Berlin Duvarı

Sosyalizm Düşmanı ‘Solcular’ Modası

Bir dünya sistemi yıkıldı, o sistemin simgelerinden biri, Berlin Duvarı da öyle, ama tartışmalar hâlâ sürüyor. Artık bir açıklık sağlama zamanıdır oysa.

20’nci yıldönümünü geride bıraktığımız Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla, dünya, genç bir arkadaşımızın mükemmel vurgusunu yinelersek, sosyalizmden geriye kalmış bir dünya olarak artık üzerimizdedir. “Şimdi bu duvarın yıkılışını ve o büyük çöküşü solculuk adına savunmak zorlaştı” diye düşünenler vardır. Ama yanılıyorlar. Karşıdevrim, soldan veya sola oynayanlardan hep daha yeni güçler veya eski aşinalar devşirir.

Duvarın altından faşizm çıktı

Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yılı nedeniyle düzenlenen törenlerde, Batılı ülke liderleri “sosyalizmin çözülüşü kutlarken”, Almanya’da yerel seçim sonuçları, faşizmin yükselişine işaret ediyor. Faşizmin özellikle de Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla “özgürlüğe” kavuştuğu iddia edilen doğu eyaletlerinde tutarlı bir tabana erişmesi dikkat çekiyor.

Berlin'de duvar soytarılığı

Berlin Duvarı'nın 1989 yılında yıkılışının 20. yıldönümü vesilesiyle Berlin'de şatafatlı törenler düzenlendi, 1,5 kilometre uzunluğunda domino taşlarından sembolik bir duvar yapılarak Leh Walesa'ya yıktırıldı. Tüm büyük Batı Devletleri'nin liderleri oradaydı. Liderler duvarın yıkılmasından ve ardından tüm dünyaya hakim olan sistemden ne kadar memnun olduklarını ifade ettiler.

Yıkılan Duvarın Bedeli...

Berlin Duvarı’nın yıkılış yıl dönümü kapitalizmin zafer yıl dönümüne dönüştürüldü. Peki, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve ardından da Doğu Bloğu’nun çöküşü kapitalizm için gerçekten “zafer” miydi?

Murat Belge’den “Duvar” incileri

Programa “Kapitalizm sosyalizm karşısında zafer kazandı mı?” sorusuna “Yıkılan zaten sosyalizm değildi” cevabıyla başlayan Murat Belge, “İnsanları duvarlar arkasında zaptetmeye çalışan bir sistem sosyalizm olamaz, yıkılan sosyalizmin tarih öncesidir, yolundan sapmış bir sosyalizm deneyidir” diyerek devam etti.

Yıkılan bir duvar ve bir cumhuriyet

Son yıllarda Alman halkına ısrarla bir “süper kurtuluş günü” olarak propaganda edilen 9 Kasım’ın, bu ülkenin tarihindeki korkunç bir damgayla anıldığı biliniyor. Yahudi soykırımı, 9 Kasım 1938’de ülkedeki Yahudi ibadet evleri havralar ile Yahudilere ait işyerlerinin ateşe verildiği o gece başladı. 9 Kasım gecesi tarihe “Kristallnacht” olarak geçti. Berlin Duvarı’nın da bir 9 Kasım gecesi yıkılması, tarihin tuhaf ama kaçınılması gereken bir cilvesi olarak nitelendiriliyor.

Berlin’de duvar şovu hazırlığı

Aylardır Berlin Duvarı'nın yıkılışının 20. yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutlayan Alman hükümeti, 9 Kasım'da ''Özgürlük Bayramı'' adı altında görkemli kutlamalar düzenlemeye hazırlanıyor. Brandenburg Kapısı önünde düzenlenecek kutlamaya Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile çeşitli ülkelerden temsilcilerin katılması bekleniyor.

20 Yıl Sonra

Geçen yüzyılın üç on yılına, 60’lar, 70’ler ve 80’ler, damgasını vurmuş bir kurumdu ve apar topar yıkıldı. 1961 ağustosundan 1989 kasımına kadar elbette sosyalist bir işlevi vardı. Biraz da o işlevin sonucu olarak, 9 Kasım 1989 gecesi delinmesinin hemen ardından sosyalizm Avrupa haritasından silindi.

Meksika sınırındaki, İsrail’deki duvarların yanında pek de önemli olmayan Berlin Duvarı’ndan söz ediyoruz. 20 yıl önceki bir tarihin bugüne bıraktığı izlerden...

Almanya'dan da Kürt açılımı

Federal Almanya’nın 2010 yılında Erbil’deki başkonsolosluğu üzerinden Kürt Bölgesi sakinlerine Alman ve Schengen Vizesi vereceği kesinleşti. Dışişleri Bakanlığı’nın bu doğrultuda son düzenlemeleri yaptığı, muhtemelen mart ayından sonra yeni uygulamanın başlayacağı belirlendi. Bir süre önce Almanya’nın Erbil Başkonsolosu Dr. Oliver Schnakenberg’in Kurdistan TV’ye açıklamalarda bulunduğu ve sözü geçen tarihten itibaren bölgedeki Kürtlerin Schengen Vizesi için Ankara’ya gitmeye gerek duymayacaklarını söylediği bildirilmişti.

Yıkım Zamanı

Althusser izleseydi, " Özne gibi çağırma, işte tam burada ete kemiğe bürünmüştür!" diyebilirdi. Nerede? Bir kısa filmde. İnsanların kimisi yatağında yakalanmış, kimisi şehrin kıyısındaki boş bir arazide takılmış ama daha önemlisi ilerlemelerini önleyen, tedirgin eden ve üstlerine gelen görünmez bir duvarın ardına sıkışıp kalmışlar. Yalnızlar, çaresizler. Duvar o kadar yakınlarına sokulmuş ki kiminin suratını yamultmuş kiminin parmak uçlarını bükmüş. Görüntüler yetmemiş ve tekrarlayan, cızırtılı bir ezgi ile görüntülerin rahatsız edici havasına tekinsizlik de eklenmiş.

Pages