İKD: Kabına sığmamakta direnen örgüt

İlerici Kadınlar Derneği, 3 Haziran 1975'te ufak bir gecekonduda ilk bürosunu açtığında, Türkiye'de kadınların mücadele tarihinde önemli bir örgütün ilk adımı atılıyordu.
Cuma, 03 Haziran 2011 11:52

Kimi der ki kadın,
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın,
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşığıdım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim, hayat arkadaşımdır...

Nazım Hikmet

15 bine yakın üyesi, 33 şubede örgütlenmişti. Yayın organı olan “Kadınların Sesi” dergisi 30 bin baskıya ulaştı. Bunun yanında, kreş, işsizlik, pahalılık, 20 yılda emeklilik, gündelikçi kadınların sigortalanması etkinlikleri, Şubat 1976’da 5000 kişinin katıldığı “Evlat Acısına Son” mitingi, Ocak 1980’de “Süt Kampanyası”na ilişkin 40 bin imza toplanması... Kısacık bir ömürde kabına sığmamakta direnen bir örgüt, bir hayat...

Derneğin adı ilk olarak “Demokratik Kadın Derneği” olarak düşünülür. Ancak, diğer sol hareketlerin kadın üyeleri tarafından“emekçileri böleceği” gerekçesiyle bir kadın derneği kurulmasına karşı çıkılır. Bütün bu tartışmalar derneğin kuruluşunun 8 Mart 1975 tarihine yetişmesi hedefine engel olur. 8 Mart 1975’te dernek kurulamasa da yapılan kutlamalar sırasında, TKP’nin radyosunda “komünist kadınların öncülüğünde kadınlar örgüt kuruyor” açıklaması yapılır.

Otuz kadın tarafından oluşturulan, 3 Haziran 1975 tarihinde resmi olarak kuruluşu onaylanan İKD’nin ilk merkez binası İstanbul’un Çeliktepe semtinde tek odalı bir gecekondunun giriş katında açılır.

İKD'nin (İlerici Kadınlar Derneği) tohumları, TKP kökenli Marksist kadınların biraraya gelmesi ile atıldı. 3 Haziran 1975’te TKP'nin kadın örgütü olarak kuruldu. İlk ve tek başkanlığını Beria Önger yaptı. Kitlesel bir kadın örgütü yaratmak, kadınların kurtuluşunun sosyalizm ile geleceğini vurgulamak doğrultusunda Türkiye’de ciddi çıkışlar gerçekleştirdi. Bununla birlikte kadınlar, siyasi parti ve örgütlere katkı sunmak konusundaki tereddütlerini ortadan kaldırmışlardı.

İKD, 1978 yılına kadar yaygınlığını hep korudu. Birçok ilke imza attı. Hiç bir zaman da ilkelerinden vazgeçmedi. Faşist saldırıların yoğunlaştığı 1978 yılından itibaren İKD yeraltına çekildi. Nitekim dernek, 28 Nisan 1979'da kapatıldı.

Marksizm mi, Feminizm mi?
İKD, özellikle 1980 sonrası feminist hareketler tarafından çok eleştirildi. Bunun sebebi örgütün yeteri kadar feminist bir yapıya sahip olmaması idi. İKD’yi anlatan “Kızıl Feministler” ve “Ve Hep Birlikte Koştuk” kitaplarının yazarı Emel Akal bu eleştirilere şöyle yanıt veriyor:

