Tecavüze uğrayan kadına kürtaj izni yok

AKP’nin gerici kadın politikaları yüzünü göstermeye başladı. Isparta’da yaşanan olayda, tecavüz sonrası hamile kalan kadına mahkeme kararıyla kürtaj yasağı getirildi.
Cumartesi, 08 Eylül 2012 11:15

Başbakan’ın en az üç çocuk doğurun ihtarıyla başlayan, sezeryan ve kürtaj yasağıyla hız kazanan AKP'nin kadınlar üzerindeki muhafazakar hamleleri kendini somut olaylarla göstermeye devam ediyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında normal doğuma zorlanan kadının kan kaybından ölmesinden sonra, yeni bir olay da Isparta’da yaşandı. Tecavüze uğrayan kadına, gebeliğinin 29. haftasında olması nedeniyle mahkeme kararıyla kürtaj yasağı kondu. Tecavüz sonrası gebe kalan ve kürtaj olması yasaklanan N.Y’le birlikte, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın akıllara durgunluk veren “Tecavüz sonucu doğan çocuğa gerekirse devlet bakar” açıklaması da gerçek oluyor.

Isparta’nın Yalvaç ilçesi, Korukaya köyünde kendisine tecavüz eden Nurettin Gider’i av tüfeği ile öldürdükten sonra, gözaltına alınıp mahkeme tarafından tutuklanan N.Y, "Ölsem bile bu çocuğu doğurmayacağım" derken kürtajın 10 haftayla sınırlı olduğu Türkiye’de gebeliğinin ilerlemesi nedeniyle hastaneden gelen rapor üzerine genç kadının kürtaj olması yasaklandı. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesine göre kadının mağdur olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde gebelik 20 haftaya kadar sonlandırılabiliyor.

Mahkeme eliyle tecavüzcüler aklanıyor
Isparta’da yaşanan örnek yargının sicilini bozan ilk olay değil. Zira yargının tecavüz ve cinsel istismar davalarında cezaların çok geç verildiği sıklıkla da suçların cezasız kaldığı görülmekte..

Geçtiğimiz Ağustos ayında Sakarya Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen utanç davasında 14 yaşındaki genç kıza cinsel istismarda bulunan 35 kişi tahliye edildi. Gizlilik kararı alınan Ö.C davasında sanıkların isimleri ilk defa rumuzlu kullanılırken toplu tahliye akıllarda soru işareti bıraktı.

Yukarıdaki örnek son zamanlarda yargının insanlıkdışı ilk kararı değil. 18 yaşında ensest sonucu hamile kalan down sendromlu genç kızın babasına verilen 15 yıllık ceza, Adli Tıp’ın ‘Bekaretin bozulmadığı’ yönündeki raporuyla temyizde bozuldu. Mahkeme aynı zamanda davanın ‘basit cinsel istismar’ olarak değerlendirilmesini ve cezada indirime gidilmesini istedi.

Ensest davasında baba lehine karar veren Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Mardin’de 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki N.Ç davasında rıza unsurunu gerekçe göstererk yerel mahkemenin 'Mağdurenin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu' yönündeki kararını onamıştı.

AKP’den kadın düşmanı açıklamalar
Mahkemeler istismar ve tecavüz davalarında mağdurlar aleyhine karar alıp, tecavüzcüleri aklarken hükümet de akıldışı açıklamaları ile buna zemin kuruyor. Kadına yönelik muhafazakar politikanın sonuçları cinsel istismar davalarının artması, tecavüzcülerin serbest bırakılması, kürtajın ve sezeryanın yasaklanması olarak şekillenirken, AKP’nin akıldışı söylemlerini bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Özel bir hastahanenin açılışında sezeryana ilişkinin öfkesinin üç çocuk meselesinden kaynaklı olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasında “ Kürtaj ve sezeryan cinayettir” diyerek kürtaj yasağının sinyallerini vermişti. Aynı konuşmada Başbakan, “ Kürtaj yasasını çıkartacağız” demiş, yasa tasarısı Haziran ayında mecliste görüşülmüştü. Aynı konuşmada Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a yetki verdiğini söyleyerek, “ Bakanıma söyledim. Kürtajla ilgili yasayı çıkaracağız” açıklamasını yapmıştı.

Başbakan’dan tam yetkiyle sezeyan ve kürtaj tartışmalarının uygulayıcısı Akdağ ise, “Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?’ deniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar.” diyerek tecavüze uğrayan kadınların da gebeliklerini sonlandırmaması gerektiğini savunmuştu.

Akdağ’ın açıklamalarının hemen ardından TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün de kürtajın tecavüzden daha büyük bir suç olduğunu iddia etmiş ve tecavüze uğrayan kadınların doğurması gerektiğini savunmuştu. Bosna’da tecavüze uğrayan kadınlar üzerinden kürtajın tecavüzden daha büyük bir dram olduğunu ileri süren Üstün, “Anne karnında o bebekler öldürülseydi, tecavüzcülerin yaptığından çok daha büyük bir dram, suç ortaya çıkacaktı” diyerek down sendromlu doğacak diye bebeklerin aldırılmasının yanlış olduğunu söylemişti. Skandal konuşmasında Üstün, kürtajın insan hakları, hukuki ve felsefi boyutlarının olduğunu olduğunu ve konunun sadece modern tıp üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söylemiş, "Tecavüz eylemi bir suç. Bu suçun cezasını kim çekmeli? Tecavüzcü çok ağır bir şekilde çekmeli. Ama siz tecavüzcüye değil, tecavüz sonucu ortaya çıkacak insana bunu ödetiyorsunuz" diyerek tecavüz sonrası kadında olabilecek psikolojik sorunları çözmeyi de toplumun görevi olarak açıklamıştı. Konuşmasında hasta doğumlarda da kürtaja karşı çıkan Üstün, bunu savunmak için kendi ailesindeki otistik ve down sendromlu akrabalarını örnek vermişti.

AKP’li bakan ve vekillerin kürtaj konusundaki skandal söylemleri bunlarla da sınırlı kalmamış Erdoğan, partisinin Genel Merkez Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada “Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere'dir” diyerek katliamın sorumluluğunu üzerinden atan bir açıklama yapmıştı.