işçi sınıfı

“Gümbür gümbür” gelmek için...

(4 Şubat notları) Konfederasyonları bu greve TEKEL işçisi zorladı. Sonuç hiç kuşkusuz bir “genel grev” değildir ama emekçi toplamının küçümsenmeyecek kesiminde gözle görülür bir ayağa kalkma halidir. “Genel grev” silahının iyi kullanılmaması nedeniyle pişmanlık duymak yerine bundan sonrası için kollar sıvanmalı, Türkiye işçi sınıfının canlanan bölmeleri tahkim edilmeli ve ortaya çıkan enerji olabildiğince yayılmalıdır. İlgili haberler:  YCİB'ten patronlara "aynı dilde" yanıt

Ve CHP sınıfı keşfetti…

CHP işçi sınıfının farkına vardı. Düne kadar “İşçilerle muhatap değiliz” diyen Baykal “AKP’yi Tekel işçisi götürecek” şeklinde açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu ise "sol"a sınıf bilincini anlattı.

TEKEL işçisi ne yaptı?

Benim kuşağım 15-16 Haziran 1970’deki işçi kalkışmasını çocukluk yıllarında karşıladı. Bir yarım on yıl sonra siyasi mücadeleye ilk adımları atarken, 12 Martlı dönemden hafızamda kent merkezlerinde elde makas uzun saçlı erkek avına çıkan subaylar ve bazı oyuncakları gürültü yaptığı için yasaklayan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı bildirileri dışında bir şey kalmamıştı. Ama yavaş yavaş gelişen siyasal aklım, faşist darbe öncesindeki süreçte 15-16 Haziran’ın ne kadar büyük bir önem taşıdığını kavramaya başlamıştı.

ODTÜ'de 'AKP ve işçi sınıfı' tartışıldı

Sosyalist Düşünce Topluluğu’nun düzenlediği panele katılan Gelenek yazarları Metin Çulhaoğlu ve Erhan Nalçacı, AKP'nin geçmişini, geleceğini ve işçi sınıfının siyasete müdahalesini tartıştılar.

Sosyalizm istemek hayalcilik mi?

“Devrim” diyen de var, “karşı devrim” diyen de. Ülkede olağanüstü gelişmeler yaşandığında herkes birleşiyor. Çok değil bir yıl önce “abartmayın” diyenlere rastlardık, neyse ki fazla inat etmediler ve onlar da teşhis koyma derdine düştüler. Biz ise “felaketin eşiği” dedik, “Amerikancı büyük dönüşüm” dedik, “Yeni Osmanlı” dedik. Her birinin bir anlamı var. Başka şeyler de söylenebilir elbet. Ama biz bunları bırakalım ve “özel” dönemde solun nasıl bir strateji geliştirebileceği sorusuna verilen yanıtlarla ilgilenelim.

Sınıfın İçinde

Türkiye'nin burjuva düzeni gerçekten olağan dışı bir dönemden geçiyor. Yaşananlar uzun süredir izlenen sosyoekonomik politikaların bir sonucudur. Dışa bağımlılık, en nihayetinde, siyaseti Kürt sorununda ve dinin toplumsallığı meselesinde kilitlemiştir. Öte yandan aynı bağımlılık olgusu hem sanayiyi hem de tarımı çöküş noktasına getirmiştir. Son 10 yıl içinde tarımdan geçinenlerin oranı yarıya inerken, önemli sanayi işletmelerinin tümü özelleştirilmiş, yatırımlar durdurulmuştur.

Ne ve Nasıl Yapmalı?

Sosyalizm çöktüğünden, sosyalist çevreler lime lime döküldüğünden beri, yalnızca siyasal değil, ideolojik üstünlük de karşı tarafa geçti. 1970'lerde işçi sınıfını birleştiren sınıf kimliğinin yerine din üzerinden yeni bir kimlik ve paradigma yaratılması, dinin toplumsallığı ifade eder hale gelmesi bu ortamda olanaklı oldu.

NHKM'de Aki Kaurismäki filmleri

Ekim ayı boyunca, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismäki'nin kendi ülkesinin işçi sınıfı kahramanlarını anlattığı üç filmini izlemek mümkün.

Kriz ne yana düşer?

Ekonomik krizin 2008 sonbaharı ve onu izleyen kış aylarında belirli işçi tepkileriyle karşılaştığını hatırlıyoruz. Arada, gerçekten de peş peşe fabrika işgali girişimlerinde bulunulan haftalar yaşandı. Eylemlerin nicelik ve oranı ise pek sınırlı kaldı. Hatta bu kısa süreli ve sınırlı eylemlerin ardından Türkiye işçi sınıfı tedirgin edici bir sessizliğe büründü. Süregiden grev ve direnişlere haksızlık edilmemeli. Ancak ülkemizin en ağır biçimde etkilendiği bir ekonomik krizin toplumsal etkisinin bu düzeyde kalması hayra alamet değildir. Burada bazı yanlışlardan uzak durulmalıdır.

Haydi Anayasa Yapalım! KEMAL OKUYAN

Patron ağırlığını koydu ve kapatma davası sonrasına işaret etti: 12 Eylül Anayasası artık bizi kesmiyor, daha fazlasına gereksinim var.