‘İlerici Kadınlar Derneği'nin kurucuları ve militanları olarak feminizmi sosyalizme alternatif, bir burjuva ideolojisi ve hareketi olarak gördük. Oysa ki ikinci dalga feminizm, birinci dalga burjuva feminizminden çok farklıydı. Feminizm kadınların ezildiğinin, aşağılandığının kabul edilmesi ve kadınların kurtuluşuna dair bir proje sunulmasıdır. Ama kadınların neden ezildiği konusunda feministler ayrılıyor. Kadınları sistem eziyor diyenler ve kadınları patriyarka eziyor diyenler var... Dolayısıyla kadınları patriyarkaya karşı mücadeleye çağıranlar da, kadınları toplumsal sisteme karşı mücadeleye çağıranlar da feminist kategorisine giriyor. Feminizm homojen değil ve çok parçalı. İKD, feminist olursa Marksist olamayacağından endişe eden bir kuşaktan oluşuyordu. Ama 21. yüzyılda, bugünkü Türkiye'de Marksistler nasıl işçi sınıfının, ezilen ulusların, ırkların mücadelesinin yanındaysa ezilen cinsin de kurtuluş mücadelesinin yanında yer almak zorundadır. Komünistlerin kadının kurtuluşuna kör olduğuna ilişkin iddialara hak verecek tutum içine girmemelidirler. Dolayısıyla ezilen cinsin mücadelesi feminizmdir ve kendi ideolojileri doğrultusunda komünistler de Marksist feministirdirler.’

İKD Kronolojisi

1975:

- 20 Yılda Emeklilik Kampanyası ile 5000 imza topladı.
- Profilo’da işyeri kreşi açılması faaliyeti başarıyla sonuçlandı.
- Okuma-yazma ve ilkokul diploması kursu başlatıldı.
- Fazla mesailere karşı kampanya başlatıldı. İş haftasının 40 saat olması istendi.

1976:

- Lübnan’daki Filistinli kadınlara ilaç, süt tozu, dayanıklı gıda ve giyecek maddeleri sağlama kampanyası başlatıldı.
- 5000 kişinin katıldığı “Evlat Acısına Son” mitingi yapıldı.
- Ankara’da “Faşizmi Protesto” mitingine katılım sağlandı.
- “Her İşyerine Kreş” kampanyası çerçevesinde işyerlerine tazminat davaları açıldı.
- Kadınların Sesi dergisi çıkarıldı.
- DİSK ile ortaklaşa “Ana ve Emekçi Olarak İşçi Kadının El Kitabı” broşürü yayınlandı.
- Kadınların Sesi’nin baskı sayısı 10 bine çıktı.
“Gündelikçi Kadınlar Sigortalanmalı” başlığında imza kampanyası başlatıldı.

1977:

- Şube sayısı 16’ya çıktı.
- MESS’e karşı direnen Maden-İş grevcileriyle dayanışmaya gidildi. Dayanışma tezgahları açıldı. 50 bin dayanışma pulu bastırıldı. Grev yerlerinde yemek pişirildi.
- Milliyetçi Cephe hükümeti ve zamlar, Gaziosmanpaşa Kapalı Spor Salonu’nda 300 emekçi kadınla protesto edildi.
- FAKO ilaç fabrikasının zehirli atıklarına karşı imza kampanyası başlatıldı.
- İşsizliğe, pahalılığa, faşizme karşı çeşitli illerde mitingler yapıldı.
- “Nötron Bombasına Hayır” başlıklı imza kampanyasında toplanan imzalar Barış Derneği’ne iletildi.

1978:

- Zonguldak’ta bir kadın öğretmenin doğum sırasında ihmalden ölmesi üzerine sessiz yürüyüş yapıldı. İhmali görülen doktora işten el çektirildi.
- Kürtajın yasalaştırılması, devlet eliyle ve en sağlıklı şekliyle uygulanması istendi.
- Kreş seferberliği için toplanan 60 bin imza, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
- “Doğum İzinleri Birleştirilsin” kampanyası sonucunda 1475 sayılı iş yasası’nda İKD’nin talepleri doğrultusunda yeni değişiklikler yapıldı.

1979:

- Kadınların Sesi’nin tirajı 30 bine çıktı.

1980:

- “Süt Kampanyası”na ilişkin 40 bin imza, TBMM Dilekçe Komisyonu’na verildi.

(soL - Kadın)