barış

Mükemmel (Yetkin) Diye Bir Nesne, Olgu, Süreç Var mı?

Mükemmele yönelirken en uygun, tüm verilerin dört dörtlük bir ortam sunduğu koşulları aramak, böylesi bir durumun oluşmasını beklemek, ne ölçüde doğrudur, hatta içinde doğruluk payı taşıyor mudur; akıl ile vicdan (Kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güç) birlikteliğinin bu sorunda yeri nedir; sözcüğün tam anlamıyla, alçakgönüllülükle, bu yazının konusunu oluşturuyor.

TKP'den kapatma sonrası açıklama

DTP'nin kapatılma kararının açıklanmasından hemen sonra bir değerlendirme yapan Türkiye Komünist Partisi Siyasi Bürosu, "Kürt Sorunu"na Dair başlıklı bir açıklama yaptı. İşte açıklamanın tam metni:

Marksizmi Bırakın, Bunlar Aydın Bile Değil

Şimdi “açılım”a tavır almak, amiyane tabirle sallamak moda oldu. AKP’nin niyeti yeni bir askeri operasyonmuş, asıl amaç PKK’nin tasfiyesiymiş, ortada açılım filan yokmuş, AKP MHP’den bile tehlikeliymiş, bütün bunlar Amerikan oyunuymuş, hükümet kanlı bir planı uygulamanın eşiğindeymiş... Çok değil, bir ay öncesine kadar açılım büyük bir fırsattı, burjuva demokratik devrimin müjdecisiydi, AKP’nin niyeti ne olursa olsun değerlendirilmeliydi...

Açılıma “yalan”la destek!

Şu ana kadar “açılım”ın ABD marifeti olduğunu kabul etmeyen görmedim. Hükümete yakın bütün kalemler altını çize çize “bu işin arkasında ABD var” diyorlar, sürece karşı konulamayacağına işaret ederek... PKK ve DTP çevrelerinden yapılan karmaşık açıklamaları süzdüğünüzde yine aynı olguyla karşılaşıyorsunuz. Eğer “destek” moduna geçildiyse, “ABD Kürt gerçeğini kabullendi, bölgede barış istiyor”; yok “eleştiri” gerekiyorsa, “ABD PKK’yi ortadan kaldırmaya çalışıyor” şablonu devreye sokuluyor. Ama her durumda ABD’li bir şeyler var. Soldan, sağdan söylenen bu: Açılım gücünü ABD’den alıyor.