demokrasi

Hangi demokrasi? Hangi özgürlükler? (V): İnsancıl emperyalizm

Demokrasi denildiğinde tanımlama da gerekiyor. Günümüzde çünkü demokratlığı ellerine almış kimselere kaptırmayanlar, kendileri gibi düşünmeyenleri kolayca anti-demokratlıkla suçlayabiliyorlar. Örneğin ABD'nin Irak'taki işgaline karşı olmak Saddam yanlısı anti-demokrat olmak için yeterli olabiliyor. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz ama anti-emperyalist olmanın anti-demokrat olmakla ne gibi ilgisi olabilir diye insan düşünmeden edemiyor. Biraz demokrasinin tarihine, özellikle düşünce tarihine baktığımızda Tocqueville karşımıza çıkar.

Cumhuriyet Coşkusu (?)

Geçen hafta Cumhuriyetin 86. kuruluş yıldönümünü medyamızın bol al bayraklı yayınlarına göre çoşkuyla kutladık. Birileri bu haberlere inanmamızı istiyor ama, nafile işgüzarlık, Erkân-ı Hükümetin Anıtkabir’de ki törende asık, çatık kaşlı yüzlerine baktığımızda böyle bir çoşkunun izine bile rastlamadık. Yığınlara gelince hepsi ekmek derdinde, iş derdinde. Çoşku içten gelmeli. Başarılı sonuçlar kıvancı, mutluluğu yaratır. Oysa neredeyse yüz yaşına basacak olan cumhuriyet tam anlamıyla bir “sükût-u hayale” dönüşmek üzere.

Kitap okuma, eyleme katılma, katılanlardan uzak dur

AKP'nin Türkiye'yi demokratikleştirdiği söyleminin propaganda edildiği son 3 yılda, muhalifleri sındirmeyi ve kitlelerin hukuka inancını yok etmeyi amaçlayan onlarca dava açıldı.

Başbuğ'a suç duyurusu!

Ufuk Uras ve bazı arkadaşları Genelkurmay Başkanı için suç duyurusunda bulunduğunu duyduğumda ilk aklıma gelen, Başbuğ'un "halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik"le suçlanmasıydı. Öyle ya, yalnızca bugünkünün değil, Türkiye'deki hemen bütün Genelkurmay Başkanları'nın alışkanlığıdır "tahrik"... Milliyetçilik, şovenizm... Bütün bunlar bu kapsamda değerlendirilebilir.