın katledileceğini” öne sürmüştü.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.