Muratbey Mahallesi sakinleri: 'Zehir saçan fabrikayı çalıştıranlar hesap verecek'

İstanbul Büyükçekmece Muratbey Mahallesi’nde halkın faaliyetlerine son verilmesi için mücadele ettiği kaçak asfalt fabrikasında çalışmalar durdu. Muratbey halkı bir buçuk yıldır çevreye, tarım arazilerine ve insanlara zehir saçan fabrikayı çalıştıran ve çalışmasına göz yumanlardan hesap soracaklarını söylüyor.
Pazar, 30 Eylül 2012 14:12

Toplumcu Mühendis ve Mimar Meclisi ile İstanbul Büyükçekmece Muratbey Mahallesi halkı yaklaşık bir buçuk yıldır mahallede kaçak olarak faaliyette bulunan asfalt fabrikası ile ilgili olarak dün mahalle kahvesinde bir etkinlik düzenledi. Mahallelinin yoğun bir katılım gösterdiği ve asfalt fabrikası kapanırken sonrasına ilişkin neler yapılacağının tartışıldığı etkinliğe, Toplumcu Mühendis ve Mimar Meclisi’nden ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden mühendisler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden bir doktor, Adalet İçin Hukukçular’dan bir avukat ve TKP Avcılar örgütünden temsilciler katıldı.

Fabrika 3 kez mühürlendi ama çalışmaya devam etti
2011 yılının bahar aylarında 2. Sınıf İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile çalışmaya başlayan, ancak mahallelinin şikayetleri üzerine 1. sınıf işler kapsamında olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce tespit edilen ve üç defa mühürlenen asfalt fabrikası geçen pazartesi gününe kadar kısa süreli duraklamalar haricinde çalışmaya devam etti. Ramazan ayı içerisinde Büyükçekmece İlçe Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün Muratbey Mahallesi’nde verdiği iftar yemeğinde mahallelinin “Mahalleyi zehirledin, şimdi yemek mi veriyorsun…” diye Belediye Başkanı’nı protesto etmesi ve bunun üzerine CHP’li Belediye Başkanı’nın “Susun Lan! Duble yollar bitince değerini anlayacaksınız, bu fabrika öyle ya da böyle çalışacak” diye kaçak fabrikayı savunması ve halkı tehdit etmesi ile konu Türkiye gündemine de taşınmıştı. Hasan Akgün “Ne derseniz deyin. Bu devletin en üst bakanları dahi bu şantiyeden haberdar olmuşlardır, bize verdikleri talimatlarla Çatalca yolu bitmeden şantiye kaldırılmayacak demişlerdir” diyerek kaçak fabrikanın çalışmasında devletin en üstünün de sorumluluğunu itiraf etmişti. Buna karşın mahalle halkının direnci aşılamayınca fabrikanın çalışması için Eylül ayına kadar mahalleliden süre istendi ve geçen pazartesi de fabrikanın çalışmaları geçici olarak durduruldu. Bu süre zarfında Toplumcu Mühendis ve Mimar Meclisi ile mahalle halkının çalışmaları sonucunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na mahalleliden toplanan imzalar ile kaçak fabrikanın kaldırılması ve halk sağlığına zararlarının ölçülmesi için şikayet dilekçesi verilirken, kaçak fabrikaya verilen doğal gazın kesilmesi için Trakyagazdaş’a başvuruldu.

Doktor, mühendis ve hukukçular Mahalle halkıyla birlikte mücadeleye devam edecek
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Toplumcu Mühendis ve Mimar Meclisi’nden Hande Tunca, bir buçuk yılın sonunda fabrikanın kapanma noktasına gelmesinin halkın mücadelesinin bir eseri olduğunun altını çizerken, yine halkın mücadelesinin basında yer almasının TMM Meclisinin mahalle ile bağlantı kurmasına neden olduğunu belirtti. Bu etkinliğin emekten, halktan yana mühendisler, doktorlar ve hukukçular ile halkın mücadelesini birleştirmek, bundan sonrasında neler yapılabileceğine dair akıl ortaklığı oluşturmak ve bu saldırılara daha sonra maruz kalabilecek kesimlere bir şeyler taşıyabilmek için önemli olduğunu belirten Tunca, sürecin üç önemli ayağının olduğunu, bunların halk sağlığı, çevresel zararlar ve hukuksal mücadele olduğunu söyledi.

Daha sonra söz alan Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube temsilcisi Menekşe Kızıldere, yasalara göre mahallenin içerisinde yer alan fabrikanın yerleşim alanlarından 20 km uzakta kurulması gerektiğini, bunun göz göre göre işlenen bir suç olduğunu söyledi. Bu nedenle hukuksal mücadelenin ancak halkın mücadelesinin bir parçası olduğunda önemli olabileceğini belirten Kızıldere, topraktan, fabrika atıklarının bırakıldığı sudan ve eğer fabrika tekrar çalışırsa havadan yapılacak ölçümlerin de önemli olacağını belirtirken, bunun için bir çalışma yürütülmesinin hukuki sürece de faydalı olacağını söyledi.

İSİG Meclisi’nden Doktor Ertuğrul Oruç bu tip halk sağlığını tehdit eden gelişmelerde en zor tespit edilen zararların insan sağlığını etkileyenler olduğunu, bunun nedeninin de ülkemizde özellikle bu gibi konularda verilerin doğru düzgün toplanmıyor ve korunmuyor olması olduğunu söyledi. Bu sebeple sağlığa ilişkin verilerin özellikle çevresel etkenlerle bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yine de mahalle ile ilgilenen aile hekimindeki ve hastanedeki verilerinin fabrika öncesi ve sonrası olarak değerlendirilmesinin önemli olacağını vurgulayan Oruç, asfaltın kanserojen etkisinin önemli olduğunu bunun verilerinin ise uzun vadede ortaya çıkabileceğini belirtti.

Mahalle sakinleri fabrika ile birlikte solunum ve deri hastalıklarının, astım hastalarında ise solunum sıkıntılarının arttığını belirtti. Solunum yollarında rahatsızlığı olan genç bir kıza ait hastalığın özellikle bu süreçte anormal bir şekilde ilerlediğinin doktor tarafından tespit edildiği söylenirken, ayrıca bir çok ayçiçek ve domates tarlasında ürününün önemli oranda azaldığı, fabrikaya yakın olan birkaç tarladan ise hiç ürün alınamadığı ifade edildi.

Fabrikanın kurulmasının ardından birçok ağacın kuruduğunu, sabahları sokaklarda, araç üstlerinde zift tabakalarının oluştuğunu, yine fabrikaya yakın evlerde ancak panjurları çekerek oturabildiklerini belirten mahalle sakinleri, fabrikanın yanındaki bir binanın ise boşaltıldığını belirtiler. Fabrikanın gece gündüz çalıştığını, özellikle geceleri kokunun çok arttığının altını çizdiler.

Adalet için Hukukçulardan Avukat Özgür Urfa ise hukuki açıdan konuya iki noktadan yaklaşılabileceğini, bunlardan birinin suçu işleyen ve bu suçun işlenmesine göz yuman yetkililerin cezalandırılması için suç duyurusunda bulunulması, ikincisinin ise fabrika nedeniyle uğranılan zararın tazminine dönük suç duyurusunda bulunulması olduğunu belirtti ve hukuki sürecin kamuoyu oluşturma süreciyle beraber ilerletildiğinde anlamlı olabileceğini vurguladı.

Mahalle halkı, bile bile zehir saçan bu fabrikanın bu kadar süre çalıştırılması suçunu işleyenlerin cezalandırılması için herşeyi yapabileceklerini vurgularken, etkinlik önümüzdeki döneme ilişkin olarak fabrika açılmasa bile dava sürecinin başlatılması, kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi, çevre kirliliğine dönük gerekli ölçümlerin yapılması için girişimlerde bulunulması yönünde bir yol haritası çizilerek sonlandırıldı.

(soL-İstanbul)