Toyota'da işçiyseniz sorun çok: Üretim bandından fışkıran sömürü, hastalık, işsizlik, ölüm...

İşçiler sömürüyü soL'a anlatmaya devam ediyor... "Benim babam Toyota gibi adam" ve "O varsa sorun yok" sloganlarıyla sevimli görünmeye çalışan markanın iç yüzüne bakmaya çalıştık... Eski bir Toyota çalışanı yaşadıkları sömürüyü, kandırmacayı, güvencesizliği, meslek hastalıklarını, üretim bandında heba olup giden ömürleri soL okurları için anlattı...
Ahmet Çınar
Çarşamba, 11 Ekim 2017 15:09

Televizyon reklamlarında "Benim babam Toyota gibi adam", "O varsa sorun yok", "Hayatı hafife al" sloganlarıyla tüketiciye sevimli görünmeye çalışan Japon markasının iç yüzüne bakmaya çalıştık...

Toyota çalışanının anlattığı sömürü çarkı, hiç de "hayatı hafife al" sloganındaki kadar hafif değil... Üretim bandında yabancılaşan, iş baskısı altında bunalan, meslek hastalığıyla boynu düzleşen Toyota işçileri bir süre sonra robotlaşıyor, adeta insanlıktan çıkıyor... Her şey Japon patronlar daha fazla kazansın diye!  

Toyota Türkiye'nin Sakarya'daki fabrikasında sömürü sürecinin her aşamasına tanıklık eden eski bir Toyota çalışanı, yaşadıkları sömürüyü, kandırmacayı, güvencesizliği, meslek hastalıklarını, üretim bandında heba olup giden ömürleri soL okurları için anlattı... 

Eski bir Toyota çalışanısınız... Sömürünün ve olumsuz çalışma koşullarının hangi türleri yaşanıyor Toyota'da? Anlatabilir misiniz?

Sömürünün en büyük tipi ücretlendirme... Evet, bir sözleşme imzalıyorsunuz ancak bir otmobil fabrikasında çalışmanın ağırlığını bilmeden, çalışma koşullarını bilmeden imzalanıyor bu sözleşme. Genelde bu fabrikaya şehir dışından gençlerimiz geliyor, 18-25 yaş aralığındaki gençler Toyota ismine aldanarak, "kurumsal bir yer, maaşı belli" düşüncesiyle geliyorlar. Ama size sunumda anlatılanlar ile önünüze konulan sözleşme çok farklı. Zaten 10-12 günlük eğitimin ardından 5S, TPM, Toyotaway gibi kafanız bir jöle kıvamına geliyor. Sonra sözleşme imzalanıyor. Sözleşmede yazılan rakam brüt maaştır. Bunu nedeni rakamın yüksek görünmesi için. Çünkü brüt maaş nete dönüşüncece kuş kadar kalıyor, İşçi adayı kaçmasın diye brüt maaş yazılır sözleşmeye. Sonuçta oraya gelenler muhasebeci değil, herkes üniversite mezunu da değil, her gördükleri rakama inanan işçiler. Neyse imza atıldıktan sonra, işçiye "Biz sizi altı ay denemeye alıyoruz, bu sözleşme geçici" derler. İnsan kaynakları yeni aldıkları işçilere "İş kazası yapmayın, işe geç kalmayın, işinizi düzgün yapın" der. Neyse, imza atıldıktan sonra deneme işçisi olarak başlarsınız. Bir hafta on gün sonra hatta girersiniz. Önceden 77 saniye olan tact time 76'ya düşürülür (Tact time bir arabanın yapılış süresidir.) Her bir saniye, günde sekiz araba kazandırır Toyota'ya... 

Peki işçi? Ona pek bir şey yok. Toyota'ya ne kadar faza araba kazandırırsanız kazandırın, bu fazla üretimin işçiye bir faydası yoktur. İşe bir başladıktan sonra artık nefes alamazssınız. "Hadi dayanalım" dersiniz, çünkü eve ekmek götürmek zorundasınızdır. Ay sonu gelir, sana ilk girerken 2 bin 120 TL+sosyal haklar denmiştir, ama ödenen para aşağı yukarı bin 800 liradır. Toyota'da işe başlayan herkes ilk maaş günü bu şoku yaşar. 

Örneğin bize, ben eski çalışanım, ilk işe girdiğimizde "Bin 800 lira+Gece vardiyası ödemesi+diğer haklar+3 ayda bir brüt maaş ikramiye" dendi; genç arkadaşların hepsi işten ayrılınca, avlar kaçmasın diye brüt maaşı sözleşmeliye üç aya eşit aralıklarla bölüp ödediler.

"BİZ 'KADRO' DEDİKÇE ONLAR 'KADER-KISMET' DEYİP BİZİ OYALADILAR"

Neyse, altı ay çalışır, işinizi gerçekten düzgün yaparsınız, amirlerinizle aranız iyidir, arkadaşlarınızla aranız iyidir, işinizi iyi yapan örnek personelsinizdir, sözleşme tarihi bitmek üzeredir, amirlerin gözüne bakarsınız... Tabii bu arada gelen 100 kişi ise 90'ı kaçar fabrikadan işin ağırlığından. Amirler de seni "aslansın kralsın" diye gazlar. "Abi kadro" dersin, "Dur oğlum daha var" der. Sözleşmenin bitmesine bir hafta kala "abi kadro" dersin, "kader-kısmet" dolu cevaplar havada uçuşur. Ve son gün şutlanırsınız... İnsanların iş güvencesini, geleceğini son güne bırakırlar ve son gün sözleşmeniz yenilenmez. Bu arada "İhtiyaç doğrultusunda yeni personel alacağız kadroya" derler, tam sizi şutladıkları gün yeni personel gelmiştir. Siz kendi kendinize sorarsınız, "Madem ihtiyaç yoktu, maden sözleşmem yenilenmedi, neden yeni personel alındı" diye...

"HALKTAN TOPLANAN VERGİLER, JAPON SERMAYESİNE UCUZ İŞ GÜCÜ MALİYETİ OLARAK YAMANDI"

Yeni personel almalarının nedeni, AKP'nin başlatığı şu yeni istihdam seferberliğidir. Benim bin 800 olan maaşımın ve SGK primlerimin 773 TL'si altı ay boyunca devlet tarafından karşılanmıştır. Toyota patronları da, her altı ayda bir, maliyetini devletin ödediği personeli yeniler. Sizi kovar, yenisini alır. Yani altı ay daha yeni personelin maaşını devlete ödetir. 

İşte devlet böyle böylece, halktan aldığı vergiyi Japon patronlara "ucuz iş gücü maliyeti" olarak yamar. 

"TOYOTA'DA İSENİZ POTANSİYEL HASTASINIZDIR"

Toyota çalışanları arasında özellikle bazı meslek hastalıklarının özellikle ve yoğun olarak görüldüğünü biliyoruz... Hangi hastalıklar bunlar? BU hastalıklara yakalanan çalışanlar ne yapıyorlar? Toyota'nın hastalıkların önlenmesi konusunda bir önlemi var mı?

Toyota'da çalışanların en çok yakalandığı hastalık meniskus, bel ve boyun fıtıkları... Şu anda benim çalıştığım bölümde 20-25 yaşlarında iki-üç arkadaşımız meniskus oldu. Bir amirimiz bacaklarında sıkıntı yaşıyor. Toyota'da çalışırsanız, bu hastalıklar sizin için potansiyel hastalıklardır. 

"SENDİKAYI NE DUYDUK NE DE GÖRDÜK"

Sendika var mı Toyota'da? Sendikanın işçi lehine faaliyetleri oluyor mu?

Sendikayı ben ne duydum ne gördüm. Sadece sosyal medya üzerinden bir sendika olduğunu okudum, 60 kişi kayıtlı imiş galiba. Kendilerini de "İşçi sendikayı istemiyor" diye savunuyorlar. Nisan ayı Japonlara göre yılbaşı olduğu için zam ayıdır. Benim zam hakkımı, büyük ihtimalle işçi temsilcileri görüşüyor, sendika değil. İşçi temsilcilerinin maaşını Toyota veriyor. Eee bu adam beni ne kadar savunabilir ki... Maaşını özel olarak Toyota'dan alan temsilci benim hakkımı ne kadar savunabilir? Anlayacağınız sendikayı duyan gören yok burda. 

"ÜRETİM BANDINDA TEMPOLU OLMAZSAK KAPI DIŞARI EDİLİRİZ"

Bant üretiminin yoğun yaşandığı iş yerlerinden biri Toyota? Bu çalışma yönteminin ne gibi zorlukları, sakıncaları var? Yaşadıklarınızdan örnekler verebilir misiniz?

Bant üretiminin en büyük sıkıntısı şunlar:

Birincisi, psikolojik olarak "aman üretim yetişsin" baskısı... Yani iş baskısı... 

İkincisi de vücutsal fonksiyon kayıpları, sağlık kaybı... Sonuçta 76 saniyede bir araba yapıyoruz değil mi? Sürekli tempo olmak zorunda, yoksa kapı dışarı edilirsiniz. 

Bant üretimi böyle bir üretimdir işte... 

"BURADA ROBOTLAŞTIK, İNSANLIKTAN ÇIKTIK"

Tanık olduğunuz, yaşadığınız, sizin ya da çalışma arkadaşlarınızın başına gelen olumsuz çalışma koşulları gibi olaylar varsa, bunları anlatır mısınız?

Olumsuz çalışma koşullarından biri de yemek saati süresi... Bizim bölümde ekipmanları çıkar, elini yüzünü yıka, yemekhaneye koş, sıraya gir, prosese geri git, tekrar ekipmanları giy; zaten gitti 15 dakika... Hİç soluklanmadan yemek ye, o da 15 dakika... Sonra tekrar tempo... 

Toyota'nın dünyadaki diğer fabrikalarına göre, en fazla çalışılan fabrikaların Türkiye'de olduğu söyleniyor... Bu doğru mu? Günde kaç saat çalışıyordunuz?  Fazla mesai ücretleriniz yasada öngörüldüğü şekliyle ödeniyor muydu?

Eğer üretim yetişmezse 12-8 mesaisinden sonra en son cumartesi-pazar ekstra mesai konulur. İnsanlar zaten hasta, bitmişler... Eşiyle, çoluk çocuğuyla geçirecek bir hafta sonları var, üretim yetişmediği için o da gider... Hiç dinlenmeden pazartesi günü yine tempo...

O yorgunlukla, o stresle işe başlarsınız, hooop iş kazası, ya tow truck çarpar ya da başka bir şey... Sebebi yorgunluk, dinlenmeme... 

Toyota Fransa ve diğer fabrikalar sekiz saat çalışır, cumartesi tatildir. Bizde cumartesi çalışma var. 

Fransa'daki fabrikayı bir aylığına üç vardiyaya çevirmişler, herkes hastanelik olmuş. Vardiya amirleri direkt üretimi durdurup "benim işçim çalışamaz" diye bandı durdurmuş. Patronlar bakmış, işçiler arasında birlik beraberlik var, tekrar iki vardiyaya döndürmüşler. Üstelik aldıkları maaş da bizimkinin üç katı. 

Biz Türkiye Toyota'da hem Avrupa'dan daha fazla üretim yapıyoruz, rekorlar kırıyoruz hem de onların aldığı maaşın üçte birini alıyoruz. Reva mıdır bu!

Toyota çalışanları artık robotlaşmış durumda, sosyal hayat sıfır... Sonra gelsin iş kazaları, meslek hastalıkları... Yeter ki üretim durmasın! 


İŞÇİLER soL'A KONUŞUYOR