'Suriyeli mülteciler Alevi doktorlara tahammül edemiyor'

Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Selim Matkap, Hatay’daki hastanelerin son durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Çarşamba, 12 Eylül 2012 11:30

ÖSO’luların kaçak hastanesi ve 7 saat boyunca düşük yapmış halde sıra bekleyen annenin yaşadıklarının ardından Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Selim Matkap’la hastanelerdeki son durumu konuştuk.

“Kalp krizi geçiren hastaya bakılmadı iddiası var ama”

Öncelikle sormak istediğimiz soru acillerde yaşanan sorunlar. Burada Suriyelilere tanınan öncelik sıklıkla dile getiriliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Ülkemize gelen insanlar genelde yaralılar oluyor ve onların tedavisi acil müdahaleyi gerektiriyor. Bütün krizin çıktığı aciller yoğun çatışma sonrası kilitleniyor.

Suriye’de yaralananlar Reyhanlı, Antakya Devlet Hastanesi ve Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk ediliyor. Burada Antakyalılar aynı anda acile başvurduğunda başka yere yönlendirilebiliyorlar. Bu da aşırı hassaslaşan Hataylılarda tepkiye neden oluyor.

Tıbbi uygulamalarda iki acil durum arasında yerli acil-dışarıdan gelmiş bir acil ayrımı yapılmaz, burada hayati tehlikesi en acil olan alınır.

Buna karşın birçok söylenti var Hataylı acil hastalara bakılmadığı yönünde. Bir ailenin kalp krizi geçiren yakınına bakılmadığı ve o kişinin öldüğü yönünde iddia var ama teyit edilemedi. (Röportajın ardından soL’un tespit ettiği bir acil krizi)

“Öncelikli olarak Suriyelilerin işi görülsün”

Hastanelerin tüm bölümlerinde durum böyle mi?
Ayakta teşhis tedavi kısmında idarenin “öncelikli olarak Suriyelilerin işi görülsün” dediğini biliyorum. Bu idarenin ve hükümetin özel bir tavrı, herkesçe bilinen ama sözde gizli tutulan bir gerçek.

“Suriyeli mülteciler Alevi doktorlara tahammül edemiyor”

Suriye’de girdikleri çatışmaların ardından Antakya’ya getirilen ve buradaki tedavileri sırasında Alevi doktor istemediklerini söyleyen Suriyelilerin olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Burada yetkililerin söylediği gibi “doğru değildir”, “kim kime söylemiş” demenin bir anlamı var mı? Antakya’da doktorlara bu söylenmedi demenin hiçbir anlamı yok. Daha yakın zamanda mülteci çocuklarının “Esad devrildikten sonra oradaki Alevileri öldüreceğiz” dediğini biliyoruz. Bunun dışında postanede kafası kesilerek çatıdan aşağı atılan Alevileri de biliyoruz.

Bir ayrımcılık kesinlikle var. Oradan gelen Suriyeli mülteciler Alevi doktorlara tahammül edemiyor çünkü onlar zaten Alevilere tahammül edemiyor.

Bugüne kadar bana bir doktor “böyle bir durumla karşılaştım” demedi ama kapının önünde iki Suriyelinin Alevi doktor istemediği şeklindeki konuşmasını kulaklarımla duydum. Hatta daha sonra bu insanları tedavi de ettim ama bana Alevi misin diye soru sormadılar.

“Sağlık çalışanlarında duygusal anlamda sorun var”

Burada sağlık emekçilerinin yaşadığı ve size aktardıkları öncelikli sorunları neler?
Öncelikle çok yoğun çalışıyorlar temel sıkıntı bu. Bunun dışında bir de psikolojik olarak bir sıkıntı var. Özellikle Alevi doktorların sıkıntı yaşadıklarını biliyorum. “Alevileri kıtır kıtır keseceğiz” diyen ve bunu da yapan insanları tedavi ediyorlar bu durumda da duygusal olarak iyi olmamaları son derece normal. Buna karşın şu eki yapmam gerekiyor, burada tüm doktorlar büyük bir özveri ile tedavileri gerçekleştiriyorlar bunun için takdir edilmeleri gerekiyor.

Kimi hastaneler Suriyelilerin özel alan ayırdığını biliyorum. Üniversite hastanesi ayrı bir binayı Suriyelilere ayırmak istedi ancak o projeden vazgeçtiklerini biliyorum.

“Kaçak hastaneleri önce inkâr ediyorlar sonra göz yumuyorlar”

soL Portal ekibi olarak sıkça konuşulan kent merkezindeki kaçak hastanelerden birini tespit ettik. Kent merkezinde tedavinin yapıldığı bu kaçak binalar için neler söylemek istersiniz?
Türkiye’de hekimlik yapabilmenin kuralları ve koşulları var. İyi derecede Türkçe bilmek, YÖK’ten denklik almak ve Sağlık Bakanlığı’ndan onay almak. Bu koşullar sağlanmadan sağlık hizmeti sunmak mümkün değil. Sözünü ettiğiniz türden çok sayıda yer olduğu duyumları aldım. Ameliyat dışındaki sağlık hizmetlerinin verildiği bu yerlerle ilgili sağlık müdürlüğü yetkililerinden bilgi istedim ama bir cevap alamadım. İnkâr ediyorlar daha sonra göz yumuyorlar, durum bu…

“Ambülânslarla silah taşınmadığı ispat edilmeli, taşındığı değil”

Hatay’da çok konuşulan söylentilerden birisi de ambülânslarla militan ve silah taşındığı söylentileri. Ciddi kaynaklardan böyle bilgiler aldınız mı?
Bu konudaki en ciddi kaynak bir ülkenin Başbakanıdır. O da yaptığı konuşmada açıkça Özgür Suriye Ordusu’na destek verdiklerini söylüyor. Bunu herhalde sırtını sıvazlayarak yapmıyor, bu insanlara silah yardımı yapıyor. Bunu da yapabileceği yöntemlerden birisi ambülânsları kullanmak. Bence burada öncelik taşınmadığının ispatı olmalı, taşındığının değil. Ambülânslarla silah taşınmadığı ispat edilmeli, taşındığı değil.

“Çatışmalar öncesi ve sonrası Hatay arasında büyük farklar var”

Çatışma süreci öncesi Hatay ile şuan ki Hatay arasında nasıl farklar var?
Burada öncelikle büyük oranda tedirginlik var. Bunun birinci nedeni güven ortamının bozulmasıdır.
“Bana lokantayı göster”, “hangi dolmuş şoförü parasını alamamış” sözleri dolanıyor yetkililerin ağızlarında. Burada insanların kaygısı göz ardı ediliyor. Türkiye Suriye’de dışarıdan çıkartılmış iç karışıklıkta bir taraftır. Burada Türkiye Selefilerin, Müslüman Kardeşlerin, Sunnilerin tarafında yer almış durumdadır. Hatay’da Suriyelilerle akrabalık bağları olan Alevilerin, Ermenilerin, Arapların kendlierini güvende hissetmeleri mümkün mü? Burada insanlar Taliban, El Kaide kılıklı insanların gezdiğini bilirken, Hatay halkı rahat uyuyabilir mi? Tamam lokantada para verilmediği yalan olsun, peki buraya yerleştirildikleri yalan mı? Bıyıksız sakallı insanların gezdiği yalan mı? Soruyoruz neden bu insanlar böyle sakallarla dolaşıyor diye, cevap sakalını kesecek zamanı yok diyor. Peki, bıyığını ne zaman kesiyor bu insanlar.

“Başımızı kuma gömemeyiz”
Biz başımızı kuma gömemeyiz daha fazla, burada açık bir sorun var ve bu sorunun çözülmesi gerekiyor. 10 bin kişi toplanıyoruz Hatay’da hiçbiri Hataylı değil bunlar diyorlar…

Benim 15 yaşında bir kızım var burada yaşayacak. Buranın dokusunun bozulmasına müdahale etmeyeceğiz. Biz burada eskisi gibi yaşamak istiyoruz. Burada kimsenin birbiriyle derdi yok, elinde silahla olan insanlarla sorunumuz var ve rahatsızlığımız bu…

(soL – Hatay